Trabzon polisinin de cinayette ihmali ve kusuru yokmuş!

AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesinden sonra, görevlerini ihmal ettikleri iddiasıyla haklarında inceleme başlatılan Trabzon polisinin soruşturulmasına gerek görülmedi.

İSTANBUL - AGOS Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Hrant Dink'in öldürülmesinden sonra, görevlerini ihmal ettikleri iddiasıyla haklarında inceleme başlatılan Trabzon polisinin soruşturulmasına gerek görülmedi.
Dink cinayetinin ardından polisle jandarmanın, katil zanlısı O. S.'yle fotoğraf çektirme yarışı ve katilin kahramanlık pozlarını çekmeleri televizyon ekranlarına yansıdı. Dink cinayetinde güvenlik güçlerinin ihmali olduğu sürekli tartışıldı. Zanlıların "Biz uyarmıştık" yönündeki ifadeleri, dosyadaki telefon kayıtları jandarma ve polisi işaret ediyordu. Sanıklardan Erhan Tuncel, polisin muhbiri olarak çalışmıştı. Ayrıca dosyadaki kayıtlarda Trabzon Emniyet Müdürlüğü'nün Dink'in öldürüleceği konusunda İstanbul Emniyeti'ni 17 kez uyardığı yazıyordu.
Bu iddiaların soruşturulması için Dink ailesi Trabzon Emniyet Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulundu. İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, dosyayı Trabzon'a gönderdi. Trabzon Valiliği'nin talimatıyla müfettişlerce eski Trabzon Emniyet Müdürü, bugün Emniyet Genel Müdürlüğü İstihbarat Daire Başkanı olan Ramazan Akyürek, Dink cinayetinden sonra görevinden alınarak merkeze çekilen Trabzon Emniyet Müdürü Reşat Altay, eski Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Engin Dinç, Trabzon İstihbarat Şube Müdürü Faruk Sarı, emniyet amiri Ercan Demir, komiser yardımcısı Özkan Mumcu, istihbarat polisleri Muhittin Zenit ve Mehmet Ayhan hakkında ön inceleme yapıldı.
Müfettişlere göre Trabzon Emniyeti'nde ihmal ya da kusur yoktu. Trabzon Valiliği İl İdare Kurulu da "... yapılan ön inceleme sonucunda Trabzon Emniyet Müdürlüğü görevlilerinin suçların önlenmesi hakkındaki memuriyet görevlerini gereği gibi yerine getirdikleri, üzerlerine atılacak herhangi bir kusur bulunmadığı, öte yandan Dink'in öldürüleceği konusunda 17 kez ihbar yapıldığı iddiasının doğru olmadığı yapılan ön inceleme sonucu düzenlenen rapor ve eklerinin incelenmesinden anlaşılmaktadır" diyerek, soruşturma izni vermedi. Cinayetten sonra Trabzon jandarmasıyla ilgili incelemede de müfettişlerin fikir birliliğine varmaması nedeniyle sonuç çıkmamıştı.
Dink cinayetiyle ilgili olarak İstanbul polisinin ihmalleri de incelenmişti. Mülkiye müfettişlerinin yaptığı inceleme sonucunda İstanbul Emniyet Müdürü Celalettin Cerrah için soruşturma izni verilmemişti.
'İtiraz edeceğiz'
Dink ailesinin avukatlarından Erdal Doğan, karara itiraz edeceklerini belirterek "Pelitli'de bir buçuk yıl konuşulan cinayeti fark edip önlemeyen polisin ihmalinin olmadığını söylemek mümkün değil" dedi.
'Hepimizi yakacaklardı'
Bayrampaşa'dan sağ çıkabilen tutukluların, 'koğuşlara kurşunların yağdırıldığı, gaz bombaları ve yanıcı maddeler atıldığı' daha önceki ifadeleri yedi yıl sonra, emekli Binbaşı Zeki Bingöl'ün 'Bayrampaşa Cezaevi Gerçeği'yle doğrulanıyor.
Filiz Gencer, kadınların kaldığı C-1 koğuşundaydı. Üst koridorun mazgalına konulan makineli tüfekten ateş edildiğini, atılan bombaları gördüğünü anlatmıştı:
"Bir ara değişik bir bomba atıldı. Mavi renkliydi. İç organlar patlıyormuş gibi acı veriyor. İnsan çıldırıyormuş gibi oluyor. Bir arkadaş saçlarını yolarak bağırıyordu. Arka ranzalar yanıyor, mazgallardan alev fışkırtıyorlardı.
Kapıyı açamıyorduk. Birsen ve Gülizar'ı kafaları yanmış şekilde merdivenden indirdiler. Hacer Arıkan beline kadar yanıktı."
Nursel Demirdöğücü'ye göre dört beş çeşit ses ve gaz bombası, sinir gazı ve yangın bombaları atılmıştı: "Yataklar, çamaşırlar, ranza tahtaları tutuştu. Pimapen ve tahta pervazlar yanınca yatakhane alev topu oldu"
Hamide Öztürk'se arkadaşlarının bir bir ölümüne tanık olmuştu: "Gülser, kapı ağzında alev alev yanmıştı. Gülseren Yazgül Güder, Özlem Ercan, Şefinur Tezgel, Seyhan Doğan, Nilüfer Alcan ve Gülser Tuzcu diri diri yandılar. Hepimizi yakmaya çalıştılar."