Tuzla'da 'az işçi, çok ölüm'...

Tuzla Tersanelerinde 'yoğun iş' dönemindeki iş kazaları ve ölümler, 'kriz durgunluğu'nda da durmadı. Bu yıl işçi sayısı 30 binlerden 8 bine düşerken Tuzla'da 10 işçi hayatını kaybetti. Nedeni, krizde 'iş güvenliğinden tasarruf'...



İSMAİL SAYMAZ


İSTANBUL - Kaynak ustası Ercan Sancar, taşeron işçi olarak çalıştığı Tuzla Gemtiş Tersanesi’nde, 6 Aralık’ta kapaklar arasında sıkışarak öldü. Sancar, bu yıl, işçi sayısı 8 bine kadar gerileyen Tuzla Tersanelerindeki 10. ve tüm sektördeki 14. kayıptı. Bu sayı, sektörde 40 bini aşkın işçinin çalıştığı 2007, 2006 ve 2005 yıllarındaki ölü sayısını bile aştı. Sancar ve 13 taşeron işçinin ölümü, ölümcül kazalara yol açan koşulların ve iş kazası nedenlerinin değişmediğini, kurbanların tamamına yakınının taşeron olduğunu, ölümlerin oransal ve sayılsal olarak artış gösterdiğini gösterdi.
Türkiye Gemi İnşa Sanayicileri Birliği’nin (GİS- BİR) verilerine göre; tüm sektörde Kasım 2008 itibarıyla istihdam edilen işçi sayısı 25 bin 923. Aynı yılın ağustos ayı için kaydedilen rakam 33 bin 490, 2007 yılı içinse 33 bin şeklinde gerçekleşti. 2006 yılında 28 bin 580, 2005 yılında ise 24 bin 200 işçinin çalıştığı kaydediliyordu. Ancak reel işçi sayısının bu rakamların çok üzerinde olduğu tahmin ediliyordu.
GİS- BİR Başkanı Murat Bayrak, Aralık 2009 itibarıyla ise Tuzla’da 8 bin civarında işçinin çalıştığını belirtiyor. Tüm sektördeki işçi sayısının ise 10 bin civarında olduğu sanılıyor.
Böylesi bir tabloda bu yıl iş kazalarında ölen işçi sayısı 14 oldu. Bunlardan 10’u Tuzla’da, ikisi Kocaeli’de, diğerleri Zonguldak ve Aliağa’da meydana geldi. Ölen işçilerin tamamı taşerondu. Ölümlerin nedenleriyse şöyle: Elektrik çarpması: Üç, Yüksekten düşme: Üç, Patlama: Üç, Sıkışarak ölme: İki, Yanma: Bir, Zehirlenme: Bir, Üzerine cisim düşmesi: Bir.
Bu rakamalar, işçi sayısının bugünküne göre en az iki katı olduğu 2007, 2006 ve 2005 yıllarına göre hem sayısal hem de oransal artışın yaşandığını gösteriyor.
Limter- İş verilerine göre; 2007 yılında, bir Zonguldak’ta olmak üzere, 12 işçi öldü. Bunlardan yedisi elektrik çarpması, üçü yeksekten düşme, ikisi de üzerinde cisim düşmesi ve kalp kirizi sonucu meydana geldi.
2006 yılında ise 10 işçi öldü. Bunlardan üçü düşme, ikisi ezilerek, ikisi elektrik çarpması sonucu, diğerleri de patlama, sıkışma ve üzerine cisim düşmesi sonucu öldü.
2005 yılındaki ölümlü iş kazası sayısı 13’tü. Bunlardan beşi düşme, ikisi yanarak, ikisi patlamada öldü. Diğer sebeplerse elektrik çarpması, sac düşmesi sonucu gerçekleşti...
Sadece 2008 yılı bütün rakamların üzerine çıktı. Geçen yıl 10’u Tuzla dışından olmak üzere 29 işçi öldü. 12’si düşme, dördü yanarak, üçü ezilerek, üçü boğularak, üçü patlamada ve ikisi de elektrikten...
Tuzla’daki taraflar, bu ölümcül tabloyu şöyle açıklıyor:
Limter -İş Genel Sekreteri Kamber Saygılı: “Eskiden ölümler için üretim yoğunluğu, yer darlığı, işçi eğitimsizliği sebep gösteriliyordu. Krizle bu gerekçeler ortadan kalktı. İşçi sayısı azaldı. Yalova’da ve diğer yerlerde yeni tersaneler açıldı. ‘17 bin işçiye sertifika verdik’ diyorlardı. Şu an 10 bin işçi var. Demek ki, eğitimsiz işçi kalmamış. Gerekçeler ortadan kalktığı halde cinayetlerde artış var. Ölüm nedenleri de değişmedi. Bizce mesele şu: Geçen yıl sendikamızın ve kamuoyunun baskısıyla alınan önlemler, krize sığınılarak rafa kaldırıldı. İşçi sayısı düştü fakat kâr aynı şekilde sürüyor. Dün 50 kişiye yaptırılan iş bugün 10 işçiye yaptırılıyor.”

‘Sıfıra indirmek zor’
GİS-BİR Başkanı Murat Bayrak: Kazaların ortadan kalktığını söylemek yanlış olur. Dikkatsizlik var, görünür -görünmez kaza faktörü var. Emniyet tedbirlerinin alınmaması faktörü olabilir. Burası kocaman bir saha. Her tarafında iş görülüyor. Ne zaman, nerede, nasıl olacağını bilemezsiniz ki. Kazaların minimum seviye çekilmesi mümkündür ama ortadan kaldırılması mümkün değil.”
Desan Tersanesi CEO’su Muhsin Divan: “Kimsenin dikkatini çekmeyen önemli bir yapısal değişiklik var. Geçmişte bütün tersanelerin işi yeni gemi inşasıydı. Yeni gemi inşası, daha derli topluydu. İş sağlığı ve güvenliği tedbirleri için olumlu cevap veriyordu. Bu siparişler durdu. Şimdi tümü tamir işine girişti. Tamir, yeni gemi inşasına göre çok karmaşık, iş güvenliği bakımımdan daha çok riskli. Bu yıl ölenlerin tamamı, tamir gemilerinde oldu. Eğitim verdiğimiz işçi çok sık değişiyor. 10 işçiye eğitim veriyoruz, ertesi gün ikisi köye dönüyor. Süreklilik sağlamak zor.”

‘Taşeron sistemi değişmeli’
Tuzla İnceleme Komisyonu Üyesi ve Bilgi Üniversitesi öğretim üyesi Aslı Odman: “Ekonomik büyüme ölüm getiriyordu. Uzun süreli çalışma ve yoğun iş ölüme neden oluyordu. İşçi sayısı 10 -15 bine düştü deniliyor. Bu sefer az işçiyle yine yoğun çalışma oluyor. Yapısal hiçbir şey değiştirilmedi. Taşeron sistemi devam ettikçe iş güvenliği sağlanamayacak, isterlerse işçilerin yarısını çıkarsınlar. Çünkü bu sistem nedeniyle iş güvenliği koordine edilmiyor.”

O kadar ölüme rağmen hâlâ 15 hayati kusur
Tuzla Orhanlı’da, tersanelere hizmet veren büyük taşeron firmalardan Bordo Denizcilik adlı şirkette geçen haziranda yaralamalı iş kazası meydana geldi. Şikâyet üzerine Limter- İş avukatı Sezin Uçar, 17 Haziran’da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’na başvurdu.
Harekete geçen İş Teftiş Kurulu Başkanlığı, 10 Ekim’de Bordo Denizcilik’te inceleme yaptı. Dördü kadın 85 işçinin çalıştığı işyerindeki incelemelerde 15 yaşamsal kusur saptandı. Bunlar şöyle:
* İşyeri kurma izni yok.
* En az 50 işçili işyerleri bir veya birden fazla hekim bulundurmak ve sağlık birimi oluşturmak zorundayken, işyeri hekimi yok.
* İlkyardım ve sağlık birimi bulunmuyor.
* Sağlık elemanı çalıştırılmıyor.
* En az 50 işçi çalıştıran işyerlerinin kurmakla yükümlü oldukları işçi sağlığı ve iş güvenliği kurulu oluşturulmamış.
* Mevzuata göre her 10 işçide birinin ilkyardım eğitimi alması gerekirken, bu eğitim verilmemiş
* Yangın eğitim verilmemiş.
* İşçiler için soyunma yeri yetersiz ve uygunsuz.
* İşyerinde banyo yok.
* Yasaya göre, 100 işçiye kadar işçi çalıştıran yerlerde 30 erkek başına bir kabin ve pisuar yaptırılması şart olmasına rağmen tuvaletler bakımsız ve pis
* Hangarların havalandırma tesisatı yok.
* Yılda bir kez yapılması zorunlu olduğu halde kompresörün periyodik kontrolü yapılmamış ve belge düzenlenmemiş.
* Kaldırma araçlarını kontrolleri en son 4 Kasım 2008’de yapılmış. Oysa üç ayda bir yapılması gerekiyordu.
* Elektrik tesisatı ve topraklama sistemi uygunluğu, zorunlu olduğu halde belgelendirilmemiş.
* Vinçler operatör olmayan personellerce kullanılıyor.
Yapılan inceleme sonucu yetkililerce Bordo Denizcilik’e bir aylık mühlet verildi. Şirkete nasıl bir işlem yapıldığı ise bilinmiyor...