Tesettürlülerde osteoporoz riski çok fazla

Tesettürlülerde osteoporoz riski çok fazla
Tesettürlülerde osteoporoz riski çok fazla
Antalya'da düzenlenen kongrede konuşan Prof. Sedat Kiraz, kemik erimesi hastalığına özellikle tesettürlü kadınlarda daha sık rastlandığını söyledi

 

 

Mehmet ÇINAR

ANTALYA'da düzenlenen 10'uncu Ulusal Romatoloji Kongresi'ne katılan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı öğretim üyesi Prof.Dr. Sedat Kiraz, “Hastalığa karşı kalsiyum ve D vitamini yani güneş ışını çok önemli. Bu hastalık tesettürlü kadınlarda bu yüzden çok daha fazla görülebiliyor” dedi.
Serik İlçesi Belek Beldesi'nde bulunan Susesi Otel'de düzenlenen kongreye katılan Prof.Dr. Sedat Kiraz, kadınlarda ve 75 yaş üstünde sık görülen ve halk arasında kemik erimesi olarak bilinen osteoporoz hastalığına ilişkin açıklamalarda bulundu.
Osteoporoz hastalığının kemiklerdeki kalsiyum azalmasına bağlı yoğunluğun ve dayanıklığın azalması olduğunu belirten Prof.Dr. Sedat Kiraz, osteoporozun tüm iskeletin zayıflamasına ve özellikle omurga, kalça, el bileğinde kırıklara yol açan ve ağrı ile kendini göstermeyen sinsice ilerleyen bir hastalık olduğunu söyledi.
Türkiye'de yaşam süresi ortalamasının yükseldiğini ve bu yüzden yaşlı sayının da arttığını belirten Prof.Dr. Sedat Kiraz, hastalığın önümüzdeki yıllarda daha yaygın görüleceğini kaydetti. Osteoporozun 75 yaş üstü hemen herkeste görüldüğü, menopoz sonrası dönemdeki her 3 kadından birinde görüldüğüne işaret eden Prof.Dr. Sedat Kiraz, osteoporozun görüldüğü kadınların büyük bir bölümünün tesettürlü olduğunu söyledi. Prof.Dr. Sedat Kiraz şunları söyledi:
“Kadınlarda östrojen hormonunun azalmasıyla birlikte kemiklerdeki kalsiyum miktarı düşmeye başlıyor. Menopozla birlikte ortaya çıkan hormonal değişim, kadınlarda hastalığın sık görülmesinin ana nedenidir. Hastalığa karşı korunma ve tedavi yöntemlerinde ise kalsiyumdan zengin süt ve süt ürünlerinin tüketilmesi gerekiyor. Kalsiyum ve D vitamininden zengin diyet yapılması ve güneşten mutlaka yararlanılması gerekiyor. D vitamini için güneş ışınların dolaylı olarak değil direkt yararlanılması gerekiyor.”
Türbanlı ve türbansız kadınlardaki hastalığın görülme oranları ile ilgili bir araştırma bulunmadığını kaydeden Prof. Dr. Sedat Kiraz, “Şu kadarı türbanlı, şu kadarı türbansız diyemeyiz ama giyinme biçimi güneş ışınlarından doğrudan yararlanılmasını olumsuz etkiliyor” diye konuştu.


ROMATİZMA HASTALARINA DOMUZ GRİBİ UYARISI

Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi İç Hastalıkları Anabilim Dalı Romatoloji Bilim Dalı Öğretim Üyesi Prof.Dr. İhsan Ertenli, romatizmal hastalığı bulunanların mutlaka domuz gribi aşısı olması gerektiğini söyledi. H1N1 aşısının öncelikli uygulanması gereken hasta gruplarından birinin de romatizmal hastalığı nedeniyle bağışıklık sistemini baskılayıcı tedavileri kullanan hastalar olduğunu söyleyen Prof.Dr. İhsan Ertenli, şunları kaydetti:
“Bu hastalarda hem bağışıklık sistemleri baskılanmış olduğu için hem de eşlik eden böbrek, kalp veya AC komplikasyonları nedeniyle infeksiyonların ağır seyretme riski artmıştır. H1N1 enfeksiyonun seyri mevsimsel gripten farklı görülmemektedir. Sağlıklı bireylerde bir hafta içinde geçmektedir. Ölüm oranı aynı mevsimsel gripte olduğu gibi binde bir düzeyindedir. Mevsimsel gripten en önemli farkı hızlı yayılma potansiyelidir. Sağlık Bakanlığı'nın öngörüsüne göre ülkemizde 5 milyon kişinin bu hastalığa yakalanma riski sözkonusudur. Romatizmal hastalıklarda grip aşısı, pnömokok (zatürre) aşısı gibi cansız aşıların yapılması tüm kılavuzlarda rutin olarak önerilmektedir.” (dha)