Türkiye bu kez Buca mahkûmu

Türkiye AİHM'de yine mahkûm. Buca Cezaevi'nde jandarmanın dövdüğü 10 tutukluya devlet 5'er bin pound (son kura göre 8.5 milyar) verecek.
Haber: ADNAN KESKİN / Arşivi

ANKARA - Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) Türkiye'yi, 1995 yılında Buca Cezaevi'nde ağır şekilde dövülen siyasi mahkûmların her birine 5'er bin pound (cuma günkü kurla 8 milyar 200 milyon lira) tazminat ödemeye mahkûm etti. Türkiye'nin "Biz dövmedik, kasıtlı yaptılar. Merdivenden düşerek, duvara çarparak yaralandılar. Sorumluları yargılayacaktık ama dosya kayboldu" savunması, mahkûmiyeti engellemedi, aksine kolaylaştırdı.
Türkiye bu kararla, cezaevlerinde insan haklarını uygulamayan, koruması altındaki mahkûmlara kötü muamele yapan ülke olarak tescillendi.
İddia: Dövüldük
20 Temmuz 1995'te İzmir DGM'de yargılanmak üzere Buca Cezaevi'ne götürülen siyasi mahkûmlardan 10'u şu iddialarla AİHM'ye başvurdu:
"Cezaevine götürülmek üzere beklerken hapishane yetkilileri, ayakkabılar dahil arama yapmaya başladı. Keyfi olduğu için karşı çıktık. Mahkemeye çıkmayacağımızı belirtince de dışarıda bekleyen 50 kadar jandarmayla 30 gardiyan, cop ve kalaslarla daldı. Tercan Adıbelli'nin kaburga kemiği kırıldı, Yaşar Avcı'nın ciğeri hasar gördü, biz de ağır darbeler aldık. Doktor raporlarımız var. İnsan Hakları ve Özgürlüklerin Korunmasına İlişkin Sözleşme'ye göre Türkiye bize tazminat ödemeli."
Savunma: Düştüler
Türk hükümeti, davada şu ilginç savunmayı tercih etti:
"20'den fazla mahkûm, mahkeme öncesi aramayı reddetmiş, birbirlerine kenetlenerek hapishane çıkışına yönelmişler, merdivenden aşağı yine kenetlenmiş olarak inerken üst üste düşmüşler, duvara ve trabzana çarpmışlardır.
Olayla ilgili soruşturma dosyası Buca Cezaevi Jandarma Komutanlığı'na gönderildikten sonra kaybolmuştur, bunun için idari soruşturma yapılamamıştır. Söz konusu dava reddedilmelidir."
Karar: Türkiye suçlu
AİHM davada Türkiye'yi mahkûm etti. AİHM, şimdi Adalet Bakanlığı'nın 'AİHM böyle kararlar veriyor' diye hâkim savcılara gönderdiği kararda, şu ağır değerlendirmelerde bulundu:

  • Terörle mücadele gibi en zor şartlar altında bile sözleşme, işkence, aşağılayıcı muamele ve cezayı, kurbanın davranışı ne olursa olsun, kesin hükümlerle yasaklamaktadır, bunun istisnası olamaz.
    Bu ilke cezaevi yönetiminin sorumluluğuna tabi olan mahkûmlar için de geçerlidir.
  • Hükümet, başvuranların kasıtlı dayak yediği iddialarını çürütecek bir delil sunmamıştır. mahkûm kalkışmalarının kanlı
    olaylara yol açması tehdidi nedeniyle güvenlik güçlerinin yardımına başvurulabilir,
    ancak hapishane yönetimi yetki sınırlarındaki
    olayla ilgili kullanılan gücü orantılı ve
    uygun kullanmalıdır."
    Dosya nasıl kaybedilir?
    "İzmir İl İdare Kurulu'nun (İİK), cezaevinde
    görevli jandarmalar hakkında 'kovuşturma yapmama' kararını dört yıl sonra vermesi dikkat çekicidir. Bu sürede dava dosyası, jandarma subaylarına geldikten sonra kaybedilmiştir. Yetkililerin önemli dava evraklarının güvenliğini sağlamadaki başarısızlığı, soruşturmada ciddi bir eksikliktir. Dava dosyasının olmaması
    İİK'nın aldığı karara yönelik şüphe uyandırmaktadır."
    "İdari kurullar, valinin emrindeki memurlardır. Valinin kendisi de güvenlik güçlerinin hareketlerinden sorumludur. Kurulun bağımsız karar verebilmesinin ne kadar mümkün olduğu sorgulanmalı.
    "Makul açıklama yapılamaması nedeniyle mahkeme, başvuranların devlet görevlilerince dövüldüğü ve yaralandığı hükmüne varmıştır, mahkûmların maruz kaldığı muamele, Sözleşmenin 3. maddesini ihlal ettiğinden Türkiye'nin her mahkûma 5 bin pound ödemesine karar verilmiştir."