Türkiye iklim değişikliğine karşı ulusal eylem planı hazırlıyor

Kyoto Protokolü'ne taraf olarak iklim değişikliğiyle mücadelede etkin olacağını ilan eden Türkiye, İngiltere'nin desteğiyle ulusal eylem planı hazırlıyor
Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

ANKARA - Birleşmiş Milletler (BM) İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’ne 2004’te taraf olmasına karşın, Kyoto Protokolü’ne ancak Şubat 2009’da taraf olan Türkiye, çevre konusundaki açılımlarını genişletiyor. Türkiye, iklim değişikline uyum sağlayabilmek için ‘ulusal eylem planı’ da hazırlayarak, hem küresel çabalara ek katkılar sunacak hem de kendine bir yol haritası belirlemiş olacak.
BM Kalkınma Programı (UNDP) ile Çevre Bakanlığı, Türkiye’nin İklim Değişikliği Ulusal Eylem Planı’nın geliştirilmesine ilişkin proje çalışmalarını başlattı. Projeye, İngiltere de finansal destek sağlıyor.
Ulusal eylem planı ile sera gazı emisyonları için ulusal hedefler belirlenecek. İklim değişikliği ile mücadele etmek için azaltım ve uyum teşvik edilecek. İklim değişikliğinin etkilerinin yönetilmesine çalışılacak.
Proje, Türkiye’nin gerek Kyoto Protokolü’ne gerekse 2012 Kyoto sonrası dönemde atacağı adımlar açısından önemli.
İngiliz Büyükelçiliği Müsteşarı Giles Portman, iklim değişikliğiyle mücadelenin İngiliz hükümetinin dört dış politika önceliğinden biri olduğunu, bu kapsamda Türkiye’ye de destek vermeyi kararlaştırdıklarını söyledi.
Portman, Türkiye’nin iklim değişikliğinin etkilerini yakından hissetmeye başladığını, kıyı kesimlerde sel ve erozyonun yakın dönemde daha çok görülebileceğini, yağış düzeyinin değişeceğini ve tüm bu gelişmelere karşı da etkin bir planla hareket edilmesi gerektiğini vurguladı. 

Dünya alarm veriyor
UNDP Türkiye Temsilciliği’nden Ulrika Richardson-Golinski, dünyada 2.6 milyar yoksulun iklim değişikliğinin etkilerini en ağır şekilde hisseden kesimi oluşturduğunu vurguladı:
“Bu durumu daha da çarpıcı kılan; yoksul insanların kendileri tarafından işlenmeyen bir ekolojik suç için bir bakıma cezalandırılıyor olmaları. Dünyada halen, 1 doların altında günlük gelirle yaşamını idame ettirmek durumunda olan 1 milyara yakın insan yaşıyor. Azgelişmiş ülkelerde yaşayan çocukların yaklaşık üçte biri, yaşına göre zayıf veya kısa. Günümüzde, sanayileşmiş ülkelerde temiz içme suyuna erişim tam anlamıyla şehir şebekesinden sağlanabiliyorken, gelişmekte olan dünya ülkelerinde, yaklaşık 1.1 milyar insan temiz suya erişemiyor. Gelişmekte olan dünya ülkelerinin toplam nüfusunun yaklaşık yarısı, 2.6 milyar insan temel sağlık hizmetlerinden yararlanamıyor.”
Golinski, “2030’da, gelişmekte olan ülkelerin iklim değişikliğinin etkilerine dayanıklılıklarının artırılması ve düşük karbon odaklı ekonomik kalkınma süreçlerine katkı sağlanması için yıllık 133 milyar dolar tutarında ek yatırıma ihtiyaç duyulacak” dedi.
İklim değişikliğiyle mücadele ederken Türkiye’yle ortak çalışmalarının önemli olduğunu anlatan Golinski, “Türkiye, bu yolda vazgeçilmez ortağımız olacak” diye konuştu.