Teziç: İktidar kafayı imam-hatibe taktı

'Laiklik temel'
Cumhuriyet'in temeli eğitim, onun da temeli laiklik. Milli Eğitim Bakanlığı'na (MEB) söylüyorum: Üniversitelerle bu kadar uğraşacağınıza ortaöğretim sorunlarını çözme gayretine girin. Başbakan hakem değil, taraf. Bir konuya odaklanıp seçim meydanlarında malzeme yapmak hiç isabetli değil.
'Ağzımızı açmadık'
Ağzımızı açmadık, ama meydanlarda hep meslek okulları ve arkasında saklı olan imam-hatipler dile getirildi. Üniversiteler meslek okulları değil, araştırma kurumları. Üniversiteye gideceklerle meslek okullarına gidecekler birbirinden ayrılır, sorun çözülür.
'Kadro için yol'
Merkezi burs kadrolaşma yolu açar; burslarda belediye devreye giriyor da üniversite niçin çıkıyor? Bugün başkanlık sisteminden güçlü bir mekanizma var. Birbirimizi dinleyelim. Konu olan seçimler değil, geleceğimiz.

ANKARA - Hükümeti sert bir dille uyaran YÖK Başkanı Prof. Erdoğan Teziç, AKP'yi yükseköğretimle uğraşmak yerine yakında 4 milyon öğrenciyi üniversite önüne yığacak olan ortaöğretimin sorunlarını çözmeye çağırdı. Teziç, parlamenter sistemin iktidar-muhalefet dengesinin bozulduğunu belirtirken, hükümetin 'YÖK çalışmalarını imam-hatiplere indirgeyerek seçim malzemesi olarak kullanmasını' da "Bu, hiç isabetli olmamıştır" sözleriyle eleştirdi.
Milli Eğitim Bakanlığı ile yürütülen YÖK yasa tasarısı görüşmelerinden çekilen Teziç, dün Rektörler Komitesi'ni toplayıp gelişmeleri değerlendirdi. Teziç, şöyle dedi:
'Burslar, iktidar yanlılarına'
"Dernek ve vakıflara ilişkin yasayla, yükseköğretim dernek ve vakıfları artık hiçbir şekilde bağış alamayacak. Vakıf üniversitelerinin gelirlerinin
kesilmesi üniversitelerde büyük aksamalara neden olacak.
Bursların merkezileştirilmesiyle siyasi iktidarların kendine yakın genç bir kadro oluşturmasının yolu açılacak. Üniversitelere yapılacak bağışlar da kesilebilecek. Hükümet, çalışmasına gerekçe olarak öğrencilerin değişik yerlerden burs almasını gösteriyor. Peki belediyeler, niçin devreye giriyor da üniversiteler devreden çıkıyor?"
Teziç, gazetecilerin sorularına yanıt verirken şu ifadeleri kullandı:
Başbakan taraftır: Bu aşamadan sonra Başbakan'ın bir hakem olma konumu artık söz konusu olmayacaktır. Sporda bir kural var. Taraf hakem olmaz. Başbakan bir taraftır, hükümet, MEB ile bir taraftır. Sayın Başbakan'a böyle bir öneri götürülse dahi, eski bir sporcu olarak kabul etmesinin centilmenlik kurallarıyla pek bağdaşır yanı yok. Hakemlik yoluyla bir Annan Planı'nda, Kıbrıs'ta olduğu gibi bir şeylerin Başbakan'ın önerisiyle
kabul edileceği eğiliminin hiç de isabetli olmadığını düşünüyorum.
Cumhuriyeti'n temeli laik eğitimdir: Yükseköğretim konusu, Anayasamızdaki konumumuz nedeniyle, bizim inisiyatifimizde ele alınmalıydı. Üniversitelerin önüne, yakın gelecekte 4 milyon öğrenci yığılırsa, bunun çaresini bulamamış olan bir bakanlık ortaya çıkar. Evlatlarımızın akla dayalı, rasyonel temellerde oluşan bir eğitim sürecinden geçmesi zorunluluğu var. Cumhuriyet, verdiği eğitimle temellerini atar.
Bu eğitimin temeli de laik eğitimdir. Onun için, yavrularımızın geleceği düşünülürken, sadece bir konu üzerinde odaklanmak, seçim meydanlarında bunu seçim malzemesi yapmak hiç isabetli olmamıştır.
Meydanlarda hep imam-hatip: Biz ağzımızı açmadık. Ama seçim meydanlarında hep meslek okulları ve bunun arkasında saklı olan imam-hatipler dile getirildi. İmam-hatiplerdeki çocuklar da bu ülkenin çocukları, ama meslek okullarıyla liseye gidecekler arasındaki ayrımın isabetli yapılamadığı bir ortamda bu tartışmalar, hep siyasi boyutlarda devam edecektir. 'Herkes üniversiteye girsin' eğilimini taşıdığınız zaman üniversitelerin kapısında bugün alabileceğiniz yer sınırlıdır. MEB'e buradan açıkça söylüyorum: Üniversitelerle bu kadar uğraşacağına ortaöğretim sorunlarını çözme konusunda gayrete girin.
Eşitsizliğin daniskasıdır: Hepimizin evlatları söz konusu burada. O evlatların sahipliği söz konusu ama 'Herkes üniversiteye yerleşsin' dediğimiz zaman çözüm istemiyoruz. Mutlak eşitlik, eşitsizliğin daniskasıdır. Eğer bu bakış açısıyla devam edecek olursak, üniversiteler meslek okuluna dönüşür. Siyasiler çok büyük bir oy potansiyeli elde edebilirler ama bugün inandırıcı olan sizin izleyeceğiniz olumlu politikadır. Oy almak uğruna izleyeceğiniz politikalar bir gün ters dönüp açmazlara götürebilir.
Seçim değil, gelecek: Parlamenter rejimimiz bugün iki partili bir yapıda devam ediyor. Hatta o hale geldi ki; çok büyük bir çoğunluğun olması, şimdi Anayasa'da yapılmak istenen başkanlık sisteminden de daha güçlü bir mekanizmayı karşımıza çıkarmıştır. Parlamenter sistemin, zayıf muhalefet karşısında iktidar-muhalefet dengesi bozulmuştur. Bu denge devlet iktidarıyla parti iktidarı arasındaki dengeye dönüşmüştür. Onun için biz sorunlarımıza yaklaşırken, bu politik bütünlüğü görmezlikten gelemeyiz. İktidar üniversiteleri dinlesin, biz de görüşlerimizi içtenlikle belirtelim. Söz konusu olan gelecek seçim değil, istikbalimiz olan çocuklarımızdır.
ÜAK da Teziç'in arkasında
Rektörler Komitesi'nin ardından Üniversitelerarası Kurul (ÜAK) toplandı. Toplantıda, YÖK'ün çekilme kararına destek verilirken yayımlanan bildiride,
"İktidar son bir yıldır, üniversiteleri kendi etki alanına alabilmek için almış olduğu bir dizi karar ve çıkardığı bazı yasalarla kurumlarımızı çalışamaz hale getirdi" denildi.