TSK'dan atılsınlar rütbeleri sökülsün

TSK'dan atılsınlar rütbeleri sökülsün
TSK'dan atılsınlar rütbeleri sökülsün
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

12 Eylül askeri darbesinin hayatta kalan mimarları Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya’nın darbe suçundan yargılandığı davada savcı yaklaşık 6 aylık aradan sonra esasa ilişkin mütalaasını açıkladı. Mütalaada Evren ve Şahinkaya hakkında işledikleri suçlar nedeniyle ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilmesi ve TSK’dan çıkarılması istenildi.
Davanın 18. duruşması dün Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmaya sanıklar sağlık gerekçesiyle katılmazken, tedavi gördükleri GATA’dan telekonferans sistemiyle bağlandı. Cumhuriyet Savcısı Selçuk Kocaman esasa ilişkin 18 sayfalık mütalaasını açıkladı. Mütalaada darbeye zemin hazırlamak amacıyla yapılan Sivas, Çorum, Kahramanmaraş olayları tek tek anlatılarak, “Sanıkların darbe yapmaya yaklaşık bir yıl önceden karar verdikleri, darbenin halkın gözünde meşru görülebilmesi için terör olaylarının üzerine bilerek gitmedikleri anlaşılmıştır” denildi. Diyarbakır ve Mamak Askeri Cezaevi’nin işkence merkezi olarak kullanıldığı da hatırlatılarak, şöyle denildi: “Gözaltı ve cezaevlerinde uygulanan yöntemlerle kişiliklerini ezip ortadan kaldırarak toplumu tek-tipleştirmek istemiştir. Bu amaçla cezaevlerinde ‘karıştır-barıştır’ yöntemini işkence olarak uygulamışlardır.”
Mütalaada darbenin yasal gerekçesi sayılan TSK İç Hizmet Kanunu’nun 35. maddesi de tartışılarak, “35. madde hiç kimseye demokratik düzeni ortadan kaldırarak diktatörlük kurmaya yol açacak bir darbe yapma yetkisi vermemektedir” denildi. 2010’da referandumla kaldırılan geçici 15. maddenin, darbe yönetiminin isteğine göre hazırlandığına da işaret edilen mütalaada, “Madde metninde ‘af’ tabiri kullanılmamışken, gözaltı merkezleri ve cezaevlerinde, insanlık dışı işkence ve kötü muamele gören binlerce mağdurun aleyhine yorum yaparak, düzenlemenin af niteliğinde olduğunu söyleme olanağı yoktur” ifadesi kullanıldı.

Zamanaşımı olmaz

Venedik Komisyonu’na göre, insanlığa karşı suçlarda zamanaşımının işlemediği ifade edilen mütalaada şöyle denildi: “Latin Amerika’da hüküm süren diktatörlüklerin yönetimleri sırasında sebep oldukları ölümler, işkenceler ve kayıp hadiselerinden sorumlu tutulabilmeleri uluslararası hukukun kabul ettiği bu kuralın uygulanması suretiyle söz konusu olabilmiştir. Amerika İnsan Hakları Mahkemesi de içtihatları ile zamanaşımı ve geçmişe uygulama yasağının darbeci rejimler için söz konusu olamayacağını kayıt altına almıştır.” Savcı her iki sanığın da eski 765 sayılı TCK’nın 146. maddesi uyarınca ağırlaştırılmış müebbet hapse mahkûm edilmelerini, TSK’dan çıkarılmalarına karar verilmesini istedi.