Türk şoföre ABD işkencesi

ABD'de taksi şoförlüğü yapan Aşır Altınöz, 11 Eylül saldırısından sonra poliste bir hafta işkence gördü. Altınöz'ü Türkiye'den giden yakını kurtardı.
Haber: HİLMİ DUYAR / Arşivi
AHMET ERTAN / Arşivi

BALIKESİR - İkiz kulelere yapılan saldırının ardından ABD'de yabancılara duyulan öfke, Edremitli biyolog Aşır Altınöz'ü de yıktı. Çukurova Üniversitesi Biyoloji Bölümü'nden mezun olup 14 yıl önce İngilizce eğitimi için ABD'ye giden Altınöz, dil kursuna katılırken, çeşitli işlerde çalıştı. Son olarak Alabama'nın Birmingham şehri havaalanında kendine ait taksiyle yolcu taşımacılığı yapan 38 yaşındaki Altınöz, 11 Eylül saldırısının ardından zor günler yaşamaya başladı.
Sinir krizleri geçirdi
Altınöz'ü önce yabancı olduğu gerekçesiyle ABD'li arkadaşları taksi durağına sokmak istemedi. Bunun üzerine Altınöz, bunalıma gördi. 14 Ekim'de ise yolda giderken ehliyet soran polis, kötü davranınca tartışan Aşır Altınöz, 18 Ekim'de evinde sinir krizi geçirdi.
Komşularının ihbarı üzerine eve gelen Montgomery polisi Altınöz'ü nezarethaneye attı. Kendi ifadesiyle, bir hafta ayakları zincirle bağlı tutuldu, copla dövüldü, vücudu yara içinde kaldı.
Tedavi görüyor
Türk arkadaşlarının durumu Edremit'teki ailesine bildirmesi üzerine, eniştesi Kazım Karaman ABD'ye gidip, kayınbiraderini polisin elinden aldı ve Türkiye'ye getirdi. Mehmetalan Köyü'ndeki babaevine getirilen ve gördüğü işkence yüzünden güçlükle ayakta duran Aşır Altınöz, psikolojik tedavi görmeye
başladı. Aşır Altınöz, "Hatırlamak istemediğim bir kâbus gibiydi" diye tanımladığı yaşadıklarını şöyle anlattı:
"Saldırının ardından, yabancı ve Müslüman olduğum için aşağılandım. Havaalanına gelmemem söylendikten sonra da, işime ısrarla
devam ettim. Çünkü orada çalışma, yaşama hakkım var, vergimi ödüyorum. Baskılar arttı, bunalıma sürüklendim. Çabuk sinirleniyor, geceleri uyuyamıyordum.
Oturma izni var
Bu psikolojiyle, yolda durdurup ehliyet soran polisle, kaba davrandığı için tartıştım. 18 Ekim'de yaşadıklarım yüzünden sinir krizi geçirdim. Polis geldi, oturma iznimi sordu. Yanlışlıkla pasaport göstermişim. İznim yok sandılar, oysa vardı ama o anda bulamadım. Nezarethaneye aldılar.
Dava açacak
Ayaklarımı zincirle bağlayıp copla dövdüler. Türk Konsolosluğu'nu aratmadılar, avukat çağırmadılar, su bile vermediler. Kendimi kaybettim. 25 Ekim'e kadar sürdü. Sonra eniştem gelip beni aldı. Bir daha asla Amerika'ya dönmem. Ancak orada kalan arabam ve eşyalarımı alacağım. Türkiye'deki ABD Büyükelçiliği aracılığıyla polisten davacı olacağım."
Enişte Karaman da, nezarethanede gördüklerini
şöyle aktardı: "Ayakta duruyordu, ayakları zincirle bağlıydı, perişandı. İsyan ettim. Yabancı dil bilmediğim için kimseye derdimi anlatamadım. Polis, 'Bu aklını kaçırmış. Bıraksak intihar eder ya da başkasına zarar verirdi. Bu yüzden burada tuttuk' gibi komik bir gerekçe ileri sürerken, bir sağlık kuruluşuna götürmemişler. Bir de, 'ABD demokratik ülke' derler, insan hakları olduğunu söylerler. ABD'nin adını bile duymak istemiyorum."
Anne Şebnem Altınöz de, oğlunun ilk günlerini anlatırken, "Günlerce ayakta duramadı. Çarşafı kan içinde kalıyordu" dedi.