Uğur Dündar Ergenekon savcılarını HSYK'ya şikâyet etti

Uğur Dündar Ergenekon savcılarını HSYK'ya şikâyet etti
Uğur Dündar Ergenekon savcılarını HSYK'ya şikâyet etti
'Gerçeğe aykırı mesnetsiz iddiaları iddianameye koydular'

 

İSTANBUL Gazeteci Uğur Dündar, Ergenekon soruşmasına ilişkin hazırlanan ikinci iddianamede özel hayatıyla ilgili bazı iddiaların yer alması üzerine savcılar hakkında Hakim ve savcılar Yüksek Kurulu’na şikayette bulundu.

Hakim ve Savcılar Yüksek Kurulu Başkanlığı’na avukatı aracılığıyla dilekçe gönderen Uğur Dündar, iddianameyi hazırlayan Cumhuriyet savcıları Ercan Şafak, M. Ali Pekgüzel, Fikret Seçen, Mehmet Murat Yönder, Zekeriya Öz ve Nihat Taşkın’dan Şikayetçi olduğunu belirtti. Dilekçede, savcıların hazırladıkları iddianamede meslek ve ahlak kurallarına aykırı olarak, soruşturma konusu ile hiçbir ilişiği bulunmayan, gerçeğe aykırı, mesnetsiz, iftira ve hakaretlere yer vermek suretiyle Dündar’ın kişisel haklarına, onur, şeref ve saygınlığına saldırıda bulundukları ileri sürüldü. Dilekçede, “ Bağımsız, Tarafsız, Doğru ve Tutarlı, Dürüst, Eşitlikçi, Ehliyet Ve Liyâkat sahibi olmaktan uzak şikâyetli savcıların haklarında gerçekleştirecek soruşturma sonucunda, kamu davası açılarak cezalandırılmaları talep ederiz . Müvekkilim Uğur Dündar tarafından da kamuoyuna ifade olunduğu üzere, ‘Birisi bizim namusumuzla oynarsa, bunun hesabını yargıda sorarız. Ama yargı, bizim namusumuzla oynarsa ne yapacağız? ‘ Müvekkilim Uğur Dündar, kişisel haklarına, namusuna, ahlakına yönelik saldırıya karşılık hukuka sığınmakta ve işbu haklı şikayette bulunmaktadır. “ denildi.

Dündar’ın kişisel haklarına, onur, şeref ve saygınlığına “hukukö adına saldırıda bulunulduğu, böylelikle eşi ve çocukları ile aile yaşamına açıkça zarar verildiği kaydedilerek, bizzat şikâyetli savcılar tarafından namusuna dil uzatıldığı belirtildi.

Dündar ile ilgili kişisel haklarına, onur, şeref ve saygınlığına saldırıda bulunulan ifadelere savcıların niçin yer verdiğinin iddianame yazım tekniği, ahlak, izan, insaf, vicdan ve namus ölçütleri içerisinde anlaşılamadığı anlatılan dilekçede ayrıca şunlar anlatıldı: “Şikâyetimiz, kişisel olarak müvekkilimin uğradığı haksız saldırının cezalandırılması olduğu kadar aynı zamanda demokratik hukuk toplumlarının en etkin ve temel toplumsal denetim mekanizmalarından biri olan hukuka olan inanç ve güvenin sağlanması ve korunması amacını taşımaktadır. Hukukun üstünde hiçbir güç olmadığını, hukukun ve kanunların, politik dâhil hiçbir gücün etkisinde kalmadan, tarafsız, özgür ve bağımsız, cesaret ve kararlılıkla ve ancak sorumluluk duyularak, hakkaniyetle uygulanacağı, adaletin, güç emrine verilmeyeceğinden kesinlikle emin olunması gerektiği çerçevede, hâkim ve savcıların görevlerini yasalara ve yerleşmiş yüksek yargı içtihatlarına dayanarak yerine getirmeleri gerektiği tüm yurttaşlarımızca olduğu gibi müvekkilimce de gayet iyi bilinmekte ve beklenilmektedir. Bu çerçevede Hukuk Fakültesi eğitimlerini tamamlamış ve halen savcı olarak görev yapan şikâyetlilerin, özellikle hâkim ve savcılara yönelik, meslek ahlâkı standartlarını oluşturmak amacıyla belirlenmiş temel ölçütlerden haberdar olmaması muhakkak ki düşünülemez. “

Şikâyetli savcıların; hâkim ve savcılık meslek ve ahlak kurallarına ve yasaya açıkça aykırı olarak soruşturma konusu ile hiçbir ilişiği bulunmayan, mesnetsiz,ahlaksız iftira ve hakaretlere yer vermek suretiyle, Dündar’ın kişisel haklarına, onur, şeref ve saygınlığına saldırı suçunda, suç işleme kastı ile hareket ettiklerinin tüm açıklığı ile ortaya çıktığı iddia edildi. (dha)