Topal cinayeti sanıklarına beraat

Ömer Lütfü Topal cinayeti davasında yargılanan sekiz sanık, 'delil yetersizliğinden' beraat etti.

'Kumarhaneler kralı' Ömer Lütfü Topal'ın beş yıl önce Sarıyer'de öldürülmesiyle ilgili yargılanan 'katliam sanığı' Haluk Kırcı ile eski özel timci polis memurlarının da aralarında bulunduğu 8 sanık, 'üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli delil ele geçirilemediği' gerekçesiyle¶
beraat etti.
Beyoğlu 1. Ağır Ceza Mahkemesi'ndeki duruşmaya, tutuksuz yargılanan sanıklardan eski özel timci polis memurları Ayhan Çarkın, Oğuz Yorulmaz, Ercan Ersoy ve Mustafa Altunok ile Topal'ın eski iş ortakları Ali Fevzi Bir ve Sami Hoştan katıldı. Başka suçtan tutuklu sanık Haluk Kırcı ile davanın tutuksuz sanıklarından Serdar Özdağ ise duruşmaya gelmedi.
Duruşmada, daha önce son savunmasını yapmadığı için 'diyecekleri' sorulan Oğuz Yorulmaz'ın avukatı Kemal Ökke, savcılığın verdiği mütalaaya aynen katıldığını bildirdi.
Yorulmaz ve diğer sanıklar da savcının mütalaası doğrultusunda beraatlarına karar verilmesini istedi.
Hakim kürsüsünün önünde oturan basın mensuplarından, karar okunurken fotoğraf çekmek için ayağa kalkmamalarını isteyen Mahkeme Heyeti Başkanı İsmet İskender Tepebaşılı, "Sanıkların, üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair, mahkumiyetlerine yeterli delil ele geçirilemediğinden oybirliği ile ayrı ayrı tüm sanıkların beraatlarına karar verildi" dedi.
Başkan Tepebaşılı, sanıkların beraatlarının onanması halinde, dava konusu olaya ilişkin asıl failler hakkında işlem yürütülmesi için Cumhuriyet Savcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasını da hükme bağladı.
Duruşmaya katılan sanıklar, beraat ettikleri açıklandıktan sonra avukatlarıyla kucaklaştı. Basın mensuplarının sorularını cevaplandıran sanıklardan Oğuz Yorulmaz, bu sonucu beklediğini söyledi.
Duruşma öncesi basın mensuplarına, "Bugün siz bizden, biz de sizden kurtuluyoruz" diyen Sami Hoştan da başından beri beraat edeceklerini bildiğini, olayın Susurluk olayıyla ilişkilendirilmesinin doğru olmadığını, bundan sonra Yargıtay'ın kararını beklemek gerektiğini kaydetti.
Diğer sanıklar ise soruları yanıtsız bıraktı.
Yaklaşık 13 dakika süren duruşmayı, çok sayıda gazeteci izledi. Basın mensuplarının duruşma salonunda fotoğraf ve görüntü alma çabaları, zaman zaman izdihama neden oldu.

DAVANIN GEÇMİŞİ

Topal'ın, 28 Temmuz 1996'da Sarıyer'de otomobilinin içinde otomatik silahlarla taranarak öldürülmesinden sonra, soruşturmayı yürüten Sarıyer Cumhuriyet Başsavcılığı'nın gönderdiği fezleke uyarınca Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcılığı'nca hazırlanan iddianamede, eski özel timci polisler Ayhan Çarkın, Ercan Ersoy, Oğuz Yorulmaz ve Mustafa Altunok ile Sami Hoştan, Ali Fevzi Bir ve Haluk Kırcı'nın 'taammüden adam öldürmek ve iştirak' suçlarından idam, sigortacı Serdar Özdağ'ın da 'fer'i iştirak'ten dolayı 20 yıla kadar ağır hapis cezasına çarptırılmaları istenmişti.
İstanbul DGM'deki 'Susurluk Davası' ile birleştirilmek istenen, ancak DGM'nin bu talebi reddetmesiyle ayrıca görülmesine devam edilen davanın 11 Ekim 2001 tarihli duruşmasında mütalaa veren Beyoğlu Cumhuriyet Savcısı Özkan Süzmez, tüm sanıkların yargılama aşamasında suçlamaları reddettiğini hatırlatmıştı.
Dönemin cumhurbaşkanı Süleyman Demirel'e, bu olaya ilişkin olarak "Ömer Lütfü Topal'ı öldürenleri bulduk. Ankara merkez geldi, sanıkları elimizden aldı. İsterlerse merkez alır. Emniyetin usul ve kaidesidir bunlar. Topal'ı öldürdüklerini itiraf ettiler. Siz sorarsanız söylerler, sorunca söylüyorlar. İfadelerini zapta almadım" dediği belirtilen dönemin İstanbul Emniyet Müdürü Kemal Yazıcıoğlu'nun talimatla ifadesinin alındığını kaydeden Savcı Süzmez, Yazıcıoğlu'nun ifadesinde 'bunları söylemediğini ve konuştuklarının yanlış anlaşıldığını bildirdiğini' vurgulamıştı.
Savcı Süzmez, olay hakkında bilgisine başvurulan gazeteci-yazar Uğur Dündar'ın da 'elinde sanıkların birlikte çektirdikleri fotoğrafların olduğunu, ancak bant bulunmadığını, bantın ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz'ın elinde olduğunu söylediğini' ifade etmişti.
Bunun üzerine Ankara Ağır Ceza Mahkemesi'nde talimatla ifadesi alınan Yılmaz'ın, 'elinde böyle bir kaset bulunmadığını bildirdiğini' belirten Savcı Süzmez, olay tarihinde İstanbul Emniyet Müdür Yardımcısı olan Bilgi Ünal'ın da 'Emniyete getirdikleri sanıkların olaya karıştıklarına dair delil bulunamadığı için yazılı olarak ifadelerinin alınmadığını, olay yerinde ve silahlardan elde edilen parmak izlerinin de sanıkların izleriyle uyum sağlamadığını anlattığını' kaydetmişti.
Emniyette parmak izi uzmanı olarak görevli Ahmet Acar, Hasan Saltık ve Erdoğan İnce'nin ifadelerinde, 'şarjör üzerindeki bantta tespit edilen parmak izlerinin, Susurluk'taki trafik kazasında ölen Abdullah Çatlı'ya ait olduğunu bildirdiklerini' kaydeden Savcı Süzmez, diğer tanıkların da 'olayla ilgili görgülerinin olmadığını söylediklerini' hatırlatmıştı.
Yine dönemin Başbakanlık Teftiş Kurulu Başkan Vekili Kutlu Savaş'ın hazırladığı 'Susurluk Raporu'nda da Topal'ın öldürülmesine ilişkin deliller bulunduğunun iddia edildiğini anımsatan Savcı Süzmez, raporun getirilerek incelendiğini, ancak bu olaya ilişkin tek bir delile rastlanamadığını bildirmişti.
Savcı Süzmez mütalaasında, 'sadece sanıkların olay günü kendi aralarında yoğun bir şekilde cep telefonuyla görüşme yaptıklarının belirlendiğini, ancak bu konuşmaların da içeriği hakkında bir tespit
yapılamadığını' ifade etmişti.
Savcı Süzmez, 'tüm dosya içeriği değerlendirildiğinde, sanıkların üzerlerine atılı suçu işlediklerine dair mahkumiyetlerine yeterli, kesin ve inandırıcı kanıt elde edilemediğinden, atılı suçtan ayrı ayrı beraatlarına karar verilmesini' talep etmişti.

SUSURLUK DAVASINI ETKİLEDİ

Topal davası, Yargıtay 8. Ceza Dairesi tarafından bozulan Susurluk davası açısından büyük önem taşıyor. Daire, Topal'ın öldürülmesine karışmakla suçlanan sanıklarından bir bölümünün de aralarında bulunduğu 14 sanık hakkındaki hükmü, Topal davasının sonucu beklenmediği ve eksik soruşturma gerekçesiyle bozmuştu.