@ismailsaymaz

Uçan kuştan haberleri var

İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu, İstanbul'un altı farklı bölgesinde ellerinde dürbünlerle kuşların yolunu gözlüyor.
Haber: İSMAİL SAYMAZ / Arşivi

İSTANBUL - Büyük Çamlıca Tepesi'nin Boğaz'a bakan yamacına birikmiş, ellerinde teleskop ve dürbünler, gökyüzüne bakıyorlar. Biri, eliyle bulutun içinde bir karaltıyı göstererek, 'Yeşil ağaçkakan' diye bağırınca tüm dürbün ve teleskoplar karaltıya yöneliyor. İstanbul Kuş Gözlem Topluluğu, Çamlıca Tepesi'nde gezenlerin şaşkın bakışları altında, göç yolundaki kuşları gözlemliyor.
2001'de kurulan ve ülke genelinde 20 kuş gözlem topluluğundan biri olan topluluk, İstanbul ve Marmara Bölgesi'nde belirledikleri 'Önemli kuş alanı' adını verdikleri altı bölgede kuş gözlemi yapıyor. Topluluğun en gözde alanları, Çamlıca Tepesi, Büyükçekmece ve Küçükçekmece gölleri, Şile kıyısı, Prens adaları ve Terkos Havzası.
Eylülde göç başlıyor
Topluluğun eylül ve ekim aylarındaki önemli kuş alanı Büyük Çamlıca Tepesi. Tepenin Boğaz'a bakan yamacına konuşlanan topluluk, teleskop, dürbün ve fotoğraf makineleriyle dikkat çekiyor.
Topluluk üyelerinden Oğuz Mülayim, üremek için Afrika'dan kuzeye yönelen kuş sürülerinin göç yolu olarak Marmara Boğazı' nı seçtiklerini söylüyor. Mülayim, yabancı gözlemcilerce keşfedilen Boğaz'ın 1960'tan beri müdavimlere açık olduğunu belirtiyor.
Sanki cephedeler
Topluluk, tepede gezinenlerin ve seyyar satıcıların şaşkın bakışları altında, soluğunu tutmuş, gökyüzünü kolaçan ediyor. Zemine sabitledikleri teleskop ve boyunlarına astıkları dürbünleriyle, siperlerinden cepheye bakan askerler gibi. O kadar dikkatliler.
Gökyüzündeki bir harekete yönelen bir teleskop ya da dürbün, grubu hareketlendirmeye yetiyor. Kuşun kanadı, gagası, tüy rengi veya uçuşundan, türü belirleniyor. Bir gözlemci, kuşun 'saksağan' olduğunu saptarken, diğerleri arkadaşlarını onaylıyor.
Bir sonraki karaltı ya da kuş sesine değin ortalık sakinleşirken, bu gözlem, 'www.kusbank.org' adlı veri bankalarına kaydedilmek üzere not defterine ekleniyor.
Topluluk, belli dönemlerde rutin gözlemlere de çıkıyor. Kışın, 'Kış ortası su kuşu sayısı' adını verdikleri gözlem için ördek, kaz ve karabatak gibi kuşların davranışlarını takip amacıyla Büyükçekmece ve Küçükçekmece göllerini mesken tutarlarken, bahar döneminde üreme havzalarına gidiyorlar.
Topluluğun kaydettiği bilimsel önem taşıyan gözlemler sayesinde kuş haritaları oluşturuluyor, yeni kuş popülasyonları belirleniyor, doğal alanlara dikkat çekiliyor.
Topluluk üyesi Mülayim, Türkiye'de bataklıkların kötü algılandığını; oysa birçok kuş ve bitki türüne ev sahipliği yaptığını belirtiyor. Mülayim, "Sultan ve Eşmekaya sazlıkları bu anlayış yüzünden kurutulduğu için önemli kuş alanı olmaktan çıktı" diyor.
Çevredekilerin ilgisini çeken kuş gözlemcilerinden her biri farklı yaş grupları ve mesleklerden geliyor. İTÜ Bilgisayar Mühendisliği'nden mezun olan Mülayim, işinden arta kalan zamanların tamamını gözlemlere ayırıyor. Mülayım, bekâr kalmasının sırrını ise 'Kuşçu bir eş bulamadıktan sonra zor' diye açıklıyor.
Ömürleri kuşların
Topluluktaki en eski gözlemcilerden biri olan Ali İhsan Tireli, 1987 yılından beri gözlem yapıyor. Marmara Üniversitesi'nde uluslararası ilişkiler öğrenimi gören ve ardından doktorasını tamamlayan Tireli, doğaya olan bağlılığın kendilerini kuşların ardında sürüklediğini kaydediyor.
Topluluk üyelerinden Bahar Bilgen de inşaat mühendisi. Bitki ve ağaç gözlemciliğinden 'geçiş yaptığı' kuş gözlemciliğini, 'Nefis bir duygu' diye anlatan Bilgen, tüm gününü kuşları konuşarak geçirdiğini dile getiriyor.
Yabancılar da var
Topluluğun gözlem yeri yabancı gözlemcilerin de ilgi odağı. Kayseri'de 6-11 Eylül arasındaki Kuş Kosferansı'na katılmak üzere İstanbul'a gelen bir grup turist, en az Türkler kadar heyecanlı.
Eşi Vudy ile birlikte gözlem yapan 69 yaşındaki David Whaley, ülkesi Britanya'da, Kraliyet Kuş Birliği'nin 1.5 milyonu aşkın üyesi bulunduğunu anlatıyor. Whaley, gözlem amaçlı olarak bugüne kadar üçüncü kez geldiği Türkiye'nin gözlemcilik açısından çok zengin olduğunu kaydediyor.