TOBB'da diktatör tartışması

TOBB'da diktatör tartışması
TOBB'da diktatör tartışması
Erdoğan, "Bana diktatör diyen karşımda oturuyor. Meydan meydan geziyor" dedi. Kılıçdaroğlu yanıt verdi: "Anayasayı çiğneyene ne nedir?"
Haber: SELÇUK ŞENYÜZ / Arşivi
HACER BOYACIOĞLU / Arşivi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ’nun da katıldığı dünkü Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Genel Kurulu’na ‘diktatör’ atışması damgasını vurdu. Erdoğan, salondaki Kılıçdaroğlu’na bakarak, “ Bana diktatör ifadesini kullanan kişiler var, karşımda şu anda bulunuyorlar” diye yüklendi. Kılıçdaroğlu ise, kendisini dinlemeden salondan ayrılan Erdoğan’a “Konuştu ve ayrıldı. Neden beni dinlemiyor. Cesaret edemiyor, anayasayı çiğneyen bir kişiye ne denir?” diye yanıt verdi.
TOBB Üniversitesi’ndeki 70. Genel Kurul’a ilk olarak Başbakan Erdoğan geldi. Erdoğan’ın yerine oturmasından 10 dakika sonra da Kılıçdaroğlu salona geldi. Kılıçdaroğlu, Erdoğan ile tokalaşmadan kendisine ayrılan yere oturdu. Başbakan, yaklaşık 50 dakika süren konuşması boyunca sık sık Kılıçdaroğlu’nu eliyle işaret ederek eleştirdi. Kılıçdaroğlu ise bu eleştirileri gülümseyerek takip etti. 

Hiçbir şey eskisi gibi olmaz

Erdoğan’ın TOBB Genel Kurulu’ndaki konuşmasında şu mesajları verdi: “Soma’daki kazanın tüm boyutlarıyla aydınlatılması gerekiyor. Hem kazanın sebebi tam olarak aydınlatılacak hem de ihmali olanlar bunun hesabını vereceklerdir. Bu kazanın ardından en fazla üzerinde durmamız gereken konu bir kez daha iş sağlığı ve güvenliği konusudur. Tedbir maliyetlidir, pahalıdır ancak tedbirin eksikliği çok daha pahalı çok daha maliyetlidir. Tevekkül asla ve asla tedbirsizlik anlamına gelmez. Kader ve kaza tedbiri elden bırakmak anlamına gelmez. Tayyip Erdoğan kaza ve kadere iman eder. Ancak buna inanmayanların da olduğunu biliyoruz. Bununla alay eden köşe yazarları da gördük. İşçi ‘bana bir şey olmaz’ diyerek örneğin baretsiz çalışıyorsa sendika, işveren buna itiraz edecek. Canın telafisi yok. Kalıcı hastalığın, sakatlığın tedavisi yok. Ben diyorum ki bizim adım atmamıza gerek olmadan işveren bunun adımını atsın, gerekeni yapsın. Siyasetçiler de bunu takipçi olsunlar. Sendikalarımız yılda bir kez inatlaşmayla, polisle çatışmakla gündeme gelmek yerine bu konularla gündeme gelsin. Bu kazanın ardından Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi olamaz.”
17 Aralık ve Gezi olaylarını da tekrar hatırlatan Erdoğan, 17 ve 25 Aralık operasyonlarının ‘derbi girişi’ olduğunu söyledi. Gezi olaylarında da ‘cam çerçevenin’ kırıldığını, esnafın mağdur olduğunu söyleyen Erdoğan, kendisine yönelik ‘diktatör’ eleştirilerine de şu yanıtı verdi: “Soma’da ölen işçilerimizin Ak Parti mitingine gittiği için müstahak olduğunu söyleyenler çıktı. Böyle bir nefret suçu aleni şekilde işlenebiliyor ve hâlâ basın özgürlüğü yok deniyor. Polis, asker, bekçi şehit edenler hapse konuyor ve adları hapisteki gazeteci oluyor. Bu bir algı operasyonundur. Ve bu operasyonun hedefi şahsım, hükümetim değil 77 milyonun kendisidir. Bakın bu ülkenin Başbakanına defaatle, ‘diktatör’ yakıştırmasını yapan bir muhalefet var. Diktatör ifadesini kullanan kişiler var, karşımda şu anda bulunuyorlar. Tayyip Erdoğan diktatör olacak, sen meydanlarda dolaşacaksın. O diktatörün olduğu bir ülkede bunu yapamazsınız ama bu tür yakıştırmalarla ülkenin huzurunu bozarsınız, milletin huzurunu bozarsınız. Önce ağzınızdan çıkanı kulaklarınızın duyması lazım. Ne diyor başkan? ‘Sivil cumhurbaşkanı’. Sen sivil değil misin? Ben de sivilim. Hadi aday ol. Siz siville ne arıyorsunuz. Hâlâ apoletli arıyorsanız o ayrı mesele. Ama kusura bakmayın biz sivil milli iradeyi temsil edenleriz. İlk defa millet kendi cumhurbaşkanını seçecek. Ve milletin seçtiği cumhurbaşkanına saygı duymak zorundayız.”

‘Peki ne denir?’

CHP lideri Kılıçdaroğlu ise, Erdoğan’ın salondan ayrılmasından sonra yaptığı konuşmada Erdoğan’ın eleştirilerine sert yanıtlar verdi. Kılıçdaroğlu, anayasada uzlaşılan konuların tüm partilerin ortak imzasıyla genel kurula gitmesi konusunda ‘sözlerine sadık’ olduğunu belirtirken; Erdoğan’a “Samimiysen gel darbe hukukunu değiştirelim” diyerek seslendi. Soma’da 301 kişinin hayatını kaybettiğini hatırlatan Kılıçdaroğlu, bunun mutlaka bir siyasal sorumlusu olduğunu vurgulayarak, “Siz o siyasal sorumlunun kim olduğunu biliyor musunuz? Hepimiz biliyoruz aslında. O siyasal sorumlu, bu sorumluluğu üstüne aldı mı? Hayır almadı. Japonya’da 4 saat sular akmadı diye belediye başkanı istifa etti. Allah aşkına istifa sözcüğü aklına gelen bir siyasetçi var mı?” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, Erdoğan’ın ‘diktatör’ eleştirilerine yanıtını da şu şekilde değerlendirdi: “Başbakan Erdoğan ‘Ana muhalefet partisinin genel başkanı bana diktatör diyor’ diye söylüyor. Allah aşkına, bir billboard’a, ‘vatandaş vergisini ödüyorsa hükümet de hesabını verecek’ ilanını yasaklayan bir başbakana, dünyanın hangi modern ülkesinde sıradan bir devlet adamı kimliğiyle seslenilir? Kimse kusura bakmasın. ‘Yasama ve yargı benim için ayak bağıdır’ diyen, anayasayı çiğneyen, güçler ayrılığı ilkesini reddeden bir kişiye ne denir? Sayıştay raporlarını getirmeyeceksiniz, bir anayasal kurumu çalıştırmayacaksınız, CHP’nin bilboard’lara parasını vereceği ilanı yayımlatmayacaksınız, ‘yasama ve yargı benim için ayak bağıdır’ diyeceksiniz, sonra bu ülkede demokrasiden, hukukun üstünlüğünden söz edeceksiniz. Diyor ki ‘Ben diktatör olsam, sen gezemezdin’. Zaten bizi rahat bırakmıyorsun ki, telefonlarımızı dinliyorsun. Çoluk çocuğumuzun telefonlarını dinliyorsun. İşten çıkartıyorsun. Ama biz korkmayız, yılmayız.”

700 bin liralık saat alkış aldı


Kılıçdaroğlu’nun TOBB’un da eski yöneticilerinden olan eski Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’la ilgili “Senin bakanının koluna 700 bin liralık saati de darbeciler mi taktı” sözlerinin salonda büyük alkışla karşılanması dikkat çekti. Kılıçdaroğlu’nun TOBB yöneticilerine protokol kurallarını hatırlatması ve geçen yıl TOBB Genel Kurulu’na çağrılmadığı için katılamadığını belirtmesinin ardından; TOBB Genel Kurul Başkanı Erdal Bahçıvan da bir açıklamada bulundu. Bahçıvan geçen yıl hiçbir siyasiyi davet etmediklerini söylerken; protokol isimlerinin programlarına göre değişebileceğini söyledi.

TOBB yeni bir büyüme modeli istedi


TOBB Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu konuşmasında şunları söyledi: “Soma’da 301 kardeşimizi şehit verdik. Artık her alanda insan hayatı önceliğimiz olmalı. Bunun için herkes üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmeli. Soma faciasından sorumlu olanlar da kamu veya özel sektör hiç fark etmez, mutlaka bulunmalı ve şeffaf bir şekilde yargılanmalı. Şimdi reform ateşini yeniden canlandırıp eksik kalanları da tamamlayalım. İhtiyaç duyulan yapısal reformlar var. Bunlardan öncelikli olanlar, ‘vergi reformu, cari açığı azaltacak sanayi stratejisi, istihdamın teşviki, girdi maliyetlerinin azaltılması ve reel sektörün bankalarla çalışma ortamının iyileştirilmesi.”