Teşhis guatr tedavi ölüm

Hatice Eşiyok guatr ameliyatı olmak için gittiği özel hastanede öldü. Hastanede laboratuvar bile olmadığı ortaya çıktı.
Haber: DEMET BİLGE / Arşivi

İSTANBUL - "Ameliyat günü, eşimle birlikte oğlumuz Sergen'i okula bıraktık. Bu, Sergen'in annesini son görüşü oldu." Bu sözler geçen yıl Özel Doğaner Hastanesi' nde tedavi hatası nedeniyle on yıllık eşini yitiren Ahmet Eşiyok'a ait. Adalet arayışı içinde bir yıldır mahkemeler arasında mekik dokuyan ve 500 milyar lira tazminat isteyen Eşiyok, "Bir daha kimsenin canının yanmaması için uğraşıyorum" dedi.
'Bir gün' sonsuz oldu
Her şey guatr hastası olan 30 yaşındaki Hatice Eşiyok'un tavsiye üzerine İÜ Tıp Fakültesi Genel Cerrahi Bölümü'nde görevli Prof. Dr. Necmettin Sökücü'nün Aksaray'daki muayenehanesine gitmesiyle başladı. Ameliyat, doktorun önerisiyle Aksaray'daki Özel Doğaner Hastanesi'nde yapıldı. 'Bir günde taburcu edileceği' söylenen Eşiyok, bir daha hastaneden çıkamadı.
İki çocuk annesi Hatice Eşiyok'un ölümü, bir sağlık skandalını da ortaya çıkardı. Tıbbi tahlil laboratuvarı bile olmayan hastanede, hiçbir sağlık kuralı işlemiyordu. Hastane önce mühürlendi, sonra tamamen kapatıldı. Doktorlar ve hastane sahibi hakkında dava ise ancak bir yıl sonra açılabildi. Çünkü Adli Tıp Kurumu raporunu daha geçen ay tamamlayabildi.
Gazete kâğıdında tahlil
Ahmet Eşiyok, ameliyat ve sonrasını şöyle anlattı: "17 Ekim 2000' de saat 14.00'te eşimi ameliyata aldılar. İki saat sonra ameliyat bitti. Asansör olmadığı için eşimi bir sedye üzerinde merdivenlerden indirerek, bir odaya yatırdılar. Bir görevli de gazete kâğıdı üzerinde boğazdan alınan örnekleri tahlile götürüyordu. Eşimle görüşmeme izin vermediler. Bu arada ameliyatı yapan Prof. Sökücü hastaneden ayrıldı.
Doktora ulaşılamıyor
Çocuklarımı görmek için eve gittim. Tam bu sırada telefon çaldı, eşim fenalaşmıştı. Hemen hastaneye gittim. Ancak eşim ölmüştü. Doktor ve hemşireler beni dışarı çıkardı. Görevliler telaşla Sökücü'ye ulaşmaya çalışıyordu. Ama kimsede telefonu yoktu. Prof. Sökücü'nün numarasını 118'den buldular.
Mağdur, sanık oldu
Bir süre sonra doktor geldi, biz de içeri girdik. Bu sırada gelen bir polis bize bağırmaya başladı. Sonra bizi Aksaray Polis Karakolu'na götürdü. Doktorlar onlara
'hakaret' ettiğimizi söylüyordu. Sabah saat 05.00'e kadar karakolda kaldık. Eşimin cenazesini sabah alabildik."
Olaydan sonra ilk dava eşini kaybeden Ahmet Eşiyok ile babası İbrahim Eşiyok'a açıldı. Gerekçe doktorlara hakaretti. Fatih Asliye Ceza Mahkemesi'nde yapılan duruşmalarda doktorların talebi üzerine dinlenen tanıklar saldırı olmadığını söylüyordu. Üstelik İbrahim Eşiyok o gün hastanede bile değildi.
500 milyarlık dava
Bu arada on yıllık eşini kaybeden Ahmet Eşiyok da doktorlar hakkında suç duyurusunda bulundu. Ancak dava bir yıl sonra açılabildi.
"Adalet istiyorum" diyen Eşiyok, hukuk mücadelesini şöyle anlattı:
"Savcılık dava açabilmek için Adli Tıp raporunun gerekli olduğunu söylüyordu. Ben de iki günde bir Adli Tıp'a gidip raporu sordum. Bir yılın sonunda rapor hazırlandı.
Eşimin tedavi hatası nedeniyle öldüğü belgelendi. Fatih Cumhuriyet Savcılığı da doktorlar hakkında dava açtı. Ayrıca hastaneyi denetlemeyen Sağlık Bakanlığı ve doktorlar hakkında toplam 500 milyar liralık tazminat davası açtım."
***
'Geç kalan müdahale sonucu öldü...'
Fatih Cumhuriyet Savcılığı, ameliyatı yapan Prof. Dr. Necmettin Sökücü, narkozu veren Dr. Çağlar Yitmener, hemşire Müzeyyen Çınpır, nöbetçi doktor Sohrab Jan Nesar ile hastanenin sahibi ve baştabibi Doğan Yaşar Sarıbeyoğlu hakkında TCK'nın 455. maddesi uyarınca 'Dikkatsizlik ve tedbirsizlikle, meslekte acemilik sonucu ölüme neden olmak'tan iki yıldan 5 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açtı.
Adli Tıp raporuna dayanılarak hazırlanan iddianame şöyle: "17.10.2000 tarihinde ameliyat edilen Hatice Eşiyok'un gece saat 23.30 sıralarında fenalaştığı, nöbetçi doktorun bulunamadığı, bu süre içinde fenalaşan ve solunum güçlüğü çeken Eşiyok'un geç kalan müdahale sonucu öldüğü, hastanede hemşire olarak başka işlerde çalıştırılan hemşirenin de temizlik kurallarına uymayarak, enjekte etmesi gereken ilaçları açıkta, önlem almadan Eşiyok'a enjekte ettiği, baştabip Doğan Sarıbeyoğlu'nun özel hastane yönetmeliği gereği bulunması
gereken personel ve araç-gereci bulundurmayarak olayın gelişmesine sebebiyet verdiği anlaşıldığından sanıkların cezalandırılmasına..."
***
Bu hastanede yaşamak bir mucize
Hatice Eşiyok'un ölümünden bir gün sonra İl Sağlık Müdürlüğü doktorları tarafından hazırlanan tutanağa ve bilirkişi raporlarına göre işte söz konusu hastanenin durumu:
"Özel Doğaner Hastanesi'nde yapılan denetimde, hastanenin zemin katında banka şubesi bulunduğu, hastane katlarında mevcut odaların bir kısmıyla ameliyathanenin kilitli olduğu, radyoloji laboratuvarının Dr. Muammer Etingü adına ruhsatlandırıldığı, ancak hastanede laboratuvar niteliği taşıyan donanımlı bir ünitenin olmadığı, hasta asansörünün olmadığı, tıbbı tahlil laboratuvarının olmadığı, yangın merdivenin ikinci kattan başladığı, özürlü tuvaletinin olmadığı, nöbetçi hekim çizelgesinin düzensiz olduğu ve adı geçen şahısların kimlik ve branşları ile ilgili bilgilerin güven verici olmadığı, hasta kayıtlarının bulunmadığı, bodrum katları ve morg bölümünün son derece bakımsız, sağlık kurallarına aykırı olduğu, hastanede ambulans olmadığı, sorumlu müdür ve görevlilerin büyük kısmının görev başında olmadığı belirlendi."