Türkiye'deki aile içi şiddet olaylarına halef-selef iki kadın bakandan iki farklı yorum

Çubukçu AİHM'nin somut olaya göre karar verdiğini belirtti: Kararı yorumlarken daha nazik olmalıyız
Haber: YURDAGÜL ŞİMŞEK / Arşivi

ANKARA - Aileden sorumlu Devlet Bakanlığı’ndan Milli Eğitim Bakanlığı’na getirelen Nimet Çubukçu, AİHM’nin ‘aile içi şiddete karşı vatandaşını koruyamadığı gerekçesiyle’ Türkiye’ye kestiği cezanın, olayın yaşandığı dönemin koşullarına göre değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. AİHM’nin 2002’deki somut vaka üzerinden karar verdiğini vurgulayan Çubukçu, mahkemelerin bundan sonra alınan mesafeleri değerlendiremeyeceğini belirtirken, kararın olgunlukla karşılanması gerektiğini vurguladı.
Meclis kulisinde bir grup gazeteciyle sohbet eden Çubukçu, kararının 2002 yılına göre verildiğini anımsattı. Çubukçu, “İşte bizde bunun için Türkiye olarak kadına yönelik şiddetin önlenmesi konusunda her şeyden önce hukuki alt yapımızı düzenledik. Şu anda kadınları daha fazla düzeyde koruyan bir hukuki altyapıya sahibiz” dedi.
40 bin polise eğitim verildiğini  ve bir şiddet vakasında artık çok daha duyarlı davranan emniyet teşkilatı olduğunu vurgulayan Çubukçu, şöyle konuştu:
“Elbetteki daha az dikkatli davranan olabilir. Ama bugünden yarına değişecek bir şey değil. Dolayısıyla ben o gün olanların farkında olduğumuzu ve ona uygun değişiklikleri gerçekleştirip bir mücadele yöntemini benimsediğimizi söylüyorum. Zaten kadına yönelik şiddetle mücadele 4 Temmuz 2006’da Başbakanlık genelgesiyle artık devlet politikası haline geldi. Niye bunlar yapıldı, böyle bir olay var olduğu için ve kadınları daha iyi koruyabilmek için.”

‘AİHM gelişmelere bakmaz’
Çubukçu, Türkiye’nin o günden sonra bu konuda birtakım gelişmeler göstermesinin AİHM tarafından dikkate alınması gerektiğine ilişkin tartışmaların anımsatılması üzerine de, “Gelişmesi bir şeyi değiştirmez ki. Bir olay yaşanmış ve bir zarar görülmüş. AİHM de diyor ki bu zararı karşıla, bunu tazmin et... Mahkemeler, mesafeleri değerlendirmez. Kararını somut olaylar üzerinden alır. Dönüp de Türkiye geçen yıllarda nereye varmış, bir buna bakalım, bir bunu değerlendirelim diyorsa politik bir tutum olur” dedi.
Bakan Çubukçu, Türkiye’nin itiraz hakkını kullanıp kullanmaması konusundaki tartışmalara da şu yorumu getirdi:
“Kararı basından okuduğum kadarıyla biliyorum. Türkiye’nin haklı bir itiraz nedeni, devletin kendini savunacak bir donesi var mı,  yok mu, bilmiyorum. Bir yargı kararını değerlendirirken daha nazik ve dikkatli davranmamız gerekiyor. Türkiye uluslararası anlaşmaların bir tarafı, AİHM’yi tanımış, yetkilerini kabul etmiş, bireysel başvuru hakkı tanımış bir ülke. Dolayısıyla sonuçları konusunda da aynı hukuki olgunlukla değerlendirilmesi gerekir diye düşünüyorum.”  

***
Kavaf: Sayı artmadı medya abartıyor
Kavaf’ın tesellisi 2006’da 295 olan aile içi cinayet davası sayısının 2008’de 293’te kalması

ANKARA - Devlet Bakanı Selma Aliye Kavaf, Türkiye’de aile içi şiddet olaylarında suçluyu buldu: Medya. 2006’da 295 olan aile içi cinayet davası sayısının 2008’de 292 olarak gerçekleştiğini belirten Kavaf, “Medya bu haberleri sürekli gündeme taşırsa bu sayı artmış gibi görülebilir” dedi.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin, (AİHM) eski eşi tarafından yıllarca dövülen, bıçaklanan ve eşi öldürülen bir kadını yeterince korumadığı için Türkiye’yi 36 bin avro tazminata mahkûm etmesinin yankıları sürüyor. Eski Devlet Bakanı ve Meclis Kadın ve Erkek Eşitliği Fırsat Komisyonu Başkanı Güldal Akşit’in AİHM kararını “Türkiye’ye haksızlık” diye eleştirmesinin ardından, Kavaf da benzer görüşleri dile getirdi. Kavaf’a göre son zamanlarda aile bireylerine yönelik şiddet medyada daha fazla yer almaya ve görünür hale gelmeye başladı.
İletişim olanaklarının arttığına, çok sayıda yerel televizyon ve gazete bulunduğuna dikkati çeken Kavaf, “Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü verilerine göre, 2006’da 295 olan aile içi cinayet davası sayısı 2008’de 292 olarak gerçekleşti. Medya bu haberleri sürekli gündeme taşırsa bu sayı artmış gibi görülebilir” diye konuştu. Medyada şiddet haberlerinin özendirici nitelikle olmaması ya da kanıksanacak derecede uzun süre gündemde yer almaması gerektiğini vurgulayan Bakan Kavaf, sözlerini şöyle sürdürdü:
“Tabii ki olumsuzluklar da gündeme gelsin. Sorun varsa gündeme gelecek, çözüm üretmek, farkındalığı yaratmak için. Ama sadece sorun gündeme taşınmamalı.  İnsanların motivasyona ihtiyacı var. İnsanları neyle motive edeceğiz, olumlu rol modellerle, başarılarla. Yani bunun bir dengesi olmalı. Toplumda başarılarıyla olumlu davranışlarıyla yaptıkları iyi, güzel işlerle, olumlu rol model olan insanlar da var. Bunların yeterince gündeme gelmediğini düşünüyorum.”
 Kadına şiddetin önlenmesinde eğitimin önemine vurgu yapan Bakan, eğitimin de küçük yaşta başlaması gerektiğini vurgularken “Bu konuda görsel anlamda TV’ler de çok önemli. Çocuklar çok etkileniyorlar. Çizgi filmlerin diline bakıyorsunuz korkunç... Şiddeti tahrik eden, özendiren bir üslup” dedi.  

Kadına şiddet çalıştayı
‘Kadına karşı şiddete sıfır tolerans’ ilkesiyle yola çıktıklarını  hatırlatan Bakan Kavaf, yasal düzenlemelerin toplumsal hayata yansıması ve zihniyet değişiminin sağlaması amacıyla 3 Temmuz’da ‘Aile içi şiddet’ çalıştayı düzenleneceğini bildirdi. Ankara’da yapılacak çalıştaya akademisyenler, uzmanlar, hukukçular, bürokratlar, siyasetçiler, medya temsilcileri ve kurum uzmanlarının katılacağını belirten Kavaf, çalıştay sonucunda önümüzdeki günler için daha farklı ve yeni yol haritaları, yeni çözüm önerileri çıkmasının hedeflendiğini dile getirdi. (aa)