Toplum zararlıları

Milli servet demeyip kamu araç ve gereçlerine zarar vermeyi alışkanlık haline getirenler, her yıl sadece İstanbul'da yaklaşık 4 trilyon 660 milyar liralık zarara neden oluyor.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Milli servet demeyip kamu araç ve gereçlerine zarar vermeyi alışkanlık haline getirenler, her yıl sadece İstanbul'da yaklaşık 4 trilyon 660 milyar liralık zarara neden oluyor. 'Toplum zararlıları', adeta aydınlatma direklerindeki lambaları taşla vurma müsabakaları düzenliyor; nişancılıklarını trafik levhalarını hedef tahtasına dönüştürerek kanıtlamaya çalışıyor. Bindiği her otobüste çakısıyla bir koltuğun derisini yüzüyor.
Çakı yetmezse falçata
İETT Genel Müdürlüğü'nün başı, otobüs koltuklarını çakısıyla kesenlerle dertte. Çakısız dolaşmayan İETT zararlıları, koltuğun deri kaplamasını kestikten sonra süngerleri parçalamaktan zevk alıyor. Duygusal olanları, aşklarını da otobüsün farklı yerlerine kazıyarak ölümsüzleştirme
gayretinde oluyor. Ayrıca, "Bunu yazan tosun..." gibi ibarelerle başlayan
'özdeyişleri' otobüslerin yanı sıra girdikleri her umumi tuvalete yazdıkları da şüphe götürmez. Bu kişiler son derece sağlam bir deriden yapılan otobüslerdeki tutacakları ise kesmekte falçata kullanıyor. Bir otobüs şoförü, "Bu kadar sağlam deriyi nasıl oluyor da kaşla göz arasında kesebiliyorlar, anlayamıyorum" diyor.
Her yıl 10 bin koltuk
Bu kişilerin İETT'ye, yani kamuya bir yılda verdiği zararın toplam maliyeti 150 milyar liraya ulaşıyor. Bu maliyetin büyük çoğunluğunu zarar verilmesi nedeniyle değiştirilen koltuklar oluşturuyor. İETT, her yıl tanesi 13 milyon liraya mal olan 10 bin koltuğu değiştirmek zorunda kalıyor. Binlerce askılı tutacak yenileniyor.
Ayrıca 1996'dan bu yana eylemler sırasında 25 İETT otobüsü yakılmasının maliyeti ise 1 trilyon 330 milyar lira. İETT'nin bir diğer önemli sorunu ise şoförlere yapılan saldırılar. 1999-2000 yılı içerisinde 132 İETT şoförü saldırıya uğrayarak yaralandı. Geçen nisanda saldırıya uğrayan otobüs şoförü Turan Çil, yaşamını yitirdi.
Otobanlar atış poligonu
'Otoban zararlıları'nın en büyük zevki ise aksiyon filmlerinde sık sık rastlanan otomobilin camından sarkarak ateş etmek. Bu kişiler gece geç saatlerde trafik levhalarını, aydınlatma direklerini hedef tahtası olarak kullanıyor. Bazıları ise günün stresinin sert cisimler ile trafik levhalarını tahrip ederek atıyor.
Trafik levhası dayanmıyor
Tanesinin maliyeti 42 milyon lira ile 100 milyon lira arasında değişen trafik bilgi levhalarının yaklaşık yüzde 25'i her yıl değiştiriliyor. Karayolları Genel Müdürlüğü'nden alınan bilgiye göre, Türkiye'deki trafik işaret levhalarının toplam maliyeti 20 trilyon lira, trafik bilgi işaret levhalarının ise 11.5 trilyon lira. Büyük çoğunluğu çarpma, çalınma, kurşunlanma, sert bir cisim ile tahrip etme nedenleriyle değiştirilen trafik levhalarının toplam maliyeti de 7.9 trilyon lirayı buluyor. Sadece İstanbul'da trafik levhaları ve aydınlatma cihazlarına verilen zararın maliyeti 500 milyar lira.
Yeşil zararlıları
'Park zararlıları'nın en ayırıcı
özelliklerinden biri banklara oturuş biçimleri oluyor. Bankların oturulacak
yerlerine ayaklarını koyarlarken çok daha rahatsız olan sırt yaslama kısımlarına oturmayı tercih ediyorlar. Bankların tahtalarını yakacak olarak kullanmak için çalanlara da sıklıkla rastlanıyor. Haftasonları ise altlarında çizgili pijama, üstlerinde atlet ile piknik alanlarına değil parklara hucüm ediyor. Mangallar yakılıyor, plastik toplar havalarda uçuşuyor. Geceleri ise kimi eli biralılar, parklardaki aydınlatma direklerindeki lambaları vurma yarışı düzenliyor.
Ayrıca parklardaki sulama araçları da sürekli kırılıyor. Park ve bahçelere dikilen çiçekler de yağmalanarak, daha sonra seyyar çiçekçilerde satılıyor. İstanbul'daki park ve bahçelere, her yıl 3.5 trilyon lira tutarında zarar veriliyor.
Ya trenlerin çektiği...
İstanbul'u da içine alan 1. Bölge Müdürlüğü'ne bağlı trenlere 2000 yılında 10 milyar liralık zarar verildi. Trenlere taş atanlar da bu zararda ön sırada yer alıyor. Taş atma nedeniyle 2000 yılında trenlerde 273 cam kırıldı. Ayrıca TCDD verilerine göre 90 tane tren koltuğu söküldü. Kapısı sağlam kalan banliyö treni ise neredeyse yok.