Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Yönetmeliği'ne iptal davası açıldı

Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Yönetmeliği'ne iptal davası açıldı
Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu Yönetmeliği'ne iptal davası açıldı
Ankara Barosu tarafından "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik"te yapılan değişiklerin iptali talebiyle Danıştay'da dava açıldı.

Ankara Barosu "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelik"te yapılan değişiklerin iptali talebiyle Danıştay'a başvurdu. Danıştay Başkanlığına sunulan dava dilekçesinde, İçişleri Bakanlığınca hazırlanan ve Resmi Gazete 'de 5 Ağustos'ta yayımlanarak yürürlüğe giren "Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu'nun Uygulanmasına Dair Yönetmelikte Değişlik Yapılmasına Dair Yönetmelik"in, Anayasa ile koruma altına alınmış bulunan toplantı ve gösteri yürüyüşü yapma hakkı ile ifade özgürlüğünü açıkça ihlal ettiği ileri sürüldü.

Yönetmelikle getirilen hükümlerin demokratik hukuk devleti ilkeleriyle uyuşmadığı iddia edilen dilekçede, Anayasa, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ne aykırılıklar içerdiği öne sürülen yönetmeliğin yürütmesinin durdurulması ve iptali istendi.

İNSANLARIN İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ TEHDİT EDİLİYOR

Ankara Barosundan yapılan yazılı açıklamada, Baro Başkanı Hakan Canduran'ın konuyla ilgili değerlendirmelerine yer verildi.Canduran, "Yönetmelik değişikliğiyle valilere 'açık ve yakın tehlike' bahanesiyle yürüyüşleri yasaklama ve polise ihtara gerek kalmadan zor kullanma yetkisinin verildiği" görüşünü savundu.Toplanma ve gösteri yapma hakkının, demokrasinin vazgeçilmez koşulu ve ayrılmaz parçası olduğunu ifade eden Canduran, bu hakların güvence altına alınmadığı ülkede demokrasiden bahsedilemeyeceğini kaydetti.Toplanma ve göstericilerin ifade özgürlüklerine müdahalenin, demokrasiyi işlevsiz kılacağını, demokratik toplumun varlığını tehlikeye sokacağını belirten Canduran, şu görüşleri paylaştı:"Demokratik bir hukuk devletinde güvenlik hizmetlerinin nihai hedefi, suçları ne pahasına olursa olsun önlemek değil, toplumsal hayatın normal akışını sağlamaktır. Söz konusu yönetmelikle suçu önlemek adına alınan tedbirler, insanların ifade özgürlüğünü tehdit ediyor ve önlemeye çalıştığı suçlardan daha fazla gerginliğe neden oluyor. Özgürlük-güvenlik dengesi bu anlamda doğru kurulmalı, toplumsal huzur ve güvenliği koruma adına bireysel ve toplumsal hayatı geren düzenlemelerden kaçınılmalıdır.Biz de Ankara Barosu olarak bunu sağlayabilmek için söz konusu yönetmeliği yargıya taşıdık."

AA