Tuncay Güney'in inandırıcılığını zedeleyen geçmişi

Tuncay Güney, 'araç dolandırıcılığı ve köy arazisine el koymak'tan yargılanıyor. Arkadaşı anlatıyor: JİTEM'çi olduğunu söylerdi, tepe lambalı araçla geziyordu



İSMAİL SAYMAZ

İSTANBUL - Ergenekon Davası’nın ‘Olağan Şüphelisi’ Tuncay Güney’in bugün TV’lere yansıyan görüntülü sorgusu, sekiz yıl önce yapılmıştı. Fakat, bugün konuşulduğu gibi, ‘Ergenekon’dan değil, ‘araç dolandırıcılığı ve sahte belgelerle köy arazisine el koymaktan’ gözaltında alınmıştı. ‘Dolandırıcı’ Güney, şöyle bir kimliğe sahipti: El koyduğu aracı iki kişiye satıyor, kendisini JTEM’ci diye tanıtıyor, genelev patroniçesi Madild Manukyan’dan ‘hediye’ apartman alıyor, tepe lambalı araçlarla geziyor...
Tuncay Güney, 2001 şubat ayında Honda marka aracı satmak için Timur Büyükölmez isimli bir kişiyle İstanbul Emniyet Müdürlüğü basın bürosunda buluştu. Yanında kendisini polis olarak tanıtan bir kişi ve bir teğmen vardı.
Büyükölmez, emniyette, pazarlık yaptığı üç kişiyle anlaşmış, paranın bir kısmını peşin vermişti. Fakat araç Büyükölmez’e verilmeyeceği gibi, sahte plaka takılıp galerici Adnan Bilgin’e de satılacaktı. Büyükölmez’le o gün el sıkışan, Tuncay Güney’di. Yanında, teğmen Murat Oğuz vardı. Pazarlıkta kendisini ‘Polis Güventürk’ olarak tanıtan kişi ise Güney’in şoförü Adem Taşdemir’di. Büyükölmez, Fatih Cumhuriyet Savcılığı’na şikâyette bulununca İstanbul Organize Suçlarla Şube Müdürlüğü, 3 Mart’ta Güney, Taşdemir ve Güney’in ortağı, Ergenekon’un tutuklu sanığı Ümit Oğuztan’ı gözaltına aldı.

Veli Küçük’e armağan!
Güney’in İfadesine göre, işadamı Korkmaz Yiğit’in koruması olan emekli komiser Ümit Bağbek 2000 yılında arayıp, şimdi Ergenekon sanığı olan TİT’çi Semih Tufan Gülaltay’ın adamlarının alacak verecek meselesinden ötürü Yiğit’i sıkıştırdığını söylemiş ve yardım istemişti. Bağbek ve ortağı Süleyman Gürleyen, o yıl ağustosta Güney’i yine arayıp, ‘Honda’ marka aracı emekli Tuğgeneral Veli Küçük’e armağan etmek istediklerini söylemişlerdi. Küçük’ün reddettiği araca Güney ve Oğuz el koyup satışa çıkarmıştı. Tek dolandırıcılıkları bu değildi: Sarıyer Kısırkaya’da sahil kenarında yer alan plaj ve tesis hile ve sahte belgelerle alınmış; Gürleyen ve Bağbek’in adamı olduğu öne sürelen bir kişi üzerine kaydettirilmişti.
Güney’in evindeki aramada iki ruhsatsız tabanca, 35 fişek, 11 kaşe, ikisinde Güney’in fotoğrafı yer alan dört kimlik bulundu. İl Emniyet Müdürlüğü, 16 şüpheli hakkında ‘cürüm işlemek üzere teşekkül oluşturmak, otoya sahte plaka takıp satmak suretiyle dolandırıcılık, nüfuz kullanarak köy arazisini sahte belgelerle ele geçirip satmak, ruhsatsız silah, sahte kaşe ve nüfus cüzdanı bulundurmak’tan fezleke hazırladı. Fezlekede dönemin Organize Suçlarla Şube Müdürü, bugün Ergenekon’un tutuklu sanığı Adil Serdar Saçan’ın imzası vardı. Güney, aynı gün tutuklandı. Ancak avukatının itirazı sonucu kefaletle serbest kaldı.

‘Manukyan’dan apartman’
Sanıklardan Süleyman Gürleyen ifadesinde Güney’i şöyle anlattı:?“Kendini JİTEM’ci diye tanıtıyordu. Matild Manukyan’dan Taksim’de dört katlı binayı ‘hediye’ olarak almıştı. Aracına tepe lambası koyarlardı.Küçük’e koruma aracı arıyordu. O esnada Gürleyen’in bürosunda bulunan arkadaşı H.E., Özbek lider Raşit Dostum’un Türkiye’de kullandığı aracı 15 günlüğüne Güney’e verdi. Bu iki kişiye satılan araçtı.
Altı yıl önce açılan dava İstanbul 1. Ağır Ceza Mahkemesinde görülüyor. Güney’in firari sanık olduğu davada mahkeme, olayın Ergenekon’la irtibatı olabileceğinden Ergenekon İddianamesi’nin istenmesine hükmetti