Türkiye'de 'klon' serbest!

Marmara Araştırma Merkezi, nesli tehlikedeki yerli sığırı 2005'te kopyalayacak. Türkiye'de bu konuda mevzuat yok.
Haber: DENİZ ZEYREK / Arşivi

ANKARA - Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu'na (TÜBİTAK) bağlı Marmara Araştırma Merkezi (MAM), gelişmiş ülkelerdeki teknolojiyi kullanarak, nesli tükenmekte olan yerli bir sığır türünü klonlama, yani genetik kopyasını üretme çalışmalarını sürdürüyor.
Ekimde embriyon üretimi için harekete geçecek olan merkezin yıl sonunda üretilen embriyonu taşıyıcıya transfer etmesi ve doğumun 2005 sonuna doğru olması bekleniyor.
Ancak Türkiye'nin ne sığırı klonlama ne de nesli kurtarmak amacıyla üretilecek kopya sığırla ilgili yasal bir mevzuatı yok. Genetik kopyalama konusundaki etik kurul yoksunluğu bile uluslararası çapta projelere imza atan Türkiyeli bilim insanlarının elini kolunu bağlıyor.
Embriyon ekimde üretilecek
MAM'ın Veteriner ve Hayvancılık Araştırma Grubu'na bağlı olan bir ekip, 2003 yılı ekim ayından beri sığır klonlama projesi üstünde çalışıyor. Macaristan'la birlikte yürütülen proje çerçevesinde yerli bir sığır türü kopyalanacak. Proje tamamlandığında Tarım Bakanlığı tarafından belirlenmiş ve Türkiye'de nesli tükenmekte olan bir yerli sığır türünün kopyalanması hedefleniyor.
Projenin sorumlusu Doç. Dr. Sezen Arat, tükenmekte olan bir sığır türünü kopyalayacaklarını belirterek, yaz aylarının verimli olmaması nedeniyle ara verilen çalışmalara ekimde başlayacaklarını, yıl sonuna kadar kopya embriyonu üreteceklerini söyledi. Arat, embriyon transferinin yapılmasının ardından kopya sığırın 2005 sonunda doğacağını ifade etti.
Türkiye'ye kopyalama teknolojisinin getirilmesinde kilit bir rol oynayan Doç. Dr. Sezen Arat, ABD'de birlikte çalıştığı ekiple 10'dan fazla hayvan kopyalamış. Doç. Arat ve ekibi 2000 yılında başlayıp tamamladığı bir başka projede üç gün önce ölmüş bir hayvandan alınan doku ile kopya embriyon üretmeyi başarmıştı.
Üretilen embriyonların dondurularak bekletildiğini belirten Doç. Arat, embriyonları transfer ederek doğumu gerçekleştirmeyi düşünmediklerini kaydetti. Kopyalama, canlıdan alınan bir doku ile gerçekleştirilirken, Arat ve ekibinin ölü sığırdan alınan canlı hücreyle embriyon üretmesi büyük başarı olarak görülüyor.
Kopyalama konusunda önemli bir yasal mevzuat eksikliği söz konusu olan Türkiye'de mevzuatın yanı sıra denetim ve etik kurul da yok. Arat, AB'nin 6. Çerçeve Programı çerçevesinde başvurduğu kopyalamayla ilgili bir projenin Türkiye'de etik kurul ve ülke görüşü bulunmadığı için geri çevrildiğine dikkat çekti.



Soru çok, yanıt yok
Marmara Araştırma Merkezi'nin Gebze'deki kampüsünde bilimsel açıdan uluslararası standartlarda sürdürülen kopyalama projesi, yasal mevzuat açısından birçok sorunun havada kalmasına neden oluyor.
Birleşmiş Milletler'in uluslararası alanda geçerli bir mevzuat oluşturmak üzere çalışmaları sürerken, Türkiye'de konuyla ilgili kafalar hâlâ karışık. Bu nedenle Türkiye'de aşağıdaki sorular yanıtsız kalıyor:
  • Heristeyen MAM'ın kullandığı teknolojiyi kullanarak kopyalama yapabilir mi?
  • Kopyalama laboratuvarlarını kimler açabilecek?
  • Açmak için izin hangi kurumlardan alınacak?
  • Bu konuda otorite kim olacak?
  • Bilim adamlarının uyacağı etik kurallar neler
    olacak? Kuralların uygulanmasını kim denetleyecek?
  • İnsan kopyalanmasa bile hastalıkların tedavisinde kullanılacak insan organları kopyalanacak mı?
  • Kopya canlılar, doğalları gibi kullanılabilecek mi? Kopya sığırın eti yenilip, sütü içilebilecek mi?
  • Kopya canlıların etinden sütünden yararlanılıp yararlanılmayacağına kim/kimler karar verecek?
    Türkiye, BM'deki görüşmeler sırasında gönderdiği görüşte, tıbbi amaçlı kök hücre çalışmalarına ve hayvanlarda klonlamaya sıcak baktığını bildirmişti.