Ulusal Deprem Konseyi 'yıkıldı'

17 Ağustos 1999'da meydana gelen Marmara Depremi'nin ardından herkes, İstanbul'da beklenen olası 'afet'e kilitlenmiş, uzmanların ağzından farklı senaryolar çıktığı için kime inanacağını şaşırmıştı.

ANKARA - 17 Ağustos 1999'da meydana gelen Marmara Depremi'nin ardından herkes, İstanbul'da beklenen olası 'afet'e kilitlenmiş, uzmanların ağzından farklı senaryolar çıktığı için kime inanacağını şaşırmıştı. Televizyona, gazetelere konuşan her uzman farklı bir görüş dile getiriyordu. İşte bu bilgi kirliliğinin önüne geçmek için dönemin hükümetince 2000 yılında yayımlanan bir genelgeyle Ulusal Deprem Konseyi (UDK) kurulmuştu. O günden bu yana depremle ilgili konularda kamuoyu bu konsey tarafından aydınlatılmıştı. Ta ki düne kadar... Dün Konsey bir açıklama yaparak, 'lağvedildiklerini' duyurdu. Onlar da konseyin lağvedildiğini, tesadüfen Resmi Gazete'de yer alan bir genelgeyle öğrenmişlerdi.
Konseyin faaliyetlerine 6 Ocak 2007 tarihli Başbakanlık genelgesiyle son verilirken, bilim adamları kararı şaşkınlık ve üzüntüyle karşıladı: "Bu karar, ülkemizde bazı kesimler tarafından Ulusal Deprem Konseyi gibi bir kuruluşa gereksinim duyulmadığı görüşünün egemen olduğunu göstermektedir."
'Nedenini bilmiyoruz'
UDK Başkanı Prof. Dr. Haluk Eyidoğan, "Konseyin kaldırılmasının arkasındaki nedenleri bilmiyorum" diyerek şöyle devam etti:
"Bizim hiçbir bilgimiz olmadan, bize sorulmadan, bilmediğimiz bir veya birçok gerekçeyle konsey kaldırıldı. Konsey, kendisini topluma kabul ettirmiş bir kuruluş, kaldırılmasının nedenini biz de bilmiyoruz. Bizden bilgi isteyen her kuruluşa görevimiz gereği yardımcı olduk, bu işten de maddi bir çıkar elde etmedik. Görevimizi özveriyle yaptığımıza inanıyoruz."
'Türkiye'de gerek yoksa...'
UDK 2. Başkanı Oktay Ergunay da, kararın kendileri için sürpriz olduğunu ve tesadüfen öğrendiklerini belirtti. Ergunay, "Böyle bir karar alındığına göre demek ki böyle bir fonksiyona ihtiyaç kalmamış. Topraklarının yüzde 98'i deprem kuşağında olan Türkiye'de böyle bir yapıya gerek kalmamış. Türkiye'deki gibi bir ülkede bu konsey gerekli değilse dünyanın hiçbir yerinde de kurmaya gerek yoktur" diye konuştu.
Lağvetme kararının ardından konsey adına yapılan yazılı açıklamada da tepki ifadeleri vardı:
"Bir deprem kuşağı üzerinde bulunan ve yaklaşık bir hesapla ortalama her 14 ayda büyüklüğü 6 ve daha fazla olan depremlerin meydana gelme tehlikesiyle karşı karşıya olan ülkemizde, UDK gibi bir kurul için genelgede ileri sürülen 'artık uygulama alanı kalmaması' gerekçesi anlaşılmaz bir durum. Bu karar Resmi Gazete'de tesadüfen fark edilmiş olup, ancak bu vesileyle UDK'nın karar hakkında bilgisi olmuştur. UDK üyelerinin söz konusu lağvedilme kararı üzerinde durdukları esas konu, dünyanın başlıca deprem bölgelerinden birinde bulunan ve pek çok depremde zarara uğrayan ülkemizde deprem konusuna verilen önemin, artacağına, maalesef bu düzeyde kalmış olmasıdır."
Açıklamada, konseyin kuruluş amaçlarından biri olan, 'deprem hurafeleri'ne de değinildi:
"Bu gelişme karşısında 'UDK güncelliğini yitirmişse yerine ne konulacaktır' ve 'Deprem konusunda bilimsel veriye dayanmadan hatalı bilgiler vererek toplumun sürekli kaygılanmasına ve yöneticilerin yanıltılmasına yol açan kişiler için daha uygun bir ortam mı yaratılacaktır' gibi sorular ön plana çıkmaktadır. Örneğin, en son 29 Mart 2006 Güneş tutulması olayı ile 'büyük deprem olabilir' kaosunun yaratıldığı ve Niksar ve civarında yaşayan vatandaşlarımızın ne hale getirildiği hâlâ belleklerdedir. Daha önce ilgili makamlarla yaptığımız görüşmelerde talepte bulunduğumuz UDK'nın yeniden yapılanması ve düzenlemeler ile ilgili olarak bu makamların herhangi bir girişimde bulunmadan UDK'nın yürürlükten kaldırılma gerekçesi anlaşılamamıştır."
'Yeniden yapılandırma'
Başbakanlık'tan yapılan açıklamada ise sekizi yer bilimci, sekizi inşaat mühendisi ve dördü diğer alanlardan, 20 kişilik konseyi lağvetme gerekçesi şöyle açıklandı:
"Ulusal Deprem Konseyi'nin kurulduğu tarihten sonra gerçekleştirilen yeniden yapılanma çalışmaları çerçevesinde, Türkiye Acil Durum Yönetimi Genel Müdürlüğü gibi ilgili kuruluşların da bu çalışmalara entegre olması, Marmara Bölgesi'nde olası depremle ilgili olarak yerel yönetimlerin yürüttüğü çalışmaların dikkate alınması zorunluluğu sebebiyle, konseyin yapısı, işleyiş süresi ve fonksiyonlarının gözden geçirilmesine ihtiyaç duyulmuştur. Konseyin daha işlevsel, etkin ve verimli çalışması, ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyonunun artırılması amacıyla yeni bir çalışma başlatılmış ve tamamlandığında kamuoyuyla paylaşılacaktır." (Radikal, aa)