Türban metinde yer almayabilir

Anayasa tartışması

AKP'nin yeni anayasa taslağı çalışmasında sona yaklaşıldığı açıklandı. AKP Genel Başkan Yardımcısı Fırat, taslakta üniversitelerdeki türban sorununa ilişkin herhangi bir düzenleme olmayacağını belirtti.

ANKARA - AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir Mir Mehmet Fırat anayasa taslağı üzerindeki çalışmalarda sona yaklaştıklarını söyledi. Fırat, taslakta üniversitelerdeki türban sorununa ilişkin bir düzenlemenin yer almayacağını kaydetti. Bu arada AKP'nin rektör atamalarında yetkiyi YÖK ve Cumhurbaşkanı'ndan alıp üniversite mütevelli heyetlerine vermeyi öngören düzenlemede karar kıldığı öğrenildi.
AKP'nin Bilkent Üniversitesi Öğretim üyesi Prof. Ergun Özbudun başkanlığındaki akademisyenlere hazırlattığı anayasa taslağı açıklandığında en çok tartışma yaratan konulardan birisi üniversitelerdeki türban konusuydu. Akademisyenlerin taslağında bu konuda şu şekilde iki alternatif sunulmuştu: "1) Kılık ve kıyafetinden dolayı hiç kimse yükseköğrenim hakkından mahrum bırakılamaz." "2) Yükseköğretim kurumlarında kılık ve kıyafet serbesttir."
CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Kuzey Irak'a yönelik açılım önerilerini eleştirmek üzere dün basın toplantısı düzenleyen Fırat, yeni anayasa çalışmasıyla ilgili sorular üzerine şunları söyledi: "Çok ciddi şekilde üstünde çalışıyoruz. Yakın bir süreç içerisinde TOBB'un, Türk-İş'in ve diğer sivil toplum kuruluşlarının üstünde çalıştıkları anayasa önerilerini de görüp, onlardan da istifade edeceğiz. Ancak son noktaya gelmiş bulunmaktayız; kısa bir süre sonra bunu deklare edeceğiz."
Fırat, "Taslakta başörtüsü sorununu bitirecek bir madde var mı?" sorusu üzerine de anayasanın içinde aslında "başörtüsü ile ilgili bir maddenin olmadığını" vurgulayarak şöyle dedi: "Başörtüsü inanç özgürlüğünün kullanılması nedeniyle bir insanın hakkı. Başörtüsüyle ilgili yasalarda, Anayasa da dahil olmak üzere herhangi bir yasaklama yok. O zaman Türkiye'de eksik olan başka bir şey var. Türkiye'de sistemin tam demokratikleşmediği, tam bir hukuk devleti oluşmadığı ve kişi özgürlüklerine karşı büyük bir saygının oluşmadığı sonucu ortaya çıkıyor. Tartışma başörtüsüyle ilgili değildir, problem de başörtüsü değildir. Aslında birileri genç kızlarımızın, kadınlarımızın başında olan örtüyü aldılar, kendi yüzlerine örttüler. Aslında tartışma konusu olan şey, egemenliğin kime ait olduğu ve bu egemenliğin kimin eliyle kullanılacağı tartışmasıdır. Cevaplanması gereken iki soru var. Cumhuriyetçi misin, demokrat mısın? Kavga bunun üstünedir."
Yetki mütevelli heyetine
Bu arada AKP'nin mevcut anayasada YÖK ve cumhurbaşkanının son söz sahibi olduğu rektör seçimi konusunda yeni bir düzenlemeye gittiği öğrenildi. Buna göre rektörler, 'mütevveli heyeti' tarafından seçilecek. Düzenlemede ilk kuruluşunda rektörü mütevelli heyet tarafından seçilen ODTÜ'den esinlenildiği belirtilirken, rektörleri seçmede söz sahibi olacak bu heyetin, toplumda kendi alanında tanınmış işadamı, akademisyen ve idarecilerden oluşması öngörüldü.



Baykal'a eleştiri: TC kimliği var ama...
AKP Genel Başkan Yardımcısı Dengir mir Mehmet Fırat, CHP Genel Başkanı Deniz Baykal'ın Kuzey Irak Kürtlerine yönelik açılım önerilerini sert bir dille eleştirdi. Türkiye'nin son dönemde sosyal ve dış politika alanında başarılara imza atmasının birilerini 'cebinde Türkiye Cumhuriyeti kimliği olmasına rağmen' mutlu etmediğini söyleyen Fırat şöyle devam etti: "10 gün öncesine kadar savaş çığırtkanlığı yapanlar, hatta 'Türkiye neden Kuzey Irak'a girmiyor?' diyenler, bir hafta sonra yeni açılımlar yaptıklarını anlatıyor. Baykal sürekli birbiriyle çelişen açıklamalar yapıy, fikri bir savrulma içerisinde. Buna, psikiyatrik tıbbi bir ad koyma gibi bir özelliğim yok ama siyaseten buna ne deneceğini ben aslında iyi biliyorum. Ama şu anda ana muhalefet partisi olan bir, iki ay sonra bu özelliğini kaybetme özelliği olan bir siyasi partinin liderine bir sıfat takmayı kendime uygun görmüyorum."
Fırat, "Kuzey Irak'ı kazanalım, oradan öğrenciler getirip okutalım, Kuzey Irak'a TV yayını yapalım" diyen Baykal'ın 'açılım' diye sunduklarını kendilerinin beş yıldır söylediğini ve uyguladığını da savundu.