Teşkilata 'rehavet' uyarısı

Teşkilata 'rehavet' uyarısı
Teşkilata 'rehavet' uyarısı
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan parti tabanına seçim rehaveti uyarısı yaptı. Erdoğan, "En küçük gevşeme olmamalı" dedi.
Haber: TARIK IŞIK - tarik.isik@radikal.com.tr / Arşivi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan yaklaşan yerel seçimler öncesinde teşkilata ‘rehavete kapılmayın’ uyarısı yaptı. Başbakan, “En küçük bir gevşeme, en küçük ihmal Türkiye ’nin eski Türkiye’ye rücu etmesine sebep olabilir” dedi. Erdoğan, Suriye Devlet Başkanı Beşar Esat’dan ise, “Şamdaki Yezid” diye söz etti. Cuma günü başlayan AK Parti ’nin 21’nci istişare toplantısı dün sona erdi. Başbakan Erdoğan toplantının kapanış konuşmasında şu mesajları verdi:
HZ. HÜSEYİN’İN MESAJLARI ANLAŞILAMADI: Hz. Hüseyin’in, yaşamı kadar şahadeti de bizlere çok önemeli, hem de unutulmayacak dersler verdi. Kerbela faciasının üzerinden 1374 yıl geçmesine rağmen Kerbela’nın tam olarak anlaşılmadığını, Hz. Hüseyin’in şahadete erişerek vermeye çalıştığı mesajın hala tam anlaşılmadığını görüyor ve bunun acısını tüm coğrafyamızda yaşıyoruz. Hz. Hüseyin, Kerbela’da inandığı dava uğruna başını verirken, bize kardeş kavgasının ne kadar büyük bir acı ne kadar derin bir yara olduğunu da öğretti.
YEZİD’İN YANINDA YER ALIYORLAR: Bugün başta Irak ve Suriye olmak üzere mezhep taassubundan yola çıkarak kardeşine kasteden herkes en başta Hz. Hüseyin’in aziz hatırasını çiğnemiştir. Herhangi bir camide ibadet eden masum Müslümanlara hatta çocuklara kasteden herkes Hz. Hüseyin’in değil hiç tartışmasız Yezid’in yanında yer almıştır.
ŞAM’DAKİ YEZİD: Şam’daki Yezid, kendi halkına, kendi vatandaşına her gün yerden ve gökten ölüm gönderiyor. Şimdi birileri çıkmış bize ‘Susun, konuşmayın, görmeyin, hissetmeyin’ diyor. Allah aşkına, susarsak, duymazsak, görmezsek, oradaki acıyı yüreğimizde hissetmezsek yarın biz Hz. Hüseyin’in yüzüne nasıl bakarız?
YEZİD’LERİN YANINDA DEĞİLİZ: Bizim her meselede safımız bellidir. Biz tarih boyunca hiçbir zaman Yezidlerin tarafında olmadık. Bundan sonra da Yezidlerin tarafında olmayacak, Hz. Hüseyin’in safında yer almaya devam edeceğiz. Açık söylüyorum; yaşadığımız acılar bir Sünni-Şii çatışması değil, bir hak ve batıl çatışmasıdır.
TEŞKİLATA UYARI: Biz öyle bir yokuş çıkıyoruz ki, bu yokuşta durmanın, duraklamanın, rehavetin hiçbir mazereti yoktur. Biraz soluklanayım diye bir kenara iliştiğiniz anda o dik yokuştan, o uçurumlardan, zirvenin eteğindeki o kayalıklardan milletin emaneti düşer, milletin sancağı düşer ve yuvarlanıp gideriz. En küçük bir rehavet milletin kazanımlarının heba olmasına yol açabilir. En küçük bir gevşeme, en küçük ihmal Türkiye’nin eski Türkiye’ye rücu etmesine sebep olabilir.
DEFANSİF DEĞİL, OFANSİF OLACAĞIZ: O çalışıyor, öyleyse benim çalışmama gerek yok. Bu ifade bize kaybettirir, bu emaneti yere düşürür. Biz bütün teşkilat olarak bize iftira atanlardan çok daha fazla cesur olmak zorundayız. Onlar yıkmada ne kadar cüretkarsa , biz yapmada o kadar cüretkar olmak zorundayız. Efendim şunlar böyle yaptılar, bunlar şöyle yaptılar. Ne demek ya. Onların görevi yakıp yıkmak, bizim görevimiz ise daha fazlasını yapmak. Bu böyle bilinmeli. Yani, alçakların, şerefsizlerin cesareti kadar, namusluların eğer cesareti olmazsa o zaman kaybederiz. Defansta kalarak olmaz. Biz ofansif olacağız.