Türkiye'de çocuk sayısı hızla azalıyor!

Türkiye'de çocuk sayısı hızla azalıyor!
Türkiye'de çocuk sayısı hızla azalıyor!
Türkiye'de yaşlı nüfus artarken, çocukların toplam nüfus içindeki payı ise sürekli azalıyor. Öyle ki eğer böyle giderse çok değil 60 seneye kadar ülkemizdeki yaşlıların sayısı çocukların sayısını geçecek!

RADİKAL - AA muhabirinin, Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerinden yaptığı derlemeye göre, 1935'te 16 milyon 158 bin 18 olan Türkiye nüfusu, 1950'de 20 milyonu, 1965'te 30 milyonu, 1975'te 40 milyonu, 1985'te 50 milyonu, 2000'de 65 milyonu, 2007'de 70 milyonu, 2012 yılında da 75 milyon kişiyi aştı.

2014 sonu itibarıyla 77 milyon 695 bin 904 kişi olarak belirlenen Türkiye nüfusunun, yüzde 24,3'ü 0-14 yaş, yüzde 67,8'i 15-64 yaş arasında (52 milyon 640 bin 512 kişi) ve yüzde 8'i de 65 yaş ve üzerinde bulunuyor.

Yıllar itibarıyla nüfusun gelişimine bakıldığında, ülkedeki doğurganlık hızının azalmasına bağlı olarak genç nüfus oranının sürekli azaldığı, yaşam kalitesinin artmasına bağlı olarak, yaşlı olarak kabul edilen 65 yaş ve üzerindeki nüfusun ise sürekli arttığı gözleniyor.

ÇOCUK NÜFUSUNUN ORANI AZALIYOR

80 yıl önce 16,1 milyon kişilik Türkiye nüfusunun yarıya yakını çocuktu. 1935'te ülkede 0-14 yaş grubunda 6 milyon 662 bin 593 kişi, 65 yaş ve üzerinde ise 628 bin 41 kişi yaşıyordu.

Çocuk nüfusunun toplam nüfusa oranı yıllar içinde hep azaldı. 0-14 yaş grubu çocukların genel nüfusa oranı 1990'da yüzde 35'e (toplam nüfus 56,4 milyon kişi), 2000 yılında yüzde 29,8'e (toplam nüfus 67,8 milyon kişi) ve 2014 yılı sonunda da yüzde 24,3'e kadar geriledi.

2014 sonu itibarıyla 77,7 milyonluk Türkiye nüfusunun yaklaşık 4'te biri çocuk. Ülkede, 0-14 yaş arasında 18,8 milyon kişi, 65 yaş üzerinde ise 6,2 milyon kişi bulunuyor.

2075'TE YAŞLI SAYISI ÇOCUK SAYISINI GEÇECEK

Toplam doğurganlık hızı, bir kadının doğurgan olduğu dönem (15-49 yaş arası) boyunca doğurabileceği ortalama çocuk sayısını ifade ediyor. Bir ülkenin nüfusunun kendini yenilemesi için de doğurganlık hızının en az 2,1 olması gerekiyor.

TÜİK tarafından hazırlanan, toplam doğurganlık hızının doğal akışı içinde azalıp, 2050 yılında 1,65'e düştüğü, bu tarihten sonra artışa geçerek 2075 yılında 1,85 değerine ulaştığı doğurganlık senaryosu ile yaptığı temel projeksiyona göre, çocuk nüfusunun toplam nüfusa oranı 2023 yılında yüzde 21,2, 2050 yılında yüzde 15,7, 2075 yılında da yüzde 14,6'ya kadar gerileyecek.

Yaşlı nüfus oranı ise 2023'te yüzde 10'u, 2050'de yüzde 20'yi aşacak. Türkiye'nin 65 yaş ve üzerindeki nüfusu 2075 yılında genel nüfusun yüzde 27,7'sini oluşturacak.

Toplam doğurganlık hızının kademeli olarak 2020'de 2,11'e 2050'de de 2,50 seviyesine çıkacağı varsayımıyla yapılan ikinci senaryoya göre de Türkiye nüfusunun 2023'te yüzde 10,1'ini, 2050'de yüzde 18,7'sini, 2075'te ise yüzde 20,7'sini yaşlı nüfus oluşturacak.

TÜİK'in temel senaryosu gerçekleşirse, 60 yıl sonra yani 2075 yılında, nüfusunun 89 milyon 172 bin 88 kişiye ulaşması beklenen Türkiye'de yaklaşık 13 milyon çocuk, 24,7 milyon da yaşlı olacak.

Bu da Türkiye'nin en geç 15-20 yıl içinde "yaşlı ülkeler" kategorisine gireceğini gösteriyor.

TARIM, SANAYİ VE TIP NÜFUSU PATLATTI

Binlerce yıl oldukça yavaş yükselen dünya nüfusu, tarım ve sanayi devrimlerinin gıdaya ulaşımı kolaylaştırması, aşıların bulunması gibi nedenlerle hızla artmaya başladı.

Daha sonra, gelişen ülkelerde kentleşme, kadının eğitim düzeyinin artması ve iş hayatına katılımı ile ekonomik zorluklar doğurganlığın azalmasına veya ileri yaşlara ertelenmesine neden oldu. Bu değişimler gelişmiş ülkelerde olduğu gibi Türkiye'de de çocuk nüfus oranını azaltmaya başladı.

Halen toplam doğurganlık hızı Doğu ve Güney Avrupa ülkelerde nüfusun kendini yenilemesi için gereken 2,1 çocuk rakamının çok altında olup, 1,1'e kadar iniyor.

Türkiye'de şu anda yüksek doğurganlık sadece bazı doğu illerinde görülüyor, batıya geldikçe kadınların doğurganlığı azalıyor. Ülke ortalamasına bakıldığında 2001'de 2,37 olan toplam doğurganlık hızı, 2008'de 2,14 olarak belirlendi. Toplam doğurganlık hızı 2011'de nüfusun kendini yenileyemeyeceği 2,02 çocuğa kadar geriledi. Bu rakam 2013 yılında 2,07'ye, 2014'te 2,17'ye çıktı.

TÜRKİYE YAŞLILAR İÇİN RAHAT BİR ÜLKE DEĞİL!

Ancak bununla birlikte 2013'te yapılan bir araştırmaya göre Dünyada yaşlıların en rahat yaşadığı ülkenin İsveç, yaşlılar açısından en kötü koşulların bulunduğu ülkeninse Afganistan olduğu açıklanmış, Türkiye ise 70. sırada yer almıştı!

Birleşmiş Milletler’in toplumdaki daha yaşlı insanların katkılarına dikkat çekmek için ilan etmiş olduğu ‘Uluslararası Yaşlılar Günü’ dolayısıyla, yaşlıların yaşam koşullarına dair bir sıralama yayımlandı. Global AgeWatch Index’e göre ekonomileri hızla gelişen kimi ülkeler, yaşlıların yaşam koşulları sıralamasında aşağı sıralarda yer alıyor. BBC’nin haberine göre Hindistan 73, Rusya ise 78. sırada. Brezilya 31, Çin 35. sırada yer alıyor. İlk 20 ülke arasındaysa Batı Avrupa ülkeleriyle Kuzey Amerika, Japonya, Avustralya ve Şili görülüyor. 2050 yılında dünyadaki yaşlıların sayısı 15 yaşın altındakileri aşacak. Bu insanların büyük çoğunluğu da kalkınmakla olan ülkelerde yaşıyor olacak. Help Age International adlı vakıf, bu tahminleri dikkate alarak dünyadaki 91 ülkede yaşlıların yaşam niteliğini inceleyen çalışmalar yürütüyor. Bu çerçevede yaşlıların gelirleri, bu gruba yönelik sağlık hizmetleri, çevre koşulları ve eğitim olanakları inceleniyor. Varlıklı ülke olmak şart değil. Bugün yayımlanan raporda birçok ülkenin yaşlanmakta olan nüfuslarına destek sağlayacak yeterli donanıma sahip olmadığı vurgulandı. Araştırmacılar, yaşlı nüfusa daha iyi davranmak için mutlaka varlıklı olunması gerekmediğine dikkat çekiyor; Mauritius, Bolivya ve Sri Lanka’nın, kendilerinden daha zengin ülkelerden daha yüksek sıralarda olmalarını örnek gösteriyor. Araştırmayı hazırlayan bilim adamlarından Prof. Aşgar Zaidi, “Bu sıralama, Rusya, Hindistan ve Güney Afrika gibi dünyanın yükselen ekonomilerine sahip bazı ülkelerin, yaşlı nüfuslarına bakma konusunda beklenenden kötü olduklarını ortaya koyuyor.” diyor ve kalkınmakla olan ülkelerin, toplumlarının nasıl yaşlanacağına ve yaşlıların nasıl faal tutulacağına daha fazla akıl yorması için hiç de geç kalmadıklarını söylüyor.