Türk işi değil, Hollanda usulü

Türk işi değil, Hollanda usulü
Türk işi değil, Hollanda usulü
Kazada ölenlerin aileleri, acı haberi televizyondan değil, yetkililerden alacak. İsimler, eğer aileler izin verirse kamuoyuna açıklanacak. Ölenlerin beşi Türk, dördü ABD'li



İSTANBUL - Geçen yaz, Adli Tıp Kurumu’nun önü. Bir anne oğlunu arıyor. Kapıdaki görevliler “Eğer buraya gelmişse, başınız sağolsun” diyor, anne çığlıklar içinde kendini yere atıyor. Güngören’deki terör saldırısının ardından ailelerin kimi çaresizce Adli Tıp önünde ‘ölüm listesi’nin açıklanmasını beklerken kimi de acı haberi televizyondan öğrenmişti. Tıpkı, 2003 yılındaki Sinagog patlamalarından sonra İstanbul’daki hastanelere koşanların, yakınlarının ölüp ölmediğini, cama yapıştırılan listeye bakarak öğrenmeleri gibi.
Türkiye ‘kriz’ anlarında bu tür sahnelere alışmışken, Hollanda, uçak kazasında ölenlerin isimlerini, kimliklerini tespit ederek basından önce ailelerine açıklama ısrarıyla bir insanlık dersi verdi. Hollanda’da kazanın ardından kurulan kriz masası belli aralıklarla bilgi verdikleri basın toplantılarını dün de sürdürdü. Basın mensupları, kazada ölen dokuz kişinin ismini öğrenmeye odaklanmışken, kriz masası başkanı L.N. Wetterings, ölen ve yaralananlardan kimliği tespit edilenlerin isimlerini, ailelerine bildirdikten sonra kamuoyuna açıklayacaklarını söyledi. Wetterings, ölenlerin isimlerinin ayrıca, ailelerin açıklanmasına izin vermesi halinde duyurulacağını da vurguladı.
Uçakta ölenlerin beşinin Türk, dördünün ABD’li olduğu öğrenildi.

Yolcu sayısı 134 değil, 135
Kriz masası başkanı Theo Weterings uçakta 134 değil 135 kişinin bulunduğunun saptandığını söyledi.
Hollanda’nın bilgiler kesinleşmeden kamuoyuna duyurmama konusundaki tavrını, Türkiye’de de uzmanlar kazazedeler ve yakınlarının haklarını koruma açısından çok yerinde buldu.
Psikiyatr Alper Evrensel: Hollanda’nın tavrı zannediyorum daha çok hasta-yaralı yakınlarının psikolojilerini önemseyerek haklarını koruma anlamında atılmış bir adım. Medyaya haber verildiğinde gazetecilerin bu kişilerin yakınlarıyla kuracakları irtibatın, onları olumsuz yönde etkileyebileceğini değerlendirmiş olabilirler. Koruyucu olması anlamında anlamlı. Öldü denilen kişinin ölmediği ortaya çıkarsa insanlar önceki yıkım hali yaşayıp sonra sevinecektir. Bu da travmaya sebep olur.
Psikiyatr Doç. Dr. Armağan Samancı: Ölmemiş insanların öldüğünün veya ciddi rahatsızlığı olmayanların sakatlandığının söylenmesiyle yakınları travmatize olacak, psikolojik hasarları, psikiyatrik sendromları oluşabilecektir. Durumu bir resmi görevli değil de ‘kriz yönetimi’ denilen ekipler vardır, onlar ailelere uygun bir şekilde, sıkıntılarını azaltacak bir yaklaşımla anlatmalı. Yoksa bir görevli ‘sizin şu yakınınız öldü’ dememeli. Haberi önce aileye verip, ilk etkilerin düzenlenmesinden sonra basına açıklanabilir.
Psikiyatr Dr. Hakan Erkaya: Net bir bilgi olmadan açıklama yapılmaması doğru. Aile psikolojik destek alabileceği bir ortamda almalı bilgiyi. Bekleme sürecinde de ‘Üç kişi öldü, beş kişi öldü’ gibi söylentiler de insanların travmaları çok yoğun yaşamasına neden oluyor. Bu nedenle açıklama yapmadan ailelerle önceden konuşulması en doğrusu. Bizde de ileride böyle olacaktır. Acı haberi bir kişi televizyondan almışsa artık televizyon izleyememe, aşırı tepki ortaya çıkabiliyor.

*************

Kaza haftaya aydınlanabilir
‘Tekirdağ’ın enkazındaki incelemeler sürerken, kara kutuları inceleme için Paris’e gönderildi. Hollanda Güvenlik Araştırma Konseyi Başkanı Pieter van Vollenhoven, kaza nedenleri hakkında ilk bilgilere ancak gelecek hafta ortalarında ulaşılabileceğini bildirdi. Türk, Amerikan, Fransız ve İtalyan uzmanlardan da destek alındığını söyleyen Van Vollenhoven, önceki gün yaptığı açıklamada da THY uçağının her türlü teknolojik yeniliklere sahip olduğunu belirtmiş, kazanın oluş biçiminin, iki motorun da aynı anda durduğunu gösterdiğini ifade etmişti. (Radikal)