'Türban darbesi yaptım'

'Türban darbesi yaptım'
'Türban darbesi yaptım'

Tutuksuz sanık Prof. Alemdaroğlu, savcıları suçladı.

Ergenekon sanığı Prof. Alemdaroğlu: Rektör olduğumda İÜ İran üniversiteleri gibiydi. Evet, ben darbe yaptım, türban yasasını uygulayarak...

İSTANBUL - Ergenekon davasının tutuksuz sanığı eski İstanbul Üniversitesi (İÜ) Rektörü Prof. Dr. Kemal Alemdaroğlu savunmasını yaparken, “Evet, ben de darbe yaptım türban yasasını uygulayarak. Savcıların her suçu bana yüklemesindeki amaç benim türban sabıkamdır” dedi.
Silivri Cezaevi’nde görülen Ergenekon davasının 94. duruşmasında ‘örgüt yöneticiliği ve halkı hükümete karşı isyana tahrik’le suçlanan Prof. Dr. Alemdaroğlu’nun savunması alındı. Hayatı boyunca bütün hukuka aykırılıklarla ve insan hakları ihlalleriyle mücadele ettiğini belirten Alemdaroğlu şunları söyledi:

İran’ı andırıyordu:
31 Aralık 1997’de rektör oldum. İÜ’nün açık ve kapalı alanlarındaki görüntü o günlerde bir anlamda İran üniversitelerini andırıyordu. Baskılarla, tehditlerle karşılaştım. Türban konusunda kararlı tutumumuz nedeniyle 1999’da Milli Eğitim Bakanı Hikmet Uluğbay ve İnsan Hakları Komisyonu tarafından sorgulandık. Savcılar, türban sabıkam nedeniyle kendilerini zorlayarak beni sözde terör örgütü içine sokarak kamuoyunda küçük düşmemi itibar kaybetmemi amaçlamışlardır. Suçlamaların özel bir kasıt ile yapıldığı kanısındayım. 

Asıl darbe...: Türkiye’nin irtica ortamına sürüklenmemesi için siyasi düşüncelerimi her platformda ifade ettim. Asıl darbe, bu tür demokratik ifade özgürlüğünün sınırlandırılması, bunlara varsayımsal sonuçlar bağlanarak kişiler üzerinde baskı ve sindirme oluşturulmasıdır. Bu davanın sebebi türbanla ilgili yargı kararlarını uygulamamdır. İÜ’de görev yaptığım süre içinde türbanlı kişilerin üniversiteye girmesine izin vermedim. Evet ben darbe yaptım, türban yasağını uygulayarak. Savcıların araştırmadan her suçu bana yüklemesindeki amaç benim türban sabıkamdır.

‘Türk Solu araştırılmalı’
‘Ordu Göreve’ pankartı: 2003’te Ankara’da düzenlenen Cumhuriyet’in 80. yıl yürüyüşüne İÜ Rektörü olarak en önde YÖK Başkanı Prof. Dr. Kemal Gürüz’ün yanındaydım. ‘Ordu göreve’ pankartı açan küçük grubun İÜ öğrencisi olması beni bağlamaz. Bu öğrencileri okuldan uzaklaştırdık, yargı kararı ile geri döndü. Türk Solu Dergisi’ni de çıkaran bu grubun nerelerden destek aldığı bence araştırılmalı. Pankart nedeniyle yargılandılar, beraat ettiler.
Taksim toplantıları: 1977 yılından beri yapılıyor. Asla örgütsel toplantılar değildir. Cumhurbaşkanları, meclis başkanları, başbakanlar, bakanlar, akademisyenler, siyaset ve kültür adamları katılıyor. Canlı yayımlanan gizli örgüt toplantısı olur mu? Toplantıya katılan ABD’nin İstanbul Başkonsolosu da bu gizli örgütün üyesi mi? Talat Paşa Komitesi olarak yurtdışında birçok ülkede 1915 olaylarına ilişkin Ermeni iddialarının emperyalistlerin bir yalanı olduğunu açıkladık. Bunlar nasıl suç oluşturabilir? Yoksa savcılar Ermeni iddialarını destekliyorlar mı?
Ayılara karşı: Eski genelkurmay başkanlarından emekli Orgeneral Hüseyin Kıvrıkoğlu ile telefon görüşmesinde dayanamayıp ‘Elimize silah alıp dağa mı çıkacağız’ dedim. Bunun darbeyle ne alakası var? Dağda, ayılara karşı mı darbe yapacağız? Veli Küçük, İlhan Selçuk irtibatını ben sağlıyormuşum. Veli Küçük’ü tanımıyordum. Eğer tanınmak suçsa savcıların şöhreti hepimizi geçmiştir. (Radikal)