Türkiye'den Avrupa Konseyi'ne yazı: 'Basın özgürlüğü ile ilgisi yok'

Türkiye'den Avrupa Konseyi'ne yazı: 'Basın özgürlüğü ile ilgisi yok'
Türkiye'den Avrupa Konseyi'ne yazı: 'Basın özgürlüğü ile ilgisi yok'
Adalet Bakanlığı'nca Avrupa Konsey'e gönderilen yazıda, Dündar ve Gül hakkındaki soruşturmanın "basın özgürlüğü ile ilgisi olmadığı" belirtilirken, şüphelilerin hak ve özgürlüklerinin korunması için azami özenin gösterildiği iddia edildi.
Haber: SERKAN DEMİRTAŞ / Arşivi

ANKARA - Türkiye, Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar ve Ankara Temsilcisi Erdem Gül’ün MİT TIR'ları haberinden dolayı tutuklanmalarının ardından uluslararası basın kuruluşlarının çağrısı üzerine harekete geçen Avrupa Konseyi’ne yazılı bir yanıt verdi.

Adalet Bakanlığı’nca hazırlanıp Türkiye’nin AB Konseyi Daimi Temsilciliği tarafından Konsey’e iletilen yazıda, Dündar ve Gül hakkındaki soruşturmanın “basın özgürlüğü ile ilgisi olmadığı” kaydedilirken, şüphelilerin hak ve özgürlüklerinin korunması için azami özenin gösterildiği iddia edildi.

Türkiye’nin AK’ye gönderdiği yazı, Sınır Tanımayan Muhabirler (RSF), Avrupa Gazeteciler Federasyonu (EFJ), Uluslararası Gazeteciler Federasyonu (IFJ), Avrupa Gazeteciler Derneği (AEJ) ve Index on Censorship’in Dündar ve Gül’ün 26 Kasım’da tutuklanmalarının ardından Avrupa Konseyi’ne yaptıkları çağrıya yanıt niteliği taşıyor. İfade ve basın özgürlüğü açısından dünyanın önde gelen bu beş kuruluşunun Konsey’e yaptığı uyarı, “tutuklanan ve hapse atılan gazeteci” kategorisinde ve en üst alarm düzeyinde yapıldı.

Türkiye’nin Avrupa Konseyi nezdinde Daimi Temsilcisi Büyükelçi Erdoğan İşcan tarafından Konseyin Siyaset Planlama Direktörü Matjaz Gruden’e iletilen bilgi notu, 3 maddeden oluşuyor.

TERÖR ÖRGÜTÜNE KASTEN YARDIM

İlk paragrafta, Dündar ve Gül’ün 2015 senesi Mayıs, Haziran ve Ekim aylarında durdurulan MİT TIR'ları ile ilgili haberleri üzerine İstanbul terör ve organize suçlarla mücadele şube müdürlüğünce soruşturma başlatıldığı anımsatıldı. Yazıda, Dündar ve Gül hakkındaki soruşturmanın, bir terör örgütüne üye olmadan kasten yardım etmek, gizli olması gereken devlete ait bilgiyi siyasi veya askeri casusluk amacıyla ele geçirmek ve devletin güvenliği ile ilgili gizli kalması gereken bilgiyi yine casusluk amacıyla açıklamak iddiasıyla başlatıldığı kaydedildi.

İkinci paragrafta, Dündar ve Gül’ün 26 Kasım’da çıkarıldıkları İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından haklarında isnat edilen suçlardan dolayı tutuklandıkları ifade edildi. Şüphelilere isnat edilen suçların niteliğinden dolayı adli kontrol mekanizmalarının mahkemece yetersiz görüldüğü ve bu nedenle Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu uyarınca tutuklanma kararının verildiği de yazıda yer aldı.

İFADE ÖZGÜRLÜĞÜ GARANTİ ALTINDA

Üçüncü paragrafta ise ilk iki maddede yer alan bilgilere atıf yapılarak, Dündar ve Gül’ün tutuklanmalarının ifade özgürlüğü yani gazetecilik faaliyeti ile ilgisi olmadığı iddia edildi. Son maddede şu görüşlere yer verildi:

“Önceki maddelerde belirtildiği üzere, soruşturmanın kapsamı, temel bir hak olarak Türkiye’de Anayasa tarafından garanti altına alınan medya özgürlüğü ile ilgili değildir. Uluslararası normlara uygun ilgili yasalar uyarınca, şüphelilerin hak ve özgürlüklerinin korunması için azami özen gösterilmektedir. Bundan başka, şüphelilerin başvurabilecekleri etkin kanuni yollar iç hukukta yer almaktadır.”