Uğur Kurt davası savcısına HSYK koruması

Uğur Kurt davası savcısına HSYK koruması
Uğur Kurt davası savcısına HSYK koruması
HSYK, Okmeydanı'ndaki Cemevi'nde polis kurşunuyla hayatını kaybede Uğur Kurt davasında 27 saat sonra olay yerine giden Savcı Hasan Yılmaz için inceleme izni vermedi.

RADİKAL-HSYK, Okmeydanı’ndaki Cemevi’nde polis kurşunuyla hayatını kaybeden Uğur Kurt davasında, TV haberlerinden izleyerek soruşturmayı başlatan ve ve 27 saat sonra olay yerine giden Savcı Hasan Yılmaz için inceleme izni vermedi. Karara karşı çıkan bir üye Kerim Tosun ise ’’Masum bir insanın öldürülmesi olayında Savcının olay yerine gitmemesinin haklı bir nedeni olamaz’’ dedi.

Beyoğlu Belediyesinde işçi olarak çalışan Uğur Kurt bir yakınının cenazesine katılmak üzere Okmeydanı Cemevine gitmiş, Berkin Elvan’ı anmak için toplanan gruba müdahale edien polis memuru Sezgin K’nın silahından çıkan kurşunla hayatını kaybetmişti. Kurt’un ölüm olayını, TV’den izleyen Savcı Hasan Yılmaz da olay yerine gitmeden tutanak tutup soruşturma başlatmıştı.

Kurt’un cenazesi içini, vefatının ardından yapılması gereken “ölü muayene işlemini” de yapmadan Adli Tıp Kurumu Morguna gönderdiği ortaya çıkan Yılmaz, daha sonra adeta katil zanlısı polis Sezgin K için sadece “taksirle ölüme neden olmak” suçundan 6 yıla kadar hapis istemiyle dava açmıştı.

MÜFETTİŞ DE HSYK DA KORUDU 

Yılmaz hakkında HSYK sorşturma başlattı ve müfettiş görevlendirdi. HSYK Müfettişi hazırladığı raporda savcı hakkında soruşturma izni verilmesine gerek olmadığını belirtti. Yılmaz’ın olay yerine 27 saat sonra polis eşliğinde gittiği ifade edildi. Müfettiş raporunu gündemine alan HSYK 3. Dairesi de, 24 Şubat tarihinde, savcı Yılmaz hakkında “soruşturma izni” verilmesine yer olmadığına karar verdi. Karara, daire üyesi Kerim Tosun karşı çıktı. Tosun, karşı oy yazısında, muhalefet gerekçesini söyle açıkladı: “Olay yerinde gerekli incelemelerin yapılması için talimat verildiği ancak bu kadar toplumsal boyutlu ve masum bir insanın öldürülmesi olayının soruşturmasının bizzat Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılması gerektiği, savcının olay yerine gidememesinin hiç bir şekilde haklı bir mazeretinin olamayacağı, hiç bir suçu olmayan, sadece ibadet yapmak için cem evine giden mağdurun öldürülmesi olayının tüm boyutlarıyla aydınlığa kavuşturulmasının sadece kolluk güçlerine bırakılamayacak kadar önemli olduğu, hiç bir şeyin insanın temel yaşama hakkından daha önemli olmadığı düşüncesiyle çoğunluk görüşüne katılmıyorum”