Türkan Saylan: Muhalifiz, onurumuzla yaşıyoruz

Ergenekon operasyonunun 12'nci dalgasında en çok dikkat çeken isim Prof. Dr. Türkan Saylan. Saylan'ın evi dün yedi saat boyunca aranırken genel başkanı olduğu Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği'nin faaliyetleri de 'felç oldu'.



Şube başkanlarının, yönetim kurulu üyelerinin gözaltına alındığını, 'Kopyalamaya vakit yok' diyen polisin burs verdikleri 56 bin öğrenciye ait bilgileri alıp gittiğini anlatan Saylan, "O çocuklar bu ay burslarını alamayacak. Bunun gerekçesi ne olacak" diye sordu.
Saylan, her şeyin 1 Mart tezkeresinin reddedilmesini istedikleri için başladığını belirterek, darbeye karşı olduğunu yineledi.
Saylan'ın Arnavutköy'deki evinin önü dün önce gazeteciler, sonra operasyonu protesto etmek isteyen siyasetçi, sanatçı ve akademisyenlerle ana baba gününe döndü.
Herkesin merak ettiği kemoterapi gören ve arama başladığında da kan verilmekte olan Saylan'ın da gözaltına alınıp, alınmayacağıydı. Saylan'ın avukatı Hüseyin Karataş, "Öğrendiğimiz kadarıyla Türkan hanımla ilgili bir gözaltı ve yakalama kararı yoktur" dedi.
Avukat "Aramalar için ne gerekçe sundular?" sorusunu "Hiçbir suçlama yok. Ergenekon kapsamında ilintili olabilecek delillerin ve belgelerin elde edilmesi. Alınan belgeler tamamen özel... AKP iddianamesi alınmıştır. Parti kapatmasıyla ilgili açılan bir davanın iddianamesidir. Hatta bazı kanunların metinleri dahi alınmıştır" dedi.
Arama tamamlandıktan sonra Saylan, pencereye çıkarak gazetecilere açıklama yapmak istedi. Polislerce engellendi. Saylan daha sonra kapısı önünde bekleyen gazetecileri kabul ederek aramanın detaylarını şöyle anlattı:

* Aşk mektuplarını almadınız inşallah: Çok efendi davrandılar. Odaları bölüştüler, aramaya başladılar. 'İnşallah aşk mektuplarımı almadınız' dedim şaka olarak. Birçok makalemi aldılar yazılmış, 'Basılmış kitap var, uğraşmayın' dedim. Yarım çuval tuttu. Sonra onları liste yaptılar, imzalattılar. Yoksa arama uzun sürmedi. Zaten küçücük bir ev, burası var, yatak odası var, misafir odası ve mutfağa girişte bir kütüphane var. Kitaplara çok baktılar.

* Ne şeriat ne darbe: İstanbul mitinglerinde (Cumhuriyet mitingleri) bulunduk. Bazılarında da konuşmacıydım. Bazılarında konuşturmadılar. 'Eğer biz varsak, Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği varsa, 'Ne şeriat ne darbe' deriz biz' dedim. Çünkü neden? Türkiye Cumhuriyeti'nin insanlarının 12 Eylül'den sonra neler çektiğini çok iyi bilen bir insanım yaşım icabı. Asla böyle bir şey izin verilmemesi gerekir. Tabii bu hayali kuran insanlar olabilir. Ama biz bunlardan değiliz.

* 'Bu kadın ne zaman tutuklanacak': Bunu hep söylediğim halde bir grup, basınımızda var bunun içinde, ülkücü yazarlarımız da var, bazı sakallılar yazı yazdılar 'Bu kadın ne zaman tutuklanacak' diye. Öyle bir çağrışım yapıyorlar ki. Belli gazeteler, 'İşte biz PKK'lıymışız'. Hiçbirini tanımadığım insanlar beyanat veriyor, röportaj yapıyor...

* Fişimi çekin: Geçen gün doktoruma 'Artık benim fişimi çekin, ben çok yoruldum' dedim. Çok ağır kemoterapi görüyorum. ... Ama şimdi iyiyim. Serum veriyorlar durmadan, besliyorlar beni. Aşağı yukarı bir ay hiçbir şey yemedim.

* Muhalifiz: Önemli olan derneğimizin sağ sağlim ilerlemesi. Çünkü bir muhalifiz. Hırsızlığa, yalancılığa, sömürüye ve üç kağıda muhalifiz. Muhalif olmayacağız da ne yapacağız. Biz onurumuzla yaşıyoruz.

* Kızdım: Şubelerimizin başkanlarıyla, yönetim kurulu üyelerimizi gözaltına aldılar. Çok rahatsız oldum. Bana yapılana kızmam ama başkalarına yapılana çok kızarım. 20 bin üniversite öğrencisine ve 36 bin kız çocuğuna burs veriyoruz hep birlikte. Bilgileri, disketleri ve bilgisayar çıktılarını kopya etmeden alıyor ve gidiyorlar. O çocuklar bursalarını alamayacaklar. Bu ay o üniversite öğrencileri harçlıklarından, ekmek paralarından yoksunlar. Bunu kim bize anlatacak? Bunun gerekçesi ne olacak? Burslarla ilgili her şube savcılığa gitsin dedik.

* Hükümetin bize hıncı var: Aramanın bir artık kuralları var.. Biz yıllarca İbrahim Kaboğlu (Prof. Dr.) hocayla polise insan hakları eğitimi yapmışız. Ne zaman ki '1 Mart Tezkeresi geçmesin' diye ifade verdik, yazı yazdık, işte ondan sonra her şey değişti. Hükümet bize 'Ergenekoncu' diyor ama bunu demek için bize hıncı var. Yani niye 1 Mart tezkeresi geçmemiş, bu işin burdan başladığını düşünüyorum. Türkiye'ye bu kadar küçük düşürücü davranışlarda bulunulmaması gerekiyor. Bize çok iş düşüyor, inşallah bunun da üstesinden geliriz alnımızın akıyla.

* Ödül törenine gidecekti: Aydın Doğan Tiyatro Ödülü Genco Erkal'a verildi. Genco telefon etti, 50 bin dolar vereceklermiş, onu bizim kızlara verecekmiş. Ben de güya törene gidecektim. Ama gidecek halim yok.