Tutuklama ile halkı cezalandırıyorsunuz

Tutuklama ile halkı cezalandırıyorsunuz
Tutuklama ile halkı cezalandırıyorsunuz

Balbay dün Aydın ın Nazilli ilçesine giderek annesinin Çok özledim dediği böreğinden yedi.

Anayasa Mahkemesi, Balbay'ın tutuklu olduğu zaman milletvekili olmaya hak kazandığını belirterek, "Tutukluluk seçmeni de cezalandırdı" dedi.
Haber: MESUT HASAN BENLİ / Arşivi

Anayasa Mahkemesi, CHP Milletvekili Mustafa Balbay’la ilgili verdiği kararının gerekçesini açıkladı. Gerekçede, milletvekilinin tutuklu yargılanması ile seçmen iradesinin parlamentoya yansımasının önlendiğine işaret edildi.
Kararda, Balbay’ın milletvekili seçildikten sonra tahliye edilmesi yönünde yapılan başvurunun mahkemece reddedildiği belirtilerek şöyle denildi: “Seçilme hakkı sadece seçimlerde aday olma hakkını değil, aynı zamanda seçildikten sonra milletvekili olarak parlamentoda bulunma hakkını da ihtiva etmektedir. Bu da hiç kuşkusuz, kişinin seçildikten sonra milletvekili sıfatıyla temsil yetkisini fiilen kullanabilmesini gerektirir. Bu bağlamda seçilmiş milletvekilinin yasama faaliyetine katılmasına yönelik müdahale, sadece onun seçilme hakkına değil, aynı zamanda seçmenlerinin serbest iradelerini açıklama hakkına da yönelik bir müdahale teşkil edebilir.” Milletvekillerinin yasama faaliyetlerine aksatmadan devam edebilmesi için dokunulmazlık kapsamına alındıklarına işaret edilen kararda, bu güvencelerin, milletvekillerine tanınan bir ayrıcalık ya da imtiyaz olmaktan ziyade, temsil ettikleri seçmenlerinin görüş ve düşüncelerinin siyasal alanda gereği gibi yansıtılmasını sağlamaya dönük koruyucu tedbirler olduğu vurgulandı.
Kararda, mahkemelerin bir milletvekili için verdiği tutuklama kararında, seçilme hakkının işlevsiz hale getirebileceğinin göz ardı edilmemesi gerektiği de ifade edilerek, “Bütün milleti temsil etmek üzere belli bir süre için seçilen milletvekilinin, şayet varsa, bu hakkını kullanmasına engel olmayacak koruma tedbirlerinin uygulanabilirliği üzerinde özenle durulmalıdır. Başvurucunun seçilmiş bir milletvekili olarak siyasi faaliyette bulunma ve temsil hakkı ile davanın tutuklu sürdürülmesindeki kamu yararı arasında ölçülü bir denge kurulduğu takdirde, tutukluluğun devamına ilişkin gerekçelerin ilgili ve yeterli oldukları sonucuna varılabilir” denildi.
Yerel mahkemelerin tutukluluk incelemesi yaparken tutukluluk gerekçelerinin ‘kişiselleştirilmesinin’ bir zorunluluk olduğuna vurgu yapan Anayasa Mahkemesi şu noktalara dikkat çekti: “Başvurucunun tahliye taleplerini inceleyen mahkemeler, bu talepleri reddederken gerekçelerini yeterince kişiselleştirmemiş, aynı zamanda milletvekili seçilmiş olan başvurucunun kaçacağına ya da delilleri karartacağına dair inandırıcı somut olgular ortaya koyamamıştır.”

Tahliye eleştirisi

Kararda, Balbay’ın tutuklu bulunduğu süre içinde milletvekili olmayı başardığına da işaret edilerek, “Bu anlamda başvurucunun seçilme hakkına bir müdahale söz konusu olmadığı gibi, buna yönelik bir iddia da ileri sürülmemiştir. Bununla birlikte başvurucu, milletvekili seçildikten sonra tahliye edilmediğinden TBMM’de yemin edememiş ve milletvekilliği görevini fiilen yerine getirememiştir. Bu görevin yerine getirilmesine engel olan tutukluluk halinin milletvekili olarak siyasi faaliyet ve temsil hakkını engellemesi nedeniyle seçilme hakkına bir müdahale teşkil ettiği açıktır” denildi. Gerekçeli kararda, Balbay’ın milletvekili olduktan sonra yaptığı tahliye başvurularını reddeden mahkemelerin makul bir denge gözetmediği eleştirisi de yapıldı.

Adalet Bakanlığı karşı çıktı

Mahkeme kararını vermeden önce Adalet Bakanlığı’ndan görüş istedi. Bakanlık, şu değerlendirmede bulundu: “AİHM kararlarına atıfla seçme ve seçilme hakkının mutlak olmadığını, bu alandaki düzenlemelerde taraf devletlerin geniş bir takdir yetkisine sahip olduklarını, başvurucu hakkındaki sorunun seçilme hakkıyla değil tutuklu olması nedeniyle yasama dokunulmazlığından yararlanıp yararlanmayacağına ilişkin olduğunu, bu anlamda tutukluluğun devamına ilişkin kararla siyasi faaliyet özgürlüğüne getirilen sınırlamanın ölçülü olup olmadığının değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir.”