Teziç'ten Erdoğan'a ders

Anayasa hukukçusu olan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün AKP Grubu'nda yaptığı konuşmasına bir basın toplantısıyla yanıt verdi.

ANKARA - Anayasa hukukçusu olan YÖK Başkanı Prof. Dr. Erdoğan Teziç, Başbakan Tayyip Erdoğan'ın dün AKP Grubu'nda yaptığı konuşmasına bir basın toplantısıyla yanıt verdi. Teziç, hükümete adeta 'Anayasa ve egemenlik' dersi verdi. İşte Erdoğan'ın sözleri ve Teziç'in yanıtları:
Erdoğan: Egemenlik hakkının kullanıldığı çatı burasıysa, yani Meclis'se herkes buradaki kararlara saygı duymak zorunda.
Teziç: Anayasa'da, aynen, 'Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir' deniliyor. Ayrıca Anayasa'nın 6. maddesine göre, egemenliğin kullanılması yetkili organlar eliyle olur. Bu demektir ki, egemenliğin aidiyeti kayıtsız şartsız Türk milletindedir. Ama egemenliğin kullanılması kayıtlı ve şartsız bir yetkidir. TBMM de bu egemenliği kullanan yetkili organlardan sadece birisidir.
Egemenlik hakkını kullanan başka organlar da vardır. Örneğin, yargılama organları.
Eğer bir kanunla ilgili Anayasa Mahkemesi'ne başvurulmuşsa, mahkeme bu kanunun bazı maddelerini kanundan ayıklayabilir. Böylelikle, Meclis'in düşünmediği bir irade ortaya çıkar. İşte bu nedenle, Meclis son sözü söyleyen yer değildir.
Çoğunlukçu mu, çoğulcu mu?
Kanun dediğimiz şey, parlamentodaki çoğunluğun siyasi tercihidir. Eğer diyorsak ki; 'Bu uyulması gereken nihai karardır', o zaman şu anlam ortaya çıkıyor: Acaba AB'ye yöneldiğimiz dönemde Türk demokrasisi çoğunlukçu mu çoğulcu mu bakış açısına sahip? Eğer çoğulcu dediğimiz iktidar, 'tek irade, yegâne irade benim' diyorsa, bu demokratik olma özelliği taşımaz.
Eğer çoğulcu diyorsak; yani muhalefet, denetleyen yargılama organları, sendikalar, dernekler, kuruluşlar, üniversiteler, barolar, vs. vardır. Parlamentonun kullandığı yetkinin mutlak, dokunulmaz, mutlaka saygı duyulması gereken bir yetki olarak baştan ortaya konulması, bir doğru ifade değildir.
Erdoğan: TBMM'ye gönderilen YÖK tasarısı mutabakata dayalı bir metin.
Teziç: Neyin mutabakat olduğunu açıklamak Milli Eğitim Bakanı ve Başbakan'a düşer. Doğrusu, neyin mutabakat olduğunu anlamakta da çok güçlük çekiyoruz.
Erdoğan: Toplumsal mutabakat, salt olarak kurumlararası, kuruluşlararası mutabakat değildir. Toplumsal mutabakat, vekâleti veren milletin mutabakatıdır.
Teziç: Meclis'teki çoğunluk millet iradesini değil, seçmen çoğunluğunun iradesini dile getirir. Onun için kanunlar milli iradenin ürünüdür dersek, 'tek yetkili TBMM' demiş oluruz ki; o zaman da bu onun dışında denetimi kabul etmiyoruz anlamına gelir. Bu anlayış çok yanlıştır, çağdışıdır.
Erdoğan: YÖK Başkanlığı'nın bize sunduğu taslakta, 'Bu kanunu Bakanlar Kurulu ve YÖK yürütür' ibaresi yer alıyordu. Bu nasıl demokrasi? Ne zamandan beri YÖK bu ülkede yürütme kurulu sıfatı aldı?
Teziç: Bu yürütme görevini sahiplenme amacıyla yapılmadı. Anayasa'nın 131. maddesine dayanan hukuki bir zorunluluk olduğu için zarif bir formülle bunu ifade etmeye çalıştık. Bir art niyet yok.
Erdoğan: Ben dört kez aldatıldım. Bu konuda 17 aydır bekliyorum.
Teziç: Ben bir söz verdim ve onu yerine getirdim. Bu konuda hiçbir eleştiri kabul edemem. Rektör arkadaşlarımızın bazıları da 'Aldatıldık' demişti. Şimdi Başbakan da aldatıldığını söylüyor. Bunları görünce, en isabetli kararı masadan çekilmekle yapmış olduğumuzu anlıyoruz.