Tutuklama gerekçesi: Adli takip yetmez

Tutuklama gerekçesi: Adli takip yetmez
Tutuklama gerekçesi: Adli takip yetmez

Fotoğraf: SERKAN OCAK

Gözaltındaki avukatlardan dokuzu 'silahlı terör örgütü üyeliği'nden tutuklanırken gerekçede 'kuvvetli suç şüphesi' olduğu öne sürüldü.
Haber: SERKAN OCAK - serkan.ocak@radikal.com.tr / Arşivi
FATİH YAĞMUR / Arşivi

DHKP/C soruşturması çerçevesinde cuma günü gözaltına alınan avukatlardan dokuzu tutuklandı. Aralarında Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Başkanı Selçuk Kozağaçlı ile ÇHD İstanbul Şubesi Başkanı Taylan Tanay’ın da bulunduğu avukatlar ‘silahlı terör örgütüne üye olmak’ suçundan tutuklandı.
Çağlayan’daki Adalet Sarayı’nda, önceki gün başlayan savcılık ve mahkeme süreci dün sona erdi. Mahkeme, avukatlar Barkın Timtik, Taylan Tanay, Ebru Timtik, Avni Güçlü Sevimli, Şükriye Erdem, Naciye Demir, Nazan Betül Vangölü Kozağaçlı, Selçuk Kozağaçlı ve Güray Dağ’ın tutuklanmasına, Efkan Bolaç’ın ise serbest bırakılmasına karar verdi. Tutuklanan avukatlar mahkeme salonu kapısında arkadaşlarını selamladı. ÇHD Başkanı Kozağaçlı, sandalyenin üzerine çıkıp, “Bu kavga devrimci avukatların. Daha önce tutsak ettikleri avukat arkadaşlarımız için nasıl mücadele ettiysek şimdi de bizim için ediyorsunuz. Bürolarımız, derneğimiz açık kalacak. Nasıl savcılık yapmaları gerektiğini, nasıl yargıçlık yapmaları gerektiğini öğreteceğiz” dedi.
Mahkemenin karar metninde iki ayrı hüküm bulunuyor. Hakkında arama kararı çıkarılan ve yurtdışından geldiği uçaktan iner inmez gözaltına alınan avukat Selçuk Kozağaçlı için ayrı düzenlenen kararda ‘adli kontrol tedbirlerinin yetersiz kalacağı gerekçesiyle’ tutuklama kararı verildi. Kararlarda şu ortak ifadeler yer aldı:
“...üzerlerine yüklenen suçu işledikleri hususunda kuvvetli suç şüphesinin varlığını gösteren olguların bulunması (teknik takip, fiziki takip, aleyhe tanık beyanı, gizli tanık beyanları) üzerine atılı suçun katalog suçlardan bulunması göz önüne alınarak tutuklama kararlarının ölçülü olduğu, şüpheliler hakkında adli kontrol hükümlerinin uygulanmasının bu aşamada yetersiz kalacağı anlaşıldığından...”

Kozağaçlı: Bilmediğim iki örgüt üyesi yazışmış, bana ne!

İddialara göre, DHKP/C üyesi olduğu iddia edilen avukatlar ve diğer şüphelilerin adları, Belçika ve Hollanda’dan geldiği belirtilen binlerce sayfalık dokümanda yer alıyordu. Savcılıkta bu belgeler şüphelilere soruldu. Mahkeme aşamasında avukatların birçoğu bu belgeler hakkında bilgisi olmadığını söylerken bazı avukatlar ise bu belgelerle ilgili daha önce yargılandıklarını söyledi. ÇHD Başkanı Kozağaçlı, ifadesinde şunları söyledi;

Kozağaçlı: Başıma basılarak kan örneği alındı
“Ben sosyalistim. Birçok sosyalist arkadaşım derneğe üyedir. Bürom Ankara ’dadır. Halkın Hukuk Bürosu gelenektir, bir okuldur. İstanbul’da da işyeri var. İşkence ile adam öldürme davalarına katılıyorum. Haseki Hastanesi’nde başıma basılarak kan ve DNA örneğim alındı. Hazırlık dosyasından bilgi sızdırdılar. 2004 yılında bu belgeler bulunarak operasyon yapıldı ve yargılandım. O dosyada beraat ettim. Dursun Karataş’ın cenazesine katıldığım söyleniyor. Benim müvekkilimdir. Avukatlık dışında ne yapmışız? Benim bilmediğim iki örgüt üyesi benim hakkımda yazışmış, bana ne? 2003’te hadise meydana gelmiş, 2013’te huzurunuzdayım. Ben Suriye ’den karları buzları aşarak uçağa binip geldim. Hakkımda birçok eyleme katılıyor diye dosyaya koymuşlar. Fotoğraf ise Facebook’tan alınmıştır.”
Halkın Hukuk Bürosu avukatlarından Şükriye Erden ise savcılıkta kendisine sorulan Zeki ismindeki kişinin Heytekstil işçisi olduğunu ve hak arama konusunda kendisine yardımcı olduğunu söyledi.
Avukat Naciye Demir ise 1 Mayıs’ta ÇHD’nin kırmızı yeleğinin, yasadışı bir örgüt yeleği diye gösterildiğini belirterek, mesleki faaliyetleri nedeniyle yargılandığını vurguladı. Günay Dağ da Belçika ve Hollanda belgeleri ile ilgili 2004’te yargılandığını ve beraat ettiğini belirtti.