Türkiye'nin gücü

Türkiye'nin gücü, bunalımlar içindeki ekonomisine ve bir türlü kendilerini çağın gereklerine uyduramayan siyasetçilerinden ziyade, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin halen bulunduğu noktadan ileri geliyor.

Türkiye'nin gücü, bunalımlar içindeki ekonomisine ve bir türlü kendilerini çağın gereklerine uyduramayan siyasetçilerinden ziyade, Türk Silahlı Kuvvetleri'nin halen bulunduğu noktadan ileri geliyor.
Bu gerçeğin, peşin hükümlerinden dolayı, farkında olmayanlar var.
Ama ABD, Ankara'daki büyükelçisi tayinini onaylayan senatörlere aksini ifade eden sözler söylemiş olsa bile, bunlardan değil.
Türkiye bölgesinde, dostluğundan asla vazgeçilemeyecek bir askeri güç.
ABD Savunma Bakanı'nın sürmekte olan ziyareti de bunu gösteriyor.
TSK'nın gücü artık sadece ülke sınırlarını savunmaya yönelik olmaktan çıktı.
Artık Türkiye için olası tehdit oluşturacak sorunların çözümünde de bu askeri güç rahatça rol oynayabiliyor. Bu durumun, yeri geldiğinde, en yetkili ağızlarca ifade edildiğinin de farkında olmak gerekir.
Bunu dost-düşman uzmanlık yetenekli herkes biliyor.
Türkiye'nin mevcut gücünü muhafaza etmesinin hem Avrupa'nın hem de ABD'nin çıkarına
olduğundan şüphe yok.
Türkiye bugün daha ziyade yakın çevresindeki füzelerle ve kitlesel imha silahlarıyla teçhiz edilmiş bazı ülkeler karşısında, korunma için, NATO'nun nükleer gücüyle yetiniyor.
Ama bu durumun devam etmesi, Türkiye'nin ciddi başka düzenlemeye gereksinim duymamasını gerektirmez.
Bu sınırlar dışına çıkıldığında, TSK'nın gücünün nerelerde etkili olabileceğinin örnekleri son yıllarda verildi.
Konunun uzmanları Kuzey Irak'ta süren TSK operasyonlarının, Kıbrıs'taki kararlı Türk tutumunun ve Suriye üzerinde açıkça uygulanmış 'Apo'yu çıkar... Yoksa!..' uyarısının dayandığı gücün nereden kaynaklandığını rahatça gözlemliyor.
Türkiye'nin gücüne dayalı yeni askeri stratejisinin etkisini iyi değerlendirmek gerekir.
Sadece Türk Hava Kuvvetleri'nin (Awacs) radar uçakları ve havada F-16'ların ikmalini yapacak tanker uçaklarıyla takviye edilmiş olması artık taktik hava gücü olmaktan çıkıp bölgesel güç olduğunu göstermez mi?
Lüksemburg'da Türkiye'yi Avrupa Birliği
dışına itecek girişimi yapanlar acaba tükürdüklerini neden yaladı?
AB dışında bırakılacak Türkiye'nin kendisine neye mal olacağını Yunanistan nasıl takdir etti?
Boyutları artık sınırlarını aşmış TSK'nın bölgede İsrail ile iyi ilişkiler sürdürmesinin anlamını, ancak bizim savunma konularında pek bilgileri olmayan kimi meslektaş kavramakta güçlük çekiyor.
Sadece Türkiye'yi doğrudan ilgilendiren, yukarıda ifade ettiğimiz üç konuyla ilgili değil TSK'nın Batı için önem göstergeleri.
Körfez Savaşı'nda lrak sınırına yığılan askerin oynadığı rol, Bosna ve Kosova'da Türk mevcudiyeti ve NATO çerçevesinde müttefiklerin kullanımına açılmış Türk üslerinin önemini kim yadsıyabilir.
Askeri göstergelerin ayrıntılarına girmek istemiyorum. Ama öne sürdüğüm hususları doğrulayan çok işaret var.
Ekonomik bunalımdan dolayı ertelenen bir kısım askeri projelere rağmen, TSK'nın bu gün sahip olduğu güç bölge istikrarı için Batı'nın içini rahatlatıyor.
Başkan Bush'un, birçok müttefikine kabul ettirmekte güçlük çeker göründüğü; füzelere karşı savunma sisteminin Türkiye'nin savunma stratejisine aykırı olduğunu sanmıyoruz.
Bu bakımdan ABD Savunma Bakanı'nın Ankara'dan rahatlamış ayrılacağı kanısındayız.
Bütün mesele dünya kamuoyu karşısında, bu konuda, yalnız kalmış gözükmemektir.
Türkiye Kıbrıs ve Avrupa Güvenlik ve Savunma Kimliği (AGSK) konusunda Batı dünyasının yaklaşımına ciddi biçimde ters düşmüş görünüyor.
Bu konularda ABD'nin tavrının da Türkiye'nin politikasına tam uymadığı söylenebiliyor.
Ama bugün Washington'da işbaşında olanların, dışişleri ve savunma bakanları başta olmak
üzere, Türkiye ile ilgili sağlam bilgi ve görüşleri olduğunu düşünüyoruz.
İlişkilerin iyi gitmemesi ancak Ankara'daki
ABD diplomatlarının Washington'u yanıltıcı
bilgi ve değerlendirmelerle şekillendirmesine
bağlı olacak sanıyoruz.