'Türkiye küresel güç olamaz çünkü...'

'Türkiye küresel güç olamaz çünkü...'
'Türkiye küresel güç olamaz çünkü...'

UNICEF temsilcisi Reza Hossaini, iki yılda Türkiye?yi karış karış gezdi. Hossaini?ye göre çocukların ?daha çok toleransa, anlayışa ve ilgiye? ihtiyacı var.

UNICEF Türkiye Temsilcisi Hossaini: Çocuklarına yatırım yapmayan, onlarla düzgün diyalog kurmayan Türkiye'nin küresel güç olması imkânsız
Haber: HİLAL KÖYLÜ / Arşivi

ANKARA - Türkiye, Çin, Hindistan, Brezilya gibi ülkelerle birlikte ‘yükselen küresel güçler’ arasında gösterilirken BM Çocuklara Yardım Fonu’nun (UNICEF) bir uyarısı var:  “Türkiye, 19 yaş altındaki 27 milyon çocuğa gerekli yatırımı yapmazsa, onlarla daha düzgün diyalog kuramazsa sadece yarınını değil bugününü de yitirecek.” 
Yaklaşık iki yıldır UNICEF’in Türkiye Temsilciliği’ni yapan Reza Hossaini,  Türkiye’de çocukların durumu, çocuklara yaklaşım tarzını, UNICEF’in Türkiye’deki çocukların bugününe ve yarınına bakışıyla ilgili Radikal’in sorularını yanıtladı.
Neredeyse tüm Türkiye’yi gezdiniz. Türkiye’de çocuklar, çocukluklarını yaşıyorlar mı?
Türkiye her yıl biraz daha gelişiyor. Urfa’dan Adana’ya, İstanbul’dan Mardin’e kadar gezdiğim her yerde bu ülkede çocukların neye ihtiyacı var diye  düşündüğümde temel ihtiyaçlarının ‘daha çok tolerans, daha çok anlayış, daha çok ilgi’ olduğunu düşünüyorum. Çocuklar; büyüklerle anlaşmak, toplumla konuşmak ve kendilerini ifade etmek istiyorlar. Çocukluklarını yaşıyorlar ama  anlayış eksikliği ortamında yaşıyorlar.
Türkiye’de çocuklara karşı yeteri kadar anlayışlı bir toplum yok. Toplumun her kesiminin çocuklarla diyaloğu zayıf. Çocuklarla diyalog gelişirse, onların gerçekten bir barış unsuru olduğu farkedilebilir.
Çocuklarla diyalog nasıl kurabilir Türkiye’de?
Elbette eğitim sisteminde temel değişikliklere giderek. Burada maddi ihtiyaçları bir kenara bırakıp, öğretmenin öğrenciye daha anlayışlı yaklaşmasından, ailelerin çocuklarıyla daha çok diyalog kurmasından, her çocuğun ayrı yetenek ve güçte olduğunun kabul edilmesinden bahsediyorum. Çocukların, eğitim sistemi içinde ‘yarış atı’ gibi görülmesinden vazgeçilmesini istiyorum. Bu toplumun gerçekten her çocuğu, kendi yeteneğine göre yetiştirme, bir iş sahibi yapma şansı var. Yeter ki, çocukları dinlemeyi bilelim.
Türkiye’ye şans veriyor musunuz?
Türkiye’nin en büyük şansı, genç nüfus. Türkiye’de 19 yaşın altındaki 27 milyon çocuk toplam nüfusun yüzde 36’sını temsil ediyor. Eğer Türkiye, bu nüfusa gerekli yatırımı yapmazsa ekonomik olarak büyüyemeyecek ve sadece yarınını yitirmekle kalmayıp, bugününü de yitirmiş olacak.
Nasıl yatırım yapılmalı çocuklar için?
BM’nin son dönemdeki ana hedefi ‘daha çok çocuk yaşatmak’.  Türkiye’de binde 21.6 olan bebek ölüm hızının 2013’e kadar en fazla binde 15’e çekilmesi hedefi var. Türk hükümetiyle yeterince proje yürütüyoruz ve başarılı olacağız. Ancak biz de başarı için ‘zihniyet değişikliği’ bekliyoruz ve “Çocuklara daha çok tolerans” diyoruz.
“Çocuklar şiddete maruz kalmasın” mesajı mı bu?
Eğitim ve sağlık alanında daha çok yatırım gerekiyor. Sorunlar, bu iki alanda birikiyor. Türkiye’de de çocuklar ne yazık ki okulda, evde, sokakta şiddete maruz kalıyor.
Şiddetten neyi kastediyorsunuz?
Çocuklar genellikle evde ailesinden kopuk yaşıyor. Okulda, öğretmenlerine derdini anlatamıyor. Kendi yeteneklerini ve düşüncelerini paylaşmakta sıkıntı yaşıyor. Giderek artan sayıda çocuk ya ailelerini geçindirmek için ya da evde yoksulluğun stresli etkilerinden kaçmak için sokağa yöneliyor.
6-17 yaş grubundan yaklaşık 1 milyon çocuk bir tür ekonomik faaliyette bulunuyor. Türkiye İstatistik Kurumu rakamları, 6-14 yaş grubunda 320 bin çocuğun çalıştığını, 124 bininin okula gidemediğini gösteriyor.
Bir de şiddete karışmış çocuklar var?
Terörle Mücadele Kanunu’nda yapılan değişikliklere göre 15 yaş ve üzerindeki çocuklar, çocuk mahkemelerinde değil de yetişkin mahkemelerde yargılanıyorlar. Ancak bu durum, çocuk haklarıyla tamamen çelişiyor. Türkiye’nin de imzalamış olduğu Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, bu çocukların sadece çocuk mahkemelerinde yargılanabileceğini öngörüyor oysa ki.
Siyasal amaçlı gösterilerde yer aldıkları için halen tutuklu bulunan çocuk sayısı 200 civarında. Şiddet eylemlerinin soruşturulmasına karşı çıkmıyoruz ama bu eylemlere karışmış çocuklar mutlaka hukuksal danışmanlık ve destek hizmetlerinden yararlanmalı. Her durumda, yasaları ihlalle suçlanan 18 yaş altındaki her çocuk, çocuk mahkemelerinde yargılanmalı. Bu konuda, Türk hükümetiyle yakın temasımız sürüyor.

İran’dan Afrika ve Türkiye’ye...
Yaklaşık iki yıldır Türkiye’de UNICEF’in temsilciliğini yapan Reza Hossaini, UNICEF’teki kariyerine 1989’da İran’da başlamış. İran’da, kalkınma programları üzerinde çalışan Hossaini, 1990’daki büyük İran depreminde ve Körfez Savaşı’nda UNICEF’in yardımlarından, çalışmalarından sorumlu olmuş, 1998-2002 yılları arasında Dünya Sağlık Örgütü’nün ‘Vahşi Afrika’ ve ‘Güney Batı Asya’ bölgelerindeki sağlık yardımlarının koordinasyonundan sorumlu olan Hossaini’nin, Güney Sudan, Somali, Hindistan ve Bangladeş’teki sağlık çalışmaları da kariyerinde önemli yer tutuyor. “Ben çocuklar ve barış için varım” diyen Hossaini, “Çocuklar yarınımız değil, bugünümüz. Onları dinlersek, daha mutlu ve huzurlu bir dünyaya kavuşacağımıza eminim” diyor. 

Dört çocuktan biri yoksul
UNICEF; resmi internet sitesinde Türkiye’yi dünyaya anlatırken “AB üyelik süreciyle gerçekleştirilen reformlar kadın ve çocukların durumunda olumlu gelişmeler sağladı” dese de, Reza Hossaini rakamların daha da iyileşmesinin ‘şart’ olduğunu söylüyor. Türkiye’de;
“Çocuklar yetişkinlere oranla çok daha yüksek yoksulluk riski yaşıyor. 2002’de 15 yaş altı çocukların yaklaşık yüzde 35’i yoksulluk içinde yaşarken, bu oran 2005’te yüzde 28’e geriledi. Ancak aynı dönemde 15-24 yaş arası gençler arasındaki yıllık işsizlik oranı yüzde 19 gibi bir oranda seyretmeye devam etti.
Kadınların kamusal ve özel yaşamdan dışlanmaları alışılagelmiş bir konu olarak kabul görüyor. Kızlar, erkek kardeşlerine göre eğitim olanaklarından daha az yararlanıyor. 2007’de kız ve erkek çocuklarının yaklaşık yüzde 20’si okul öncesi eğitime katılırken, aynı yıl kız ve erkek çocuklar arasında ilköğretimde yüzde 5, ortaöğrenimde ise yüzde 17 oranında bir fark görüldü.
Düşük eğitim seviyesi, sosyal tutumlar, çocuklar için koruyucu ortamı etkiliyor. Çocuk istismarına karşı mevzuat yetersiz uygulanıyor.”
UNICEF hükümetin Kürtçe TV yayını, okullarda Kürtçe eğitimi gibi açılımları toplumda olduğu kadar çocuklar arasında da barışı yaygınlaştıracak unsur olarak görüyor.