Türkiye'ye 'kötü' not

Türkiye, merkezi Paris'te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) '3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü' nedeniyle hazırladığı raporda, yine 'kötü' not aldı

İSTANBUL - Türkiye, merkezi Paris'te bulunan Sınır Tanımayan Gazeteciler Örgütü'nün (RSF) '3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü' nedeniyle hazırladığı raporda, yine 'kötü' not aldı. Raporda dünya basını için de, "Devlet daha az medyaya baskı yapıyor. Basına yüklenme sırası mafya, uyuşturucu şebekeleri ve radikal islamcı grupların eline geçti" denildi.
Birleşmiş Milletler'e üye 185 ülkenin basın özgürlüğü durumuna göre ele alınıp 'iyi', 'kötü' ve 'çok kötü' olarak gruplandırıldığı 427 sayfalık raporda, 2000 yılında Radyo Televizyon Üst Kurulu'nun (RTÜK), radyo ve TV kuruluşlarına en az 4 bin 500 gün kapatma cezası verdiği vurgulandı. Raporda dünya üzerinde 32 gazetecinin öldürülmesine karşın suçluların yüzde 95'inin cezasız kaldığı da vurgulandı.
17 gazeteci saldırıya uğradı
Türkiye'ye 11 sayfa yer verilen ve 2000' de basına yönelik ihlaller azaldığı halde, bir önceki yıl RTÜK'ün 2 bin 378 gün kapatma cezası verdiği belirtilen raporda, "Türkiye basını için 2000'in en büyük tesellisi, gazeteci katledilmemesi ve işkence edilmemesi oldu. 13 gazeteci cezaevine girdi, 50'si gözaltına alındı, 17'si saldırıya uğradı. Halen 60 gazeteci cezaevinde. Ancak bu kişilerin gazetecilik faaliyetinden mi yoksa politik faaliyetten ötürü mü tutuklandığı tam olarak bilinmemekte.
1999'da ise bir gazeteci cinayeti, dört işkence, yedi tutuklama, 87 gözaltı ve 26 saldırı yaşanmıştı" denildi.
'Baskı ve engeller'
'Baskı ve Engeller' başlığı altında RTÜK'ün verdiği cezaların anlatıldığı raporda, CNN Türk'te yayımlanan ve Abdullah Öcalan hakkında verilen idam kararı konusunda Avrupa'nın olası tepkilerinin değerlendirildiği 32. Gün programının, 'bölücü' içerikli bulunarak yayın durdurma kararıyla cezalandırıldığı da anlatıldı.
Terörle Mücadele Yasası (TMY) ve dört ilde uygulaması süren OHAL Yasası'nın medya ve gazetecilerin özgürce görev yapması önünde önemli bir engel olduğu vurgulanan raporda, RSF'nin Türkiye'deki basının durumuna dikkat çekmek ve yetkilileri uyarmak için 11 basın bildirisi ve dokuz protesto mektubu yayımladığı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin de ifade özgürlüğünü ihlal ettiği için Türkiye'yi çok kez mahkûm ettiği hatırlatıldı.
Raporda, 2000 yılı sonunda yürürlüğe giren Şartlı Tahliye ve Ceza Erteleme Yasası'ndan gazeteci Metin Göktepe'yi öldüren polislerin de faydalandığı anlatıldı.
Dünyada 32 gazeteci öldürüldü
2000'de dünyanın çeşitli yerlerinde 32 gazetecinin öldürüldüğü belirtilen raporda, cinayetlerin en çok Rusya (dört), Ukrayna (dört) ve Sierra Leone'de (üç) yaşandığına dikkat çekildi. 1999'da 36 gazetecinin öldürüldüğü belirtilen raporda Bangladeş, Kolombiya, Hindistan, Filipinler, Sri Lanka'da ikişer, Brezilya, İspanya, Gürcistan, Guatemala, Haiti, Kosova, Mozambik, Pakistan, Kongo Demokratik Cumhuriyeti, Somali ve Uruguay'da ise birer gazetecinin öldüğü anlatıldı.
Devletin yerini çeteler aldı
Son 15 yılda dünyanın değişik yerlerinde 750 gazetecinin öldürüldüğü belirtilen raporda, "Ne yazık ki gazeteci katilleri cezasız kalmaktadır. Gazeteci katillerinin yalnızca yüzde 5'i cezalandırıldı" denildi.
2000 yılında önceki yıllara oranla daha az cinayet, tutuklama, gözaltı ve sansüre rastlandığı ve ihlallerin niteliği bakımından da değişiklik gözlendiği belirtilen raporda "Daha az devlet medyaya baskı yapıyor. Basına yüklenme sırası mafya, uyuşturucu şebekeleri ve radikal İslamcı grupların eline geçti" denildi.