Türkler, Araplardan korkuyor...

Dış Politika Forumu'nun yöneticisi Gülden Ayman: "Türkiye Ortadoğu'ya NATO olmadan tek başına giremez. Çünkü Araplar, içimizdeki 'öteki'dir."
Haber: NEŞE DÜZEL / Arşivi

NEDEN? Gülden Ayman
İstanbul'da bugün başlayan NATO zirvesi, özellikle Amerika-Avrupa ilişkileri, NATO'nun Ortadoğu politikası gibi hayati konuları konuşacak. Bu konularda alınacak her karar, Türkiye'nin hem NATO içindeki, hem de Ortadoğu'daki rolünü, duruşunu ve ilişkilerini belirleyecek. Bu zirvede neler olabileceği, Avrupa ile Amerika'nın birbirine nasıl baktığı, Ortadoğu sorununa NATO'nun nasıl yaklaştığı, Büyük Ortadoğu Projesi'nin Türkiye'ye ne gibi olanaklar sağlayabileceği, Ortadoğu'da yeni savaşların çıkıp çıkmayacağı, NATO'nun bir askeri güçten bir istihbarat gücüne dönüşüp dönüşmeyeceği, İsrail'in NATO'yla, Amerika'yla ve Kürtlerle ilişkilerinin geleceğinin ne olacağı konularını Marmara Üniversitesi öğretim üyesi doçent Gülden Ayman ile konuştuk. Uluslararası güvenlik konularını 20 yıldır araştıran az sayıdaki akademisyenden biri olan, güvenliğin askeri, siyasal ve psikolojik yönleri konusunda kitapları bulunan Gülden Ayman, Boğaziçi Üniversitesi ve TÜSİAD'ın, Türkiye'nin dış politikasında alternatif yaklaşımlar geliştirmek için ortaklaşa kurduğu Dış Politika Forumu'nu da yönetiyor.

Nato zirvesinin İstanbul'da toplanması, Türkiye'nin dünyayla ilişkilerinde olumlu ya da olumsuz bir etki yaratır mı?
Eğer terörist bir saldırı olursa olumsuz etki yaratır. Çünkü o zaman Türkiye, terörün kaynağı olarak gösterilen Ortadoğu'da yer aldığını, dünyaya bir kez daha belli eder. Bu durum, zaten çok da güvenlikli ve Batılı bir ülke olarak algılanmayan Türkiye'yi 'güvenliksiz' bir ülke konumuna sokar. Türkiye'nin, 'Ortadoğu'nun bir ucu' olma imajı güçlenir. Ama tabii NATO'nun İstanbul zirvesinin olumlu yönleri var.
Bu olumlu yönler neler?
NATO zirvesinin en kritik konusu transatlantik ilişkileri olacak. Amerika'yla Avrupa Birliği arasındaki ilişkiler bu zirvede yeniden belirlene-cek. Eğer Amerika ve AB, Ortadoğu'nun yapılandırılması konusunda uzlaşırsa Türkiye, Ortadoğu'da, Yunanistan'ın Balkanlar'da oynadığı role benzer bir rol üstlenebilir. Nasıl Selanik, Balkanlar'da istikrarın sağlanması için başlatılan siyasi, ekonomik, sivil bütün girişimlerin merkezi olduysa, Balkanlar'a aktarılan bütün fonlar Selanik üzerinden gittiyse, İstanbul da Büyük Ortadoğu'nun dönüştürülmesi için böyle bir merkeze dönüşebilir.
Büyük Ortadoğu Projesi'nin demokrasi, finans ve askeri merkezi olması demek mi bu Türkiye'nin?
Evet. Bu durumda, Ortadoğu için yapılan bütün girişimler İstanbul'da üslenir ve fonlar, bölgeye Türkiye üzerinden gider. Ama bunun için hem kimlerin para vereceğinin belirlenmesi, hem de ABD'nin Arapların karşısına güvenilir bir ülke olarak çıkması lazım. Bunun olabilmesi için de...
Ne gerekiyor?
Filistin sorununun çözümünde adım atılması gerekiyor. Bu yüzden de zaten Filistin sorununun NATO'ya devredilmesi tartışılıyor. Filistin sorunu ele
alınmadan, dünyadaki güvenlik sorunlarının ele alınması ve Ortadoğu sorununun çözülmesi mümkün değil. Çünkü sadece terörizmle mücadele için değil, Ortadoğu'ya demokrasinin gelmesi için de birinci şart Filistin sorununun çözümü. Çünkü Arap devletleri otoriter rejimlerini sürdürebilmek için Filistin sorununu kullanıyor. 'Çok partili rejime geçersek, demokratikleşirsek, muhalefet ortaya çıkacağından çok parçalı bir görüntü veririz ve düşmanımız İsrail'e karşı zayıflarız' diyorlar.
Peki Türkiye'nin NATO içindeki yeri ve rolü ne?
Şu ana kadarki rolü askeriydi. Güvenilir, güçlü bir askeri ortaktı. Ama günümüzde güvenlik artık sadece askeri değil. Güvenlik, diplomatik, sivil girişimlerle besleniyor. Türkiye bu konuda arabulucuk gibi çeşitli roller oynayabilir. Ama Türkiye'nin jeostratejik önemi denildiğinde, Batı hâlâ Türkiye'yi ya kullanılacak bir geçit yeri ya da savaşkan, vurucu bir askeri güç olarak görüyor. Ama Türkiye şimdi büyük şans yakaladı. NATO'nun rolü değişiyor. NATO değişirken Türkiye'nin rolü de değişecek. NATO bir savunma ittifakıydı, askeri bir güçtü. Şimdi NATO askeri yönünün yanı sıra kolektif bir güvenlik örgütüne dönüşüyor. Her savaşın bir galibi olur. Soğuk Savaş'ın da galibi ABD, NATO gibi uluslararası kurumları kendi galibiyeti çerçevesinde dönüştürüyor şimdi ABD.
Türkiye'nin NATO'daki rolünün değişmesini istiyenler var mı?
Türkiye, Amerika için hâlâ önemli bir ortak. Bu ilişkiye 'demokratik ortaklık' gibi yeni roller eklense de, Türkiye'nin askeri yönü hâlâ önemli. Almanya'da azaltılan askeri güç bize kaydırılıyor. F-16'lar Türkiye'de konuşlanacak. Yeni üslerin açılması tartışılıyor. Eğer NATO'nun temel meselesi Ortadoğu olacaksa, Türkiye de NATO çatısı altında Ortadoğu meselelerine girecek. Türkiye bugüne kadar 'kimlik' meseleleri yüzünden Ortadoğu'ya girmekten hep geri durdu.
Kimlik sorunları derken neyi kastediyorsunuz?
Türklerin eğer bir 'psikolojik ötekisi' varsa, bu Araplardır. Araplar bizim içimizdeki kurtulmak istediğimiz bir ben gibidir. Bizi arkadan vurmuş kardeşler gibi görürüz. Aynı aileden geldiğimizin tınısı vardır içimizde ve onları affedemeyiz. Daha çok da onları küçümseriz. Ama aslında biz Arapları tanımıyoruz. Biz, Ortadoğu'ya çok uzağız. Batı onlara bizden daha yakın. Batı, Ortadoğu'yu biliyor, biz bilmiyoruz. Türkiye, Ortadoğu'ya tek başına giremez. Ortadoğu'yla gerçek bir ilişki kurmaya, onları düşünmeye hazır değiliz biz. Türkiye ancak NATO ve AB ülkeleriyle birlikte girebilir bölgeye. Böylece onlarla birlikte orada ekonomik ve sivil girişimlerde bulunabilir. Türkiye'nin Ortadoğu'yla buluşmasının fırsatı bu. Bir an önce bu korktuğumuz şey neyse, onunla yüzleşmemiz, rahatlamamız lazım. Biz Ortadoğu'dan ve Araplardan korkuyoruz. Ortadoğu'yu, ayağımıza yapışacak ve bizi içine çekecek bataklık gibi görüyoruz.
Peki, NATO'nun dünyadaki rolü ne? NATO, Sovyet Bloku'na karşı kurulmuştu, o blok çöktü. NATO şimdi 'Batı âlemini' kime karşı koruyan bir askeri güç?
Soğuk Savaş sonrasında fiktif bir düşman arayışı vardı. Neredeyse çevre sorunları ve eğitim bile düşman sayılmaya çalışılıyordu. Çünkü somut düşman olmadığı zaman birliktelikler dağılıyor. NATO da dağılabilirdi. Ama NATO tersine genişledikçe genişledi. NATO, BM'ye rakip bir teşkilatlanmaya dönüşüyor bugün. Batı'yı, kitle tahrip silahları ve terörizm gibi çeşitli tehditlere ve antidemokratik yönetimlerin yarattığı kaos ve iç çatışmalara karşı koruyan bir örgüt oluyor.
Terör mücadelesi istihbarata dayalı bir mücadele değil midir?
Evet.
NATO teröre karşı mücadeleedecek dersek, NATO'nun içindeki orduların işlevsizleşeceğini, NATO'nun ise büyük bir istihbarat örgütüne dönüşeceğini söylemiş olmaz mıyız?
Tam bir istihbarat örgütüne dönüşmese de NATO'nun istihbarat yönü çok büyüyen bir örgüt olacağı kesin. Istihbaratla ilgili NATO'da her geçen gün etkin çalışmalar yapılıyor. Ama sadece istihbarat, terörizmi yok etmez.
Eğer terörle bazı devletler arasında ilişkiler olduğu için NATO'nun askeri güç olarak bir süre daha önemini koruyacağını kabul edersek, NATO'nun hedefindeki ülkeler hangileri olacak?
NATO bu konuda parçalanmış durumda. ABD'nin NATO'nun birinci amacının terörizmle mücadele olduğu çağrılarına Avrupa destek verdi, ama bu mücadeleyi içselleştirmedi. Çünkü terörle dar çerçevede mücadele etmek başka, her yerde terörizm tehdidi aramak ve baskı uygulamak başka. AB ülkeleri mesela İran'a ve Suriye'ye baskı kurmada çok zorlandı. ABD, İran ve Suriye'ye sert bir politika uygulanmasını isterken, AB diplomasi, demokrasi, ekonomik ilişkiler gibi yumuşak araçlardan yana durdu ve Amerika'yı yatıştırdı. NATO'nun gündemi artık Ortadoğu olduğuna göre, bu zirvede İran ve Suriye de gündeme gelecek.
Peki NATO, Türk ordusuna nasıl bir rol vermeyi düşünüyor?
Genel bir rol yok. Çünkü artık ortak bir düşman olmadığından, her konu NATO'da tek tek tartışılıyor ve her konuda roller değişiyor. Ama Batılılar bizimle ilgili bir çelişkiye düşüyor. Bir yandan Türkiye'nin demokratikleşmesini istiyorlar, diğer yandan da Türkiye denince askeri akıllarına getiriyorlar. Güçlü ordusunu kullandırabilecek, asker göndermese bile ordusuyla caydırıcı olacak bir Türkiye istiyorlar. Bazı kararları hızlandırmak için sivilden önce orduyla konuşabiliyorlar.
Ortadoğu'da çıkabilecek savaşlarda, NATO'yu bütün gücüyle karışmış olarak görebilir miyiz?
NATO henüz o noktaya gelmedi. Tek vücut gibi davranması mümkün değil. Irak'taki gibi gene parçalanır gücü. Çünkü Birleşmiş Milletler, tam etkisini yitirmedi. AB ülkeleri ve Türkiye, Irak'ta BM kararına bakıyor mesela. Bu yüzden de Irak'ta gerçek anlamda bir NATO gücü yok, sadece lojistik bir gücü var. Başkan Bush'un, Irak konusunun NATO'ya devredilmesi isteği gerçekleşmedi. Oysa NATO'nun lideri ABD, Ortadoğu'daki varlığını hep meşrulaştırmaya çalıştı. Soğuk Savaş döneminde Ortadoğu'daki Amerikan varlığını ideolojik çatışma mümkün kıldı. Bölgeyi komünizmden korumak için orada olduğunu söylüyordu. ABD bugün de varlığını açıklamak zorunda. Kitle imha silahları bulunamadı, varlığını nasıl açıklayacak? Büyük Ortadoğu Projesi'nin acilen gündeme getirilmesi, ABD'nin işte bu meşruiyet krizinden kaynaklanıyor.
NATO-İsrail ilişkisi nedir?
NATO'nun Filistin sorununa girmesiyle bundan sonra ilişki kurulacak. Ama NATO'nun bir anlamda ABD demek olduğunu düşünürsek... İsrail ile ABD arasında 'stratejik ortaklık' var.
Ortadoğu'da askeri açıdan ne tür gelişmeler bekliyorsunuz?
Amerika'nın İran'ı vurması için geçen sene Amerikan yönetimi üzerinde baskı kuran bazı güç odakları, Yahudi lobisinin uzantısı sayılabilecek kuruluşlar, üst düzey isimler vardı. Ama Amerika'nın şu anda Irak'tan nasıl çıkacağı belli değil. Başka bir ülkeye gitmesi, İran ve Suriye'ye saldırması çok zor. İran'ın Uluslararası Atom Enerji Ajansı'nın denetimlerine kaypakça davranması, ABD'nin aciz durumuyla ilgili zaten. Irak önümüzdeki yıllarda da askeri yönü olan bir sorun olarak kalacak. Sorun bugünkü düzeyde devam ederse, Türkiye'ye çok rahatsızlık verecek. ABD'nin çıkarlarıyla Türkiye'nin vizyonu uyuşmayabilecek. Ama her ikisinin de çıkarı bölgede istikrarsa, çıkarlar sonunda paralel olacak.
Amerika'nın Kuzey Irak'taki Kürtlerle özel ilişkisi var. İsrail'in de Irak'ta Kürtlerle ilişkisi olduğu yazılıyor. İsrail'in beklentisi ne?
İsrail'de bölünmüş bir Irak ve Arap dünyası görüntüsünün, İsrail devletinin yalnızlığını azalttığına inananlar var. Kürtlerin ön palana çıkması, Arapların husumetini çekecek şekilde güçlenmesi sonucunda, Kürtlerin başka gruplarla çatışacağını düşünüyorlar.
İsrail, Kürt-Arap savaşı mı başlatmak istiyor?
Böyle bir vizyonu olduğunu bilmiyoruz ama burada bir çatışma potansiyeli, kendine bir müttefik istiyor. İsrail, Irakla çok ilgili. İsrail'de bağımsız Kürt devletini isteyenler olabilir ama Türkiye-İsrail ilişkilerini bozacağından, bunun bir devlet politikasına dönüşmesi akıllıca olmaz.
Türkiye, Ortadoğu'daki savaşlara NATO üyesi olduğu için bulaşabilir mi?
NATO'nun da İran ve Suriye'ye karşı bir savaş misyonu üstleneceğini sanmıyorum. NATO, bu iki ülkeyi kitle tahrip silahlarından uzaklaştırmak ve bunlarla iyi ilişkiler kurma politikası izleyecek. Zaten Türkiye de, İran'ın nükleer çalışmalarından rahatsız olsa da bunu savaş nedeni yapmaz. Çünkü bizim İran'la sorunumuz ideolojiktir. Aramızda toprak meselesi yok.
Peki Türkiye, ABD'nin müttefiki olarak karışabilir mi savaşlara?
Türkiye savaşlara karışmak istemiyor. Misyonunu da zaten öyle kurmadı. Kendini, Ortadoğu'da iç eleştiriyi başlatan bir ülke olarak konumlandırdı. 'Ben de içinizden biriyim ve ben de demokratikleşiyorum' diyor ve Ortadoğu ülkeleriyle komşuluk platformları kuruyor. PKK'ya yönelik daha sert tedbirler gündeme gelebilir, Amerika'yla ilişkiler bozulabilir ama, Türkiye Irak'ta bir savaşa çekilemez şu anda.
Rusya'yla NATO'nun ilişkileri hangi düzeyde?
'Ben senin üyelerine benzemem, güdümümde bir sürü ülke var' tavrı sergileyen Rusya, NATO'yla çok özel bir ilişki sürdürüyor. Bu farklılığını da NATO toplantılarında hep hissettiriyor. Nükleler silahları ilk kullanacak ülke olacağını ilan etmek gibi bazen çok sert açıklamalar da yapıyor. Rusya, Amerika'nın her hamlesinin önünü kesen, onunla mutlaka çatışan bir ülke değil. Ama onunla pazarlık yapıyor, tavrının karşılığını bekliyor. Amerika'nın terörizmle savaşı Rusya'nın Çeçenistan'da işine yaradı. Ortadoğu politikasında ise Rusya, AB ülkelerine daha yakın duruyor. Irak'ın BM'in konusu olmasını istiyor. Suriye ve İran'a kaba güç kullanılmasına karşı çıkıyor.
NATO üyesi ülkeler arasında en büyük anlaşmazlığa yol açacak konunun Ortadoğu olduğunu söylemek mümkün mü?
Evet mümkün. NATO ülkelerinin birlikte hareket edip edemeyeceğini gösterecek alan Ortadoğu'dur. Bu zirvede Ortadoğu için adım atılıyor. Bir uyumsuzluk sonucunda NATO bir anda çökmez, dağılmaz ama bir hareketsizlik durumu olabilir. Zirveler gene devam eder ama sorunlar geçiştirilir. Hiçbir karar alınmayabilir.
Türkiye'nin NATO'dan beklentileri neler?
Türkiye kendi kaygılarını daha iyi anlatmanın bir platformu olarak görüyor bu zirveyi. Irak'taki istikrarsızlığı giderecek gelişmelerin ipuçlarını görmek istiyor ve ABD'nin güvenlik kaygılarımıza anlayışla bakmasını bekliyor. Ayrıca Türkiye, Ortadoğu'unun savaşla dönüştürülmesini istemiyor. AB gibi Türkiye de, Ortadoğu sorununun sadece güvenlik sorunu olmadığını düşünüyor ve bölgesel kalkınma, demokrasi, diplomasi ve ekonomik
ilişkiler gibi yumuşak araçların kullanılması gerektiğini söylüyor. Türkiye, Ortadoğu sorununun çözümünde Amerika'nın ve Avrupa'nın yaklaşımlarını birleştiriyor. Sorunun bütün araçlar kullanılarak çözülmesini istiyor.