Türk tipi sansür

Ölümler yazılmasın istiyor
Adalet Bakanı Türk, cezaevlerinde aylardır süren açlık grevi ve ölümlere sessiz kalırken, tepkileri dile getiren Radikal'i susturmaya çalıştı. Radikal'i Basın İlan Kurumu'na şikâyet eden Türk, bunun haber yapılması üzerine ikinci 'ceza' başvurusunda bulundu.
'Bunun adı ekonomik sansür'
Basın İlan Kurumu, Türk'ün isteği üzerine Radikal'e beş günlük ilan kesme cezası verdi. Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, Türk'ün tutumunu ve cezayı 'ekonomik sansür' olarak değerlendirdi.

İSTANBUL - Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk'ün şikâyet dilekçesini değerlendiren Basın
İlan Kurumu Yönetim Kurulu, Radikal'e beş günlük ilan kesme cezası verdi. İlk şikâyet dilekçesiyle yetinmeyen Türk, Basın
İlan Kurumu'na yaptığı başvuru haberlerinin yayımlanması nedeniyle kuruma ikinci kez başvurarak Radikal'in bir kez daha cezalandırılmasını talep etti.
Bakan şikâyetçi olursa
Radikal yazarı Perihan Mağden'in 15 Nisan 2001 tarihinde ölüm oruçlarını konu alan,
'Yine ölüm. Yine ölüm yazısı' başlıklı makalesiyle ilgili olarak 16 Nisan'da Basın İlan Kurumu'na başvuran Adalet Bakanı Türk, Mağden'i kendisine 'neşren hakarette bulunmak'la suçlayarak 'gereğinin yapılmasını' istedi. Türk, dilekçesinde,
'Basın Ahlak Esasları Hakkında 129 sayılı Genel Kurul Kararının 1. maddesinin (ı) bendine aykırı davranıldığı kanaatine' varıldığını belirtti.
Radikal'in savunması
Basın İlan Kurumu'nun savunma isteğini yanıtlayan Radikal Gazetesi Sorumlu Yazıişleri Müdürü Hasan Çakkalkurt'un vekili Şehnaz Yüzer ve Avukat Yücel Döşemeci, yazar Perihan Mağden'in köşesinde yayımlanan yazının hakaret amaçlı olmadığını söyledi. Adalet Bakanı Türk'ün başvurusunda hata bulunduğunu ve bu nedenle reddedilmesi gerektiğini belirten avukatlar savunma dilekçesinde şöyle dedi:
"Terörle Mücadele Yasası'nın 16. maddesinin değiştirilmesini beklemeden tecrit uygulamasını ortadan kaldıracak bir formül geliştirmediği somut bir gerçek olduğu halde, sayın Hikmet Sami Türk'ün her türlü demokratik geleneğin dışına çıkarak Adalet Bakanı imzası ile bir gazetenin reklam gelirlerini ortadan kaldıracak yaptırımlar peşinde koşması ülkemiz demokrasisi açısından
son derece talihsiz bir olaydır."
Beş günlük ceza
1 Haziran 2001 tarihli toplantısında konuyu görüşen Basın İlan Kurumu Yönetim Kurulu, Türk'ün haklı olduğu ve kendisine hakaret edildiği kanaatine vardı. Ceza olarak da Radikal'in beş gün süreyle resmi ilan ve reklamlarının kesilmesine karar verildi.
Basın İlan Kurumu Genel Müdür Yardımcısı Ertan Cillov imzalı karar bildirisinde şöyle denildi:
"İnceleme konusu yazıda 129 sayılı genel kurul kararının 1. maddesinin (ı) bendine aykırılık bulunduğu kanaati hasıl olmuştur. 195 sayılı Kanun'un 49. maddesinin (a) bendi uyarınca Radikal gazetesinin resmi ilan ve reklamlarının 5 gün süre ile kesilmesine karar verilmiştir.
Ceza miktarı kararın posta ile gazeteye tebliğini ve mazbatasının genel müdürlüğe iadesini takiben uygulanacaktır."
Ceza, Türk'ü yalanladı
Basın İlan Kurumu'na ilk şikâyetini 16 Nisan'da ileten Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, haberin Radikal'de yayımlanması üzerine, kuruma başvurduğunu ancak Radikal'in ilan gelirlerinin kesilmesini talep etmediğini ileri sürmüştü. Bakan Türk'ün şikâyet dilekçesini doğrulayan, ceza istemini ise reddeden açıklaması 4 Mayıs tarihli Radikal'in birinci sayfasında 'Türk kıvırmaya çalışıyor' başlığıyla yer aldı. Nitekim kurumun kararı da Türk'ün ceza istemediği iddiasını çürütüyor.
İkinci başvuru
Adalet Bakanı Türk bununla da yetinmedi. Bakan 31 Mayıs tarihinde Basın İlan Kurumu'na ikinci bir başvuru yaptı. Adalet Bakanı Türk şimdi de ilk şikâyet başvurusunu kamuoyuna duyurduğu için Radikal gazetesinin bir kez daha cezalandırılması talebinde bulunuyor. Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk, Van'daki temasları sırasında, Radikal'e ilişkin sorulara şu yanıtı verdi:
"Türkiye'de basın özgürlüğü vardır. Ama basın özgürlüğü demokratik rejimlerde doğal bir hak olan eleştiri hakkının kullanılması ötesinde kişisel saldırı şeklinde kullanılmamalıdır. Eğer böyle bir durum
gerçekleşirse, bu saldırıya uğrayan kişinin bazı yasal hakları doğar. Örneğin Basın İlan Kurumu'na şikâyette bulunmak, tazminat davası açmak. Ben de herhangi bir vatandaş gibi sıfatımdan ve görevimden dolayı kişisel saldırıya uğradığım zaman o yasal hakları kullanabilirim ve kullanmakta da tereddüt etmem. Bunda da bunu kullandım."
'Bu bir sansürdür'
Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Orhan Erinç, yapılanın bir ekonomik sansür olduğuna dikkat çekerek, "Söz konusu yasa değiştirilmediği müddetçe bu uygulama devam edecektir. Bu amaçla çeşitli kereler basın meslek örgütlerinin yaptığı başvurulara karşın hiçbir adım atılmadı" dedi.
Çağdaş Gazeteciler Derneği Genel Başkanı
İsmet Demirdöğen de konuyla ilgili yaptığı açıklamada, şikâyet başvurusunda bulunan Adalet Bakanı Hikmet Sami Türk ile ceza kararı alan kurum yönetim kurulu üyelerini kutladığını belirterek, "Elbetteki Türkiye'de devlet olanakları, devletin gücü basını terbiye etmek amacıyla kullanılacaktır. Gazeteler de zinhar insan haklarından söz edemeyecektir. Eden de görüldüğü gibi cezasını bulacaktır" diye konuştu.
(Radikal/dha)