Ümraniye yağması

Yanıtsız şikâyetler
Ümraniye operasyonunda para ve kişisel eşyalarının zorla alındığını belirten tutukluların şikâyet ve tazminat istekleri yanıtsız kaldı. Tutanakta, aramalarda 900 adet teyp kasedi bulunduğu yazılı ama teyp ve benzeri aygıtlardan söz edilmiyor. Dayak, taciz ve tecavüz gibi iddialar da soruşturulmadı.
Savcı imzalamadı
Tutanaklardaki çelişkilerin yanı sıra, koğuş
aramalarıyla ilgili tespit tutanağını, cezaevi savcısı, müdür ve iki infaz koruma memuru imzalamadı. Müdür Ramazan Kılıçkaya, "Birkaç tutanağı imzalamadım. Hangisini niye imzalamadığımı ise hatırlamıyorum. Bunlar görevimi aşan konular" dedi.
Haber: AHMET ŞIK / Arşivi

İSTANBUL - Ümraniye Cezaevi'ndeki olaylardan sonra Kartal Özel Tip Cezaevi'ne sevk edilen kadın ve Kandıra F Tipi Cezaevi'ne götürülen erkek tutuklular, paraları ve değerli eşyalarının yağmalandığını belirterek şikâyette bulundu. Cezaevi idaresi, giyeceklerinin bile yağmalandığını belirtip zararlarının tazminini isteyen tutuklulara olumsuz yanıt verdi.
Arama tutanaklarında koğuşlarda 900 teyp kaseti bulunmasına karşın, bu kasetleri dinlemeye yarayacak teyplerden birinin bile bulunamaması dikkat çekti.
İşkence gördüklerini belirten mahkûmlar ile kendilerine copla tecavüz edildiğini öne sürerek suç duyurusunda bulunan sekiz erkek mahkûmun Adli Tıp muayeneleri yaptırılmazken,
41 kadın da cinsel tacize maruz kaldığını iddia etti.
Saatler, yüzükler kayıp
Ümraniye'den sevkleri yapılan 399 tutuklu ve hükümlü, tutuldukları cezaevi idarelerine çeşitli tarihlerde verdikleri şikâyet dilekçelerinde, sevk sırasında ve cezaevi girişlerinde tamamen soyulduklarını ve üzerlerinde bulunan değerli eşyalar ile ziynetler ve paralarının asker ve görevli infaz koruma memurlarınca kayıt tutulmadan alındığını belirtti.
Şikâyet dilekçelerinde Ümit İlter isimli tutuklu 500 milyon lira parasıyla saat, gözlük ve fotoğraf makinesinin; tecavüz mağdurları arasında da yer alan Nuri Akalın saat, cüzdan kemer ve paltosunun; Mete Tuncer 3.75 gr altın yüzüğünün; Barış
İnan walkman ile saatinin; Zehra Kurtay, Yıldız Gemicioğlu, Gülpınar Adıyaman, Hatun Polat ve Necla Can isimli kadınlar ziynet eşyaları ile kişisel eşyalarının yağmalandığını belirtti. 399 tutuklu ve hükümlünün yarıdan fazlası ziynet eşyaları, saat, walkman, teyp ve radyoları ile paralarının asker ve infaz koruma memurlarınca yağmalandığını ve kişisel giyim eşyalarının dahi kendilerine teslim edilmediğini öne sürerek zararlarının tazminini istedi. Ancak Ümraniye Cezaevi Müdürü Ramazan Kılıçkaya, tutukluların bu talebiyle ilgili olumsuz yanıt verdi.
Kaydı yok, tazmin de olmaz
Ramazan Kılıçkaya imzasıyla 2 Şubat 2001 günü Üsküdar Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderilen cevabi yazıda 19-22 Aralık 2000 tarihlerinde cezaevindeki olaylarda
koğuşlarda yer alan demirbaş eşyalar ile kendilerine ait eşyaların bizzat tutuklu ve hükümlülerce tahrip edilip yakıldığı belirtilerek, "İddia ettikleri gibi eşyaların kendilerine ait olup olmadığına
ilişkin herhangi bir kaydın bulunmadığı gibi eşyaların kime ait olduğunun tespiti de mümkün değildir. Bu nedenle zararın tazmini de söz konusu olamaz" denildi.
Cezaevi aramalarında ele geçen ve Üsküdar Cumhuriyet Savcılığı'nın 22 Ocak 2001 tarihli emanet listesinde ise 43 başlık altında ve Ümraniye Cezaevi Jandarma Koruma Bölük Komutanlığı'nın 15 Ocak 2001 tarihli yazısına ekli belgede adli emanete 75 kalem altında ele geçen malzemeler listelendi. Bölük komutanlığının listesinin 33. numarasında bol miktarda teyp kasedi bulunduğu, savcılık tutanağında ise 900 adet teyp kaseti bulunduğu belirtilirken bu kasetleri dinlemek için gerekli olan teyp ya da walkman'lardan hiçbirinin bulanamaması dikkat çekti.
Tutuklu ve hükümlüler, sevkler sırasında görevli asker ve infaz koruma memurları tarafından kendilerine kötü muamele edildiği, dayak atıldığı, cinsel tacizde bulunulduğu iddiasıyla da suç duyurusunda bulundu. Bülent Özdemir, Taylan Süren, Nuri Akalın, Birol Paşa, Cemal Keser, Sadık Akyüz, İrfan Kaplan ve Hüseyin Kızıltoprak isimli tutuklular ise copla tecavüze maruz kaldıklarını öne süren mahkumlar avukatları yaptığı başvuruyla adli tıp muayenesi yaptırmak istedi. Ancak ne işkence ne de tecavüz iddiasında bulunan tutuklu ve hükümlülerin Adli Tıp'a sevkleri yapılmadı. Yapılan suç duyurularından ise şu ana kadar sonuç alınamadı.