Türkiye doğalgaz faciasında ölen öğrencilere yanıyor!

Türkiye doğalgaz faciasında ölen öğrencilere yanıyor!
Türkiye doğalgaz faciasında ölen öğrencilere yanıyor!
Ankara'da doğalgaz faciasında ölen öğrencilerden Özgür Turan Attila'nın ideali savcı olmaktı. 1 Ocak 1991 doğumlu olan Ceren doğumgününde yaşamını yitirdi

BU ACIYA YÜREK DAYANMAZ FOTORAFLARI İÇİN TIKLAYIN

ANKARA'DA KORKUNÇ YILBAŞI HABERİ İÇİN TIKLAYIN


ÖZGÜR ATİLLA İÇİN İZMİR'DE CENAZE TÖRENİ

Turaç TOP/Fevzi KIZILKOYUN/Mehmed Hakkı ÖZBAYIR/ Evren KASIRGA/ Ertan KORKMAZ

İZMİR/ANKARA/MANİSA - Başkentte, doğalgaz façiasında yaşamını yitiren 7 üniversite öğrencinin aileleri perişan durumda.

Yılbaşı partisi verdiği aynı üniversiteden 6 arkadaşıyla evde kombiden sızan karbonmonoksit gazından zehirlenerek yaşamını yitiren Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi Özgür Turan Attila'nın ideali savcı olmaktı. Özgür Turan Atilla'nın yakılarına bu idealini anlatırken, “Savcı değil, Cumhuriyetin savcısı olmak istiyorum” dediği ortaya çıktı. Uluslararası İlişkiler Bölümü hazırlık sınıfı öğrencisi 18 yaşındaki Ceren Okkalı'nın cenazesi, Ankara'nın Yenimahalle İlçesi'nde gözyaşları arasında toprağa verildi. 1 Ocak 1991 doğumlu olan Ceren, ardaşlarıyla hem yeni yılı hem de doğumgününü kutluyordu.

TEK ÇOCUKLARIYDI

18 yaşındaki tek çocukları, Bilkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi birinci sınıf öğrencisi Özgür Turan Attila'yı, Ankara'da kiraladıkları dairede, yeni yıl partisi verdiği altı arkadaşıyla birlikte doğalgaz kombisinden sızan karbonmonoksit gazından zehirlenmeleri sonucu kaybeden, gazeteci Murat Attila ve eşi Okşan Attila yıkıldı. İzmir'in Hatay Semtinde bir yakınlarının evinde aile dostları tarafından teselli edilmeye çalışılan Attila çifti, taziyede bulunan meslektaşı basın mensuplarının görüşme taleplerini acıları nedeniyle geri çevirdi. Attila çiftinin, başlarına gelen bu olaya hala inanamadıkları, gözyaşlarına hakim olamayıp yakınları tarafından teskin edilmeye çalışıldıkları gözlendi.

Cenazesini toprağa vermeyi beklediği oğlunun ardından “Canım yavrum” diye haykırarak üzüntüye boğulan anne Okşan Attila, olayın meydana geldiği evde birlikte yaşadıklarını, kendisinin yılbaşı için İzmir'deki eşinin yanına geldiğini söyledi. Faciada can vereng gençlerin tümünün çok iyi arkadaş olduğunu belirten acılı anne Okşan Attila, birlikte kaldıkları sürece gaz sızıntısı gibi bir durumun hiç yaşanmadığı söylyedi. Okşan Attila, “Özgür, çok iyi bir çocuk, çok iyi bir evlattı. Hepsi gencecik birer fidandı. Ah, keşke onların bulunduğu evin kapısını çalıp, açtırsalardı” diye konuştu.

-GÖNÜLLERİMİZ RAHATTI-

Baba gazeteci Murat Attila ise, “Tüm aileler, dışarıda değil de evde yeni yılı kutladıkları için çok huzurluydu. Başlarına birşey gelmeyeceği için gönülleri rahattı. Dışarıda olsalardı, her an başlarına bir şey gelebilirdi. Ancak, genç yaşlarında ecel onları bu şekilde buldu. Hiç adil değil. Sözün bittiği yerdeyiz. Oğlumuzu toprağa verdikten sonra ihmali veya sorumluluğu bulunanlar olup olmadığına bakacağız. Adalet önünde hakkımızı arayacağız” dedi.

-CUMHURİYETİN SAVCISI OLACAĞIM-

İzmir Kız Lisesi'nde okurken, Ankara'daki Milli Piyango Lisesi'ne geçiş yapan Özgür Turan Attila'nın, Hukuk Fakültesi'ne girdikten sonra yakınlarına “Üniversiteyi bitirdikten sonra savcı olacağım. Savcı değil, Cumhuriyet'in savcısı olmak istiyorum” dediği de ortaya çıktı. Koyu bir Göztepe taraftarı olan ve Harmandalı oyunundaki başarısıyla tanınan Özgür Turan Attila'nın, evde birlikte öldüğü Oğuzhan Tozburun'la, aynı liseyi okudukları, oradan itibaren arkadaş oldukları öğrenildi. 1999 yılında sünnet davetiyesinde Efe kıyafetiyle çektirdiği fotoğrafta anılarda kaldı.

GECE 00.30'DA ARAMIŞ

Özgür Turan Attila'nın, olayın meydana geldiği yılbaşı gecesinde ise, saat 00.30'da, İzmir'deki anne ve babasını telefonla arayıp, “Yeni yılınızı kutluyorum. Hepinizi çok seviyorum” dediği öğrenildi. Eve taziyeye gelen Attila'nın kuzeni Cüneyt Ön, “Kendisi İzmir aşığıydı, fanatik Göztepe taraftarıydı. Her fırsatta buraya gelirdi. Yılbaşı gecesi hepimizi arayıp kutlamada bulundu. Herhangi bir anormallik yoktu. Daha sonra bu acı olayı duyduk” diye üzüntüsünü dile getirdi.

STADYUMDA TÖREN

Ankara'dan getirilen cenazesi İzmir Mezarlıklar Müdürlüğü'ne konulan Özgür Turan Attila'nın yarın saat 10.00'da, Göztepe Gürsel Aksel Stadyumu'nda yapılacak tören ve Alsancak Hocazade Camisi'nde öğlen kılanacak namazın ardından Güzelbahçe Mezarlığı'nda toprağa verilecek. Stadyumdaki törene İzmirspor başta olmak üzere kentin diğer takımlarının taraftarlarının da katılacağı kaydedildi.

SİTEDE ANMA

Bu arada, Attila için, ayrıca taraftarı olduğu Göztepe Futbol Kulübü'nün, ‘göztepelist’ adlı sitesinde, ‘Acı Günümüz’ başlığıyla anma ve yakınlarına başsağlığı mesajı yayınlandı. Attila'nın, sitede, Göztepe-Ispartaspor maçı sonrası foruma yazdığı, “Babam, Alsancak'ta oturuyor, bana msn'den yazdığı aynen şöyle. Sizinkiler Alsancak'ı yıkıyorlar. Sesleri buraya kadar geliyor” diye sevincini yazdığı belirtildi.

'MELEK YÜZLÜ' DOĞUM GÜNÜNDE ÖLDÜ

1991 yılında yılbaşı gecesi arkadaşlarıyla hem doğum gününü, hem de yılbaşını kutlamak için Özgür Turan Attila'nın evine gittiği öğrenilen Ceren Okkalı'nın bu sabah ailesi tarafından hastane morgundan alınan cenazesi, Demetevler 10'uncu Sokak'taki baba evine getirildi. Bağ- Kur emeklisi olan baba Mehmet ve ev hanımı anne Canan Okkalı'nın 4'ü kız 1'i erkek 5 çocuğundan en küçüğü olan Ceren'in cenaze aracı içinde tabutunun evinin önüne gelmesi, ailesi ve yakınlarını gözyaşlarına boğdu. Ceren'in ablası 20 yaşındaki Cansu Okkalı, cenaze aracına sarılarak, “Ablanı bırakıp nere gidiyorsun?. Seni böyle mi uğurlayacaktık? Ne olur bizi bırakıp gitme” diyerek ağıtlar yaktı.

MELEK YÜZLÜM ‘ŞAKA YAPTIM’ DE

Ceren'in cenazesi gözyaşları arasında babasının memleketi olan Yenimahalle İlçesi'ne bağlı Yuva Köyü'ndeki Sosyal, Kültürel, Kalkındırma ve Yardımlaşma Derneği önüne getirildi. Burada Ceren'in cenaze aracından çıkartılan tabutu açıldı. Bu sırada anne Canan, ablaları Handan, Hacer ve Cansu, açılan tabutta yatan Ceren’in son kez yüzüne bakıp, göz yaşı döktüler. Anne Canan, tabutun arkasından el sallayıp, “Melek yüzlüm, bizi böyle bırakıp nere gidiyorsun? Melek yüzlüm ‘Şaka yaptım’ de. Güle güle yavrum” demesi yürekleri dağladı.

Tabutunun başına konulan duvakla birlikte Ceren'in cenazesi daha sonra köy camisine götürüldü. Ceren'in naaşı, köy halkının geleneği gereği odasında serili olan halı veya kilimden biri olan halıya sarılarak musalla taşına konuldu. Burada Cuma namazının ardından kılınan cenaze namazından sonra Ceren'in cenazesi, köy memazarlığında toprağa verildi. Ceren'in tabutuna sarılan halı ise daha sonra hayrına camiye bırakıldı.

Ceren'in, Okkalı çiftinin tek okuyan çocuğu olduğu ve başarılı bir öğrenci olduğu belirtildi. Baba Mehmet Okkalı, Ceren'in okuması için kendisine yalvardığını ifade ederek, “Baba, ne olur beni okut. Benim payıma düşen mallar varsa, onları kardeşlerime dağıt, ama beni okut. Sadece okumak, üniversite bitirip, çok başarılı olmak ve benimle gurur duymanızı istiyorum” dediğini belirtti.

-YALVARDIM, GİTME DEDİM-

Bağ- Kur emeklisi baba Mehmet Okkalı, olayın yaşandığı gece kızının yılbaşı kutlaması için arkadaşına içinde kötü hisler olduğu gerekçesiyle gitmesini hiç istemediğini belirtti. Mehmet Okkalı, “Kızım bana ‘Ne olur baba gideyim. Ben büyüdüm, artık üniversite öğrencisiyim, çocuk değilim. Ne yapacağımı biliyorum. Eğer istemiyorsan ablam da benimle gelsin’ dedi. Ardından annesini de ikna ederek evden çıktılar. Ancak daha sonra ‘Sen gelirsen ben rahat edemem’ diyerek ablasını bırakıp tek başına gitmiş. Ondan sonra böyle bir acıyla karşılaştık. Kızım niye kandırdın beni, niye gittin? Melek yüzlüm beni bırakıp nedeye gidiyorsun?” diyerek ağladı.

-DOĞUM GÜNÜNÜ KUTLAYACAKTI-

Baba Mehmet Okkalı, kızının doğum günü için yaşgünü pastası aldıklarını belirtirken, “Kızıma, ‘Doğumgününü gel evde beraber kutlayalım’ dedim. ‘İstersen arkadaşlarını da buraya çağır, annen hazırlık yapsın, hep birlikte burada kutlayalım’ dedim. Ancak beni dinlemedi. ‘Arkadaşlarıma söz verdim, onlarla birlikte kutlayacağım baba’ dedi. Keşke kesinlikle izin vermeseydim” diye konuştu. Ceren'in ablası Cansu Okkalı şunları söyledi: “Gece saat 23.00 sıralarında beni aradı. ‘Abla seni çok seviyorum’ dedi. Kardeşim, doğum günü pastanı kesecektik, doğum gününü birlikte kutlayacaktık. Doğum gününü böyle mi kutlayacaktık?”

Yaşamını yitiren öğrencilerden Manisalı Erol Can Özdokumacı ile Tarık Şükrü Yılmaz'ın cenazeleri, Ankara'da ailelerine teslim edilirken karıştı. Bir saatlik karmaşa, evlat acısıyla yıkılan ailelere ikinci bir şok yaşattı. Bu arada, Erol Can Özdokumacı'nın ölüm haberinin halen felçli babasına iletilemediği öğrenildi. Tarık Şükrü Yılmaz'ın ise aynı evde can verdiği 18 yaşındaki Büşra Bek ile sevgili olduğu, birlikte ABD'ye gitme hayalleri kurdukları ortaya çıktı.

CENAZELER KARIŞTI AİLELER YIKILDI

Yılbaşı gecesi 7 üniversite öğrencisinin ölümüne neden olan doğalgaz faciası, tüm Türkiye'yi üzerken, evlat acısıyla yıkılan Manisalı iki aile, cenazelerin karıştırılmasıyla ikinci kez sarsıldı. Ailenin tek çocuğu olan Manisalı 19 yaşındaki Erol Can Özdokumacı'nın Keçiören Adli Tıp Kurumu'ndaki cenazesi, Manisa Akhisarlı 21 yaşındaki Tarık Şükrü Yılmaz'la karıştı. Özdokumacı'nın cenazesi, bugün saat 10.00 sıralarında, yanlışlıkla Yılmaz Ailesi tarafından alınarak toprağa verilmek üzere Ankara Karşıyaka Mezarlığı gasilhanesine götürüldü. Bu sırada, Adli Tıp Kurumuna gelen anne Zeliha Özdokumacı, durumu fark ederek gözyaşları içinde yetkilileri uyardı. Ailelere yeni bir şok yaşatan karmaşa, yaklaşık bir saat sonra çözüldü. Karışıklığın, cenazeyi almaya gelen Tarık Şükrü Yılmaz'ın (yanrda sağda) ismi açıklanmayan genç kuzeninden kaynaklandığı belirtildi. Acılı kuzenin, morgda gördüklerinin ardından morali bozulduğu, fenalaştığı ve dikkatsizlikle Erol Can Özdokumacı'nın (yanda solda) cenazesini alarak mezarlığa götürdüğü anlaşıldı.

Karmaşa sonrası, yeniden başlatılması gereken bürokratik işlemler ise Manisa AKP Milletvekili Hüseyin Tanrıverdi'nin devreye girmesiyle çözüldü. Cenazeler ailelerine teslim edildi. Tarık Şükrü Yılmaz'ın cenazesi Ankara'da, Erol Can Özdokumacı'nın ise yarın öğleyin Manisa'nın Hatuniye Camii'nde kılınacak namazın ardından Çatal Mezarlığı'nda toprağa verileceği bildirildi.

ACI HABER FELÇLİ BABAYA VERİLEMEDİ

Bu arada, hayatlarının baharında dünyaya veda eden gençlerin ortaya çıkan dramları ise yürekleri burktu. 2007 yılında Dündar Çiloğlu Anadolu Lisesi'nden mezun olan Manisalı Erol Can Özdokumacı'nın, 11 ay önce baba acısıyla sarsıldığı öğrenildi.

Manisa Büyük Saruhan Otel'in 24 yıldır müdürlüğünü yapan baba 54 yaşındaki Ahmet Özdokumacı'nın 1 Şubat 2008 tarihinde yüksek tansiyona bağlı beyin kanaması geçirdiği, sonrasında felç olduğu ortaya çıktı. Aylarca 9 Eylül ve Ege Üniversitesi hastanelerinde yoğun bakım servisinde tutulan, yürümekte ve konuşmakta zorluk çeken Ahmet Özdokumacı'nın son 4 aydır Ankara Gülhane Askeri Tıp Akademisi’nde (GATA) tedavi gördüğü, eşi Zeliha Özdokumacı'nın da yanında refakatçı kaldığı öğrenildi.

Özdokumacı ailesinin tek çocuğu olan Bilkent Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümü hazırlık sınıfı öğrencisi Erol Can'ın ölüm haberinin halen felçli olan babasına iletilemediği kaydedildi. Akhisarlı Tarık Şükrü Yılmaz ile aynı evde kalan Erol Can'ın, babasını GATA'da sık sık ziyaret ettiği, bu durumun tedavide ilerleme sağladığı ifade edildi.

HAYALLERİ ABD'YE GİTMEKTİ

Tarık Şükrü Yılmaz'ın ise aynı evde can verdiği Büşra Bek (yanda) ile yakın arkadaş oldukları birlikte ABD'ye gitme hayalleri kurdukları ortaya çıktı. İki gencin birlikte ölmesi durumu bilenlerce “Ölüme de birlikte gittiler” diye yorumlandı.

En büyük isteği Ankara'da üniversite okumak olan Yılmaz'ın, Manisa'daki Şehzade Mehmet Koleji'nden mezun olduktan sonra başka bir üniversiteye kaydını yaptırmayarak iki yıl beklediği öğrenildi. Genç üniversitelinin, Ece Zeytinleri'nin ortaklarından olan babası Dursun, annesi Semanur ve kız kardeşi 15 yaşındaki Tilbe Yılmaz'ın cenaze için Ankara'da bulunduğu, küçük kardeşi 13 yaşındaki Şevval'in ise yaşadığı şok nedeniyle Akhisar'da kaldığı belirtildi.

SEVGİLİLER YANYANA GÖMÜLDÜ

Sevgili olan, okullarını bitirdikten sonra birlikte ABD'ye gitme hayalleri kurdukları öğrenilen Tarık Şükrü Yılmaz ile Büşra Bek'in cenazeleri, Karşıyaka Mezarlığı'na götürüldü. Büşra Bek ve Tarık Şükrü Yılmaz'ın cenaze namazları, Karşıyaka Mezarlığı Camii'nde 26 başka cenazeyle birlikte toplu olarak kılındı. Cenazeye, öğrencilerin aileleri, yakınları ve arkadaşları ile CHP Genel Başkan Yardımcısı Ankara Milletvekili Yılmaz Ateş, CHP Ankara Milletvekili Zekeriya Akıncı, Bilkent Üniversitesi Rektör Yardımcıları Prof. Dr. Erol Arkun ve Prof. Dr. Kürşat Aydoğan katıldı.

Büşra Bek'in annesi Ayşe ve babası Mustafa Bek, yakınlarının kolları arasında güçlükle ayakta durabildi. Anne Ayşe Yılmaz, cenaze töreni öncesi Karşıyaka Mezarlığı'na geldiğinde, “Nasıl toprağa vereceğim yavrumu ben? Annem, annem benim” diye ağıtlar yakıp gözyaşı döktü. Büşra Bek'in cenazesi, anneannesi Hayriye Yıldız'ın yanına defnedildi. Bu mezar yerinin Büşra'nın hayatta olan dedesi Mustafa Yıldız için ayrıldığı öğrenildi.

Kızları Büşra'nın defnedilmesini anne Ayşe ve baba Mustafa Bek, gözyaşları arasında izlerken, yakın okul arkadaşları ise beyaz, kırmızı ve sarı karanfilleri mezara koyup, hıçkırarak ağladı. Arkadaşları, “Çok yakınlardı, birbirlerini çok seviyorlardı. ABD'ye gitme hayalleri kuruyorlardı. Ölüme de birlikte gittiler” dedi.

TARIK ŞÜKRÜ'NÜN AİLESİ PERİŞAN

Tarık Şükrü Yılmaz’ın babası Dursun ve annesi Semanur Yılmaz da yakınlarının yardımıyla ayakta güçlükle durabildi. Cenazede kızı için ağıtlar yakan anne Semanur, “Yavrum, kurbanların olurum yavrum. Nerelerdesin sen yavrum? Anneni bırakıp da nerelere gittin sen kuzum?” diyerek gözyaşı döktü.

CHP Genel Başkan Yardımcısı Yılmaz Ateş de cenaze namazı sonrası gazetecilerin sorusu üzerine yaptığı açıklamada, doğalgaz ekibinin saat 05.09'da olay yerine geldiğini, ancak ölümün saat 06.00'da olduğunun sanıldığını açıkladı. Otopsiden alınacak sonuçlara göre olayın takipçisi olacaklarını belirten Ateş, ailelerin talebi üzerine konuyu TBMM gündemine taşıyacaklarını da söyledi.

FACEBOOK'TA BİNLERCE BAŞSAĞLIĞI MESAJI

Bu arada Bilkent Üniversitesi öğrencileri, doğalgaz zehirlenmesi sonucu hayatını kaybeden 7 arkadaşları için Facebook sosyal paylaşım sitesinde grup oluşturdu. ‘Bilkentli 7 arkadaşımızın anısına’ adlı gruba ilk etapta 4 bine yakın kişi üye olarak vefat eden gençler için üzüntülerini dile getirerek, yüzlerce başsağlığı mesajı yazdı. (dha)