Twitter Millet Meclisinin Sürpriz Siyaseti

Twitter Millet Meclisinin Sürpriz Siyaseti
Twitter Millet Meclisinin Sürpriz Siyaseti
Boğaziçi ve Sabancı Üniversitesi'nden üç akademisyen, Prof. İlker Bilbil, Doç. Koray Çalışkan ve Doç. Taylan Cemgil Gezi direnişinin Twitter'daki yansımasını verileri analiz etti, yeni siyaset dünyamızın kodlarını çözdü. #direngeziparki etiketinin nasıl dünya trendi olduğundan, Bülent Arınç'ın konuşmasının algılanma biçimine kadar herşey bu araştırmada.
Haber: Prof. Dr. İlker Birbil, Sabancı Üniversitesi ve Radikal Gazetesi / Arşivi
Doç. Dr. Taylan Cemgil, Boğaziçi Üniversitesi / Arşivi
Doç. Dr. Koray Çalışkan, Boğaziçi Üniversitesi ve Radikal Gazetesi / Arşivi

Bu yazının yazarları karşı karşıya olduğumuz durumun ne kadar yeni ve garip olduğunun kanıtı. Üçü de öğretim üyesi olan bir endüstri mühendisi, bir bilgisayar mühendisi ve bir siyaset bilimci ilk kez beraber araştırma yapıyor.


Daha önce siyasi hareketleri mühendislerle sosyal bilimciler beraber çalışmazlardı. Twitterın bizi davet ettiği yeni dünyanın kodları daha önce beraber çalışmayan bilim insanlarını da, daha önce birlikte eylem yapmayan farklı çevreleri de bir araya getiriyor.

Bu eylemlerin nerden çıktığı herkesin ortak sorusu. Eylemleri patlatan nedenler, eylemleri mümkün kılan araçlardan bağımsız. Her hareketin en önemli birleştirici aracı bilgi ve koordinasyon. Gezi Eylemlerinin gücünün arkasında twitterın bilgi akıtırken, koordine edebilme gücü yatıyor. Endüstri sonrası topluma eklenen yeni siyasi coğrafya Twitter.

Başbakanın eski medya siyaseti, yazılı basını etkileyebilmesini amaçlıyordu. Bu nedenle ana akım medya Gezi Eylemleri sırasında itibar kaybetti. Twitter hem meclis, hem basın hem de koordinasyon aracı oldu. Başbakan bunu fark ettiği için “Twitter denen bir bela var ... Sosyal medya denilen şey bana göre toplumun baş belası” dedi.

Twitterın İzinde Eylemler

Halk ayaklandı ama gözü elindeki minik ekrandaydı. Telefonlardan arkadaşlara, ailelere ve daha dün tanışılan “yoldaşlara” mesaj yazıyorlardı. Bu mesajlaşma trafiğinin yükünü Twitter çekti.

Twitter çok süratli. 10 binlerce kişiye saniyeler içinde ulaştırmak mümkün. Çığ gibi artan bir örgütlenme patlaması için gerekli koordinasyonu sağlıyor. Herkesin takipçisinin ve yeni kullanıcı sayısının bu kadar arttığı bir dönem hiç olmadı.

27 Mayıs Pazartesi gecesi yıkım araçlarının Gezi Parkı’na girmesi bardağı taşırdı. Hemen ertesi sabah parkta gönüllüler nöbet tutmaya başladı. Bu andan itibaren direnişin tohumu parkın toprağına ve twitterın dijital meclisine düştü. Aynı akşam polis sert bir müdahaleyle eylemi dağıtmak istedi.

29 Mayıs Çarşamba öğle saatlerinde köprü temel atma töreninde başbakan çevreci olduğunu iddia etti ve ne olursa olsun Gezi Park’ındaki yıkıma devam edeceklerini söyledi. Halk katılımının fitili ateşledi.




Ve Efsane Geldi

Halk Taksim’e akmaya başladı. Bu noktada protestoların odağında sadece Gezi Parkı vardı. Aynı anda tüm direniş boyunca etkisini yitirmeyecek #occupygezi etiketi hızla kullanılmaya başlandı. Beraberinde 30 Mayıs Perşembe günü efsane #direngeziparki etiketi kendini gösterdi.

Ve ilk büyük müdahale geldi. 31 Mayıs Cuma günü sabah ezanını takiben polis Gezi Parkı’nı dağıttı ve ayaklanma başladı. Müdahalenin acımasızlığı twitter trafiğini uçurdu, mesajların yaklaşık çok büyük kısmı parktan bahsetti. Akşama kadar geçen sürede Gezi Parkı etiketleri saatte 100.000 ortalamasına oturdu.





O Satıh Tüm Twit Vatan

Gece oldu. Uyuyabilenler uyudu. Haziranın ilk günü cumartesi. Hafta sonu eylemleri uçurdu. Twittera düşen kıvılcım #direnankara #direnizmir, #direneskisehir, #direnadana... diyerek tüm ülkeye yayıldı. Takip eden saatlerde Türkiye ’de değil küresel twitter trendlerinin %90’ı, evet gezegenden bahsediyoruz, Gezi Parkı’na odaklanmıştı.

O noktada biz Gezi Parkı’nın kurtulacağını anlamıştık. Çünkü dünya tarihinde işleyen bir demokraside ve iktisadi bir kriz yokken ilk kez bu kadar muazzam bir halk hareketi ortaya çıkmıştı. Küresel Dünya Meclisi de desteğini esirgememiş, Twitter’ın kurucusu da kullanıcı ve twit sayısını bu kadar arttıran bir eyleme destek vermişti.


Emret Başbakanım

2 Haziran Pazar akşam üstü twit trafiğinde fenomenal bir artış oldu. Fatih Altaylı’nın başbakanı konuk ettiği, daha doğrusu bir twite göre “başbakana konuk olduğu” programın bitmesiyle beraber her şehirde süratle artan “diren” sözcüğüyle başlayan bir patlama oldu, şiddet arttı.

Başkanın yurttan ayrılması ve Cumhurbaşkanı’nın mesaj alınmıştır demesi insanları bir parça sakinleştirdi. Ancak hemen arkasından başbakanın cumhurbaşkanını desteklemeyen bir açıklama yapması kendini hemen gösterdi, ve twit trafiği yine geometrik olarak arttı. Yani artış hızı arttı.

Bülent Arınç’ın kısmi özrü Twitter meclisinde çok kabul görmedi, ancak Sırrı Süreyya’nın buluşmasından sonra etiketler ve halk sakinleşmeye başladı. Gördüğümüz bir sonuç siyasetçilerin demeçlerinin eskisinden çok daha büyük bir hızla insanların tepkisiyle karşılaşması. Ancak negatif tepkiler hızlı bir artış gösterirken, sakinleşme daha çok zaman alıyor. Dahası üstü üste gelen negatif açıklamaların etkisini aklı selim daha zor nötralize ediyor.

Gezi Baharı sırasında aldığımız en büyük ders Twitter’ın önlenemez siyasi gücü oldu. Bundan sonra bu yeni fenomeni mühendisler ve siyaset bilimciler beraber çalışmak zorunda. Minik ekranların kurduğu koordinasyon, enformasyon, tartışma ağı, yeni bir siyasi alan doğurdu. Demokrasi ilerledi ve halk Twitter’da ve meydanlarda aynı anda omuz omuza verdi.


Araştırma Nasıl Yapıldı?

Twitter insanlığın tarihte kolektif olarak ürettiği en büyük veri kaynaklarından biri. Günde ortalama 400 – 450 milyon arası twit atılıyor. Son iki yılda yaratılan dijital iz, insanlığın tüm tarih boyunca yarattığı yazılı görsel işitsel izden daha fazla. Bu yüzden bu veriyle uğraşmak istiyorsanız önce muazzam bir bilgisayar sistemi kurmalısınız. Daha sonra Twitter ile araştırmacı olarak bir anlaşma yapıyorsunuz ve şirketin izin verdiği kadarıyla bu muazzam bilginin ancak bazı parçalarını çekmeye başlıyorsunuz. Her şeye hakim olmak zor. Bir deniz bu.



27 Mayıs Pazartesi sabahı ile başlayan verilerle bir izlek belirlememiz gerekiyordu. Belirli etiketlere dair veri çekmeye karar verdik. Twitter ve siyaset ilişkisini tabandaki eylemler, siyasetçilerin açıklamaları ve Twitter’daki tepki yansımasını #direngeziparki gibi birçok etiketi inceleyerek araştırdık. Bu da günlerce en az 8 saatlik bir çalışmayı ve birçok arkadaşımızdan sürekli destek almayı gerektirdi. Bu destekler data trafiğinden tutun, görsel tasarıma kadar geniş bir yelpazede gerçekleşti. Özellikle veri görselleştirmede Amsterdam Üniversitesi’nden Almıla Akdağ’ın çok büyük yardımı oldu.








Twitter datasını çektiğimizde ilk göze çarpan şey siyasi alanın bazı etiketlerle (hashtag) kurulması. Mesela #occupygezi, #direngeziparki ve #direngezi etiketleri 29 Mayıs 12:00’den 31 Mayıs 12:00’ye kadar saatte ortalama 2.000 gönderilirken, 31 Mayıs 12:00’den itibaren saatte 15.000 ve üstüne çıkıyor. Başbakanın saat 19:00’daki konuşmasından sonra ise hızla yükseliyor ve saatte 150.000’e ulaşıyor.

1 Haziran Cumartesi, başbakanın 13:00’de TİM’de yaptığı konuşma sonrasında ortalama saatte 1.000 defa kullanılan #direnankara, sadece dört saat içinde saatte ortalama 65.000’i gördü. Buna paralel #tayyipistifa etiketi 18:00-20:00 saatleri arasında saatte yaklaşık 2.000’den 110 kat artışla saatte 220.000’e çıktı. Bir meydan dolusu insanın hep bir ağızdan slogan atmasının yeni hali.

Twitter Meclisi karşıt grupların çekişmelerine de sahne oluyor. 2 Haziran saat 21:00’de başlatılan #TAYYİPİYİKİVARSIN etiketi, bir saat içinde uçuşa geçiyor ve #ATATÜRKİYİKİVARSIN etiketi karşısına dikiliyor. İlk etiket saatte 80.000 twite ulaşırken, ikinci etiket twitter trend listesinde tüm zamanlarda en büyük hızla artan etiketlerden biri oluyor ve saatte 180.000’e fırlıyor. Kesinlikle popülerleşemeyen etiket #genelgrevedavet. tepe noktasında dahi 20.000’i görmüyor.