Türk kadınlarının kâbusu: Bekâret

24-26 Mayıs'ta düzenlenen 'Farklı yüzleriyle cinsellik' başlıklı '5. Ulusal Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Kongresi'nin en ilgi çeken konuklarından biri New York Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü'nden Prof. Dr. Leonore Tiefer'di.
Haber: ZEYNEP AKSOY / Arşivi

İSTANBUL - 24-26 Mayıs'ta düzenlenen 'Farklı yüzleriyle cinsellik' başlıklı '5. Ulusal Cinsellik ve Cinsel Tedaviler Kongresi'nin en ilgi çeken konuklarından biri New York Üniversitesi Tıp Fakültesi Psikiyatri Bölümü'nden Prof. Dr. Leonore Tiefer'di. Tiefer, kadınların cinsel problemlerinin ilaç endüstrisi tarafından tıbbileştirilmesine karşı yürüttüğü bir eğitim kampanyası ve kadın cinselliğine getirdiği yeni ve devrimci bakışla tanınıyor. Kongrede bir konferans veren Tiefer'le Türk kadınlarının cinsel sorunları ve tedavileriyle ilgili gözlem ve tespitlerini konuştuk. İşte Tiefer'in yanıtları:
Türk kadınlarının cinsel sorunları neler ve bu psikolojilerini nasıl etkiliyor?
Türk kadınlarının cinsel sorunlarının temelinde, bekâret meselesi ve evlilik öncesi cinsel deneyim yetersizliği yatıyor. Kadınlar bekâretlerini korumak adına cinsellikten korkmayı öğreniyor. Seksin tehlikeli bir şey olduğunu düşünüyorlar.
Bu kötü bir başlangıç. Çünkü erken yaşta bir şeyden korkmayı öğrenmek, bu korkunun üstesinden gelinmesini çok zorlaştırır ve zamanla sorunlar artar.
Türkiye'de kadınlar genelde evlendikten hemen sonra sorunları olduğunu fark edip psikolojik yardım alıyor. Birçok kadın ise yıllarca yardım almaya yanaşmıyor. Cinsellikten nefret ediyor, çok acılı bir şey olduğunu düşünüyor. Ne kadar özgür görünseler ve özgürce konuşsalar da, modern görünen kadınlar bile bekâret meselesinden etkileniyor.
Türkiye'de psikiyatr ve seksologların kadınların cinsel sorunlarına yaklaşımları nasıl?
Burada da Amerika'da olduğu gibi cinsel fonksiyona odaklanılıyor. Burada özellikle vajinismus yaygın bir sorun görüldüğü için, cinsel ilişkide penetrasyonun başarılı olması üzerinde duruluyor. Amerika'da odak daha çok arzu ve istek. Yani kadınlar seks yapıyor ama zevk almıyor. Aslında iki ülkedeki sorun aynı: Sonuçta elde edilecek şey için seks yapıyorlar ve bu çok dar bir bakış açısı.
Uzmanlar işte bu noktada hataya düşüp, cinselliği standardize etmeye çalışıyorlar. "Bedenini başka bir insanla birlikte nasıl kullanmak istiyorsun?" diye sormuyorlar. 'Normalin ne olduğunu kafalarında belirleyip herkesi ona yönlendiriyorlar. Hasta da böyle görüyor, ancak doktorlar herkesi aynı kalıba sokmaya çalışıyor. Profesyoneller geri çekilip hastaları eğiterek işe başlamalı. Tabii sorunları dinleyip empati kurmalılar, ama tedaviden önce hastalarına dışarıda koskoca ve renkli bir dünyanın olduğunu öğretmeliler.
Bazı insanlar, beden kısmını bir an önce geçiştirip şiirselliğe, işin zihinsel boyutuna geçmek ister. O insanın yoğun cinsel aktiviteye girmesi ve illa orgazm için uğraşması gerekmez. Bazı insanlarsa kedi gibidir. Hep okşanmak, sevilmek ister. Bunlar duygusal ihtiyaçları olan kişilerdir ve partnerlerinden beklediği korunmak, pohpohlanmaktır. Ya da risk almayı seven bir insansındır, cinselliğin binbir çeşidini denemek istersin. Yani her insan için cinsellik ve doyumun farklı anlamları ve yöntemleri vardır.
Kadınların cinsel sorunları kültürden kültüre ne gibi farklılıklar gösteriyor?
Buna tam cevap veremem. New York'ta çalışan bir seks terapisti olarak birçok göçmen hastam oldu. Hepsinin farklı tabuları var. Ben cinsellik diye bir şeyin olduğuna inanmıyorum. Cinsellik sosyal bir inşa.
Seks iktidar ya da itaat anlamına gelebilir. Ben çeşitliliğin standardize edilerek yok edileceğinden korkuyorum. Her şeyin anlamını yitirdiği bir çağdayız. Bazı deneyimleri herkes bize dayattığı için yaşıyoruz. Hepimiz tüketiciyiz ve cinsellik de diğer her şey gibi metalaşıyor. Kişiler benliklerini dışavurmada zorlanıyor.
'Dinlerin baskıları var'
Belki de büyük dinlerin baskıcı zihniyeti yüzünden benlik tam gelişmiyor. Hıristiyanlık bedenden nefret eder. Yahudiliğin bir sürü kuralı vardır; ayın iki haftası iğrenç bir insansındır ve dokunulmamalısındır.
Müslümanlığın da kendi baskıları var. Dinler bedeni ve cinsiyeti kontrol altına almaya çalışır ve bunun insanların cinselliği dışavurmalarındaki sorunlarda çok büyük önemi var. Bu farklı baskıcı yaklaşımlar yüzünden hepimiz biraz tuhafız.
Söylemeye çalıştığım şey şu sanırım: Cinsellik çok karmaşıktır, çünkü ruhun bedenle kendini dışavurumudur ve insanın kendini bedeninde nasıl hissettiğiyle, zevk almak konusunda ne hissettiğiyle çok ilgilidir. Çözüm olarak insanların zevk alma kapasitelerini artırmaları lazım.