Tuncay Güney'e işkence resmi kayıtlarda

Tuncay Güney'e işkence resmi kayıtlarda
Tuncay Güney'e işkence resmi kayıtlarda
Polisteki sorgusunun kayıtları televizyonlarda yayımlanan Güney'in bir başka sorgusunun ses kaydı ortaya çıktı

İSMAİL SAYMAZ

İSTANBUL - Haham Tuncay Güney'in sekiz yıl önce İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürlüğü'nde yapılan sorgusunun ham kayıtları aranırken MİT, İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'ne Güney'e ait hiç bilinmeyen ses kayıtlarını gönderdi. Kayıt dışı bir sorguya ait ses kayıtlarında Güney, üç sorgucu tarafından sorgulanıyor. Polisin Veli Küçük hakkında yönlendirici sorular yönelttiği Güney, "Bilmiyorum" yanıtı verdikçe işkence, baskı, tehdit ve hakarete uğruyor.

Güney'in görüntülü sorgu kayıtları daha önce İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görülen Ergenekon Davası dosyasına ulaşmıştı. Güney, bu ifadelerin işkence altında alındığını savunurken, dönemin Organize Suçlarla Şube Müdürü olan ve daha sonra Ergenekon Davası kapsamında tutuklanan Adil Serdar Saçan'sa iddiayı reddetmişti. Müdahil avukatlarsa görüntülerin sansürlü olduğunu ileri sürüp emniyetten ve diğer kuruluşlardan ham kayıtların istenmesini talep etti. Bunun üzerine mahkeme, ilgili kuruluşlara yazı yazdı. Ham görüntüler hiç bir kuruluşta bulunamazken, MİT elindeki kayıtları gönderdi. Fakat bunlar görüntü değil, ses kaydıydı. Ve ses kayıtları, daha önce dosyaya giren 130 sayfalık sorgu metninde yer almıyordu.

 

Bu durumun anlaşılması üzerine ses kayıtlarının çözümü için Bilirkişi Battal İnan görevlendirildi. İnan'ın 11 Mart'ta tamamlayıp İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi Naip Hakimliği'ne ulaştırdığı 46 sayfalık çözümde, Güney'in, üç polis tarafından işkence altında sorgulandığı anlaşılıyor.

Sorguda, üç polis Güney'i emekli Tuğgeneral Veli Küçük'ün bağlantıları üzerine konuşmaya zorluyor. Güney; Küçük'e yönelik mafya, silahlı örgüt kurma ve gizli dinleme iddialarına ilişkin, "Bilmiyorum" yanıtını veriyor. Kendisinin, Küçük'le Aydınlık dergisinden Adnan Akfırat arasında bağlantı kurduğunu, Küçük adına işadamlarıyla görüştüğünü söylüyor.

Güney'in anlattıklarını yeterli sorgucu polisler zaman zaman kaba şiddete ve hakarete başvuruyor. Bir sorgucu polis, zaman zaman ağlayan Güney'e, "Hiçbir bilmiyorsun ki kardeşim, hep şey anlatıyorsun bize, böyle genel, basın bilgilerini anlatıyorsun, Veli Küçükle ilgili hiç özel bir şey söylediğin yok" diye kızıyor.

Bu kayıtların dosyaya ulaşması üzerine mahkeme, son duruşmada, sorgucular hakkında suç duyurusunda bulunmuştu.

İP Genel Başkanı Doğu Perinçek'in avukatı Mehmet Cengiz, bu kayıtların TV'lerde yayımlanan mülakat kayıtlarıyla aynı olmadığını, başka bir mülakat olduğunu, sorguda yönlendirici sorular yöneltildiğini, bu yöntemin Ceza Usul Kanunu'nu uygun olmadığını ve delil sayılamayacağını vurguladı. Cengiz, TV'de yayımlanan ve dökümü 130 sayfayı bulan mülakata ilişkin ham kayıtlarınsa ortaya çıkmadığını belirtti.

Güney'in sorguda gördüğü işkencenin kayıtları şöyle:

Yürüme sesi, bağırma sesi, kusma sesi...

S (Sorgucu): Bunların dinleme merkezleri var, o nerde. Telefon dinlemesi yaptıkları

T.G (Tuncay Güney): Veli Paşa'nın mı

S: Evet

T.G: Kışlanın içinde olabilir, ama ben görmedim hiç.

S: Kışlanın içinde değil, emekli olduktan sonra sivil bir yere naklettiler.

T.G: Onu hiç bilmiyorum

S: Bilmen lazım

T.G: Ben hiç kendisiyle Gima dışında bir de. Merkez komutanlığı dışında hiçbir yerde görüşmedim.

S 2: Kışladayken, nerdeydi hangi kışladaydı.

T.G: Onların tugaylarda olduğunu biliyorum, efendim

S: Hangi tugaylarda

T.G: Bilecik’teyken tugayda olduğunu biliyorum. S1 mi, S2 mi, S3 mü böyle bir şeyler söylüyorlardı. O bu üç dairenin birisinde, kurmay başkanı bir adam vardı, o böyle bunlarla teleks, faks çekmek gibi bana.

(Sorgu sırasında bir telefon geldi.

2 dakika 40 saniye süresince anlaşılamayan sesler, yürüme sesleri, daha sonra ah sesi, bağırma sesi, kusma sesi ve sık t.ş.ğını, yazık ya adama, şeklinde, sesler duyuldu.)

S 2: Şunun işkencesi bitsin, buna başlayacağız. Oğlum konuşuyor musun konuşmuyor musun?

S 2: Tuncay

T.G: Efendim

S: Ne oldu niye ağlatıyorsunuz lan, Tuncay’ı.

S: Ha, başka hangi nokta da irtibat var.

T.G: (Ağlamaklı bir sesle) Drej Ali, Sami Hoştan

S: Dur lan, sakin ol. Ne oldu buna, ha, hı neyse evet Tuncay

T.G: Sedat Peker, Sami Hoştan, Drej Ali.

S: Drej Ali, Drej Ali nin yediği b.kları anlat bakalım, ne yapıyorlar. Drej Ali ile irtibatı var da, ne yapıyorlar kardeşim, ben somut olay soruyorum, beni sinirlendirme, şimdi ya.

T.G: Peki, Direj Ali ile...

S: Ben bir çıkıyorum buradan bak, hemen saldırıyorlar sana, bak haberin olsun ha. Ben senin yerinde olsam, beni buradan hiç çıkarmam yani

T.G: Drej Ali ile petrol, kaçak petrol işi yapıyorlar...

***

'Yarım olursa şeylerin kopartırım'

S: Peki şey bu Sabancı suikastı olayını anlat bakıyım.

T.G: Sabancı suikastı.

S 3: Bana bak, yarım olursa var ya, o şeylerini koparırım, senin ha

S: T.ş.klarını kopartın, yarım olursa, evet.

***

'Seni itiraf et diye yatırdık'

S 3 : Adnan Akfırat kim?

T.G: Aydınlık gazetesinin haber soruşturması şeyi olarak, sorumlusu olarak görünüyor. Ama orada çok üst düzeyde.

S 3 : Doğu Perinçek’in irtibat görevlisi

T.G: Evet efendim, bütün konularda irtibat görevlisi.

S: Ne gönderiyordu seninle

T.G: Şimdi mesela işte, Sabancı Suikastı ile ilgili Mustafa Duyar şurda, Fehriye şurada Avrupa'ya geçtiler, Suriye'de şunlar şöyle

S: Nerden biliyor onları Doğu

T.G: Bilmiyorum, ama böyle çok kaynaklar geliyor efendim.

(Bu arada inleme, ağlama sesleri geldi.)

S: Eee, sonra, dinliyorum. Doğu Perinçek ne diyor?

T:G: Adnan Akfırat bana iletiyordu, ben de Adnan Akfırat’la.

S: Ne oldu, buna gene, buna yaaa, evet tamam gazla.

T.G: Bir şey söyleyebilir miyim?

S : Hıı

T.G: Ben her şeyi anlatıyorum, baze şaşırıyorum (T.G ağlayarak konuştuğundan sesler net değil)

S: Tamam koçum şaşırma, hadi şaşırma bak bu akşam seni özellikle yatırdım ki, itiraf ettirdim ki, tamam mı

T.G: Tamam

***

'İki gecedir uyumuyorum'

T.G: ...Ben bakın şeye, çok dikkat ediyorum yani yalan söylememeye falan, niye çünkü, bu işin içine iyice girildiğinde, ben bir yerde tökezleyeceğimi görüyorum. Yani diyorum ki, ben çok korkuyorum, yani. Dayaktan ben en çok korkuyorum. Psikolojimden de çok iyi biliyorsunuzdur. Bu kadar tanıdığınıza göre. Ben diyorum ki, tamam, hadi ben ruhsal iç dünyamda, ben ben iki gecedir uyumuyorum, dün biraz uyumuşum yerde, sabaha karşı, yani diyorum ki, iç dünyamda, ya tamam ben ne söylenirse yapayım, imzalayayım falan diyorum, içimden, ama diyorum ki, sonra ya oradaki adam adama diyorsun ki, burayı atıyorum, Ahmet'i öldürtürdü, iyi de bu nasıl öldürtürdü falan, o zaman...

S: Ne söylenirse imzalamayacaksın kardeşim, biz senden yalan bir şey istemiyoruz, dallama.