Umut sönüyor

Konya'da çöken apartmandan insan kurtarma umudu tükeniyor. 27 kişinin can verdiği, 30 yaralının çıkarıldığı enkazda 60 kişinin daha olduğu sanılıyor.
Gece sıfırın altında 5 derecede çalışmalarını sürdüren kurtarma ekipleri zor anlar yaşadı. Müteahhitlerden İsmail Canlıer ve Ali Vedat Kaya yakalandı.
Haber: MEHMET BÜYÜKARI/NEŞET KARADAĞ/MEHMET KAYHAN YILDIZ/ALİYE ÇETİNKAYA/ÖZLEM DOĞAN/ALİ GÜLERYÜZ / Arşivi

KONYA - Yerle bir olan Zümrüt Apartmanı'ndan canlı kurtarma umutları azalırken, çıkarılan ceset sayısı 27'ye yükseldi. Cesetlerin çoğu, merdiven boşluğundan çıkarıldı. Konya Valisi Ahmet Kayhan, enkaz altında 50-60 kişi olduğunun sanıldığını söyledi.
Selçuk ilçesi Kerkük Caddesi'ndeki 11 katlı apartmanın enkazında arama ve kurtarma çalışmaları aralıksız sürüyor. Enkazda canlı umudu kalmayan kısımlarda büyük beton parçaların iş makineleriyle alınmasına göçük altındakilerin yakınları tepki gösterdi. Bunun üzerine megafonla yapılan anonsta iş makineleri ile çalışmaların enkaz altındakilere zarar vermediği belirtildi. İş makinelerinin öncelikle enkazın üst kısmındaki büyük blokları kaldıracağı, daha sonra göçüktekilerin yerlerinin tespiti için dinleme ve inceleme yapılacağı kaydedildi.
Enkazdan çıkarılan cesetlerin, genelde merdiven boşluklarında bulunduğu belirtildi. Türkiye Dağcılık Federasyonu Arama-Kurtarma Ekibi üyesi Lütfü Gümüşçay, binanın güneybatı yönüne doğru 10 derece eğimle yıkıldığının belirlendiğini; bu nedenle kurtarma çalışmalarında binanın arka kısmından değil sadece üst taraftan giriş yapılabildiğini söyledi. Sarsıntı nedeniyle binada oturanların odalardan dışarı kaçtığının anlaşıldığını ifade eden Gümüşçay, "Kaçanlar merdiven boşluğunda yakalanmış. Cesetlerin
önemli bir kısmı, enkazın orta bölümü olan merdiven boşluklarından çıkıyor" dedi. Kurtarma ekiplerinin de çalışmalarını özellikle bu yönde ağırlaştırdığını belirten Gümüşçay, şu ana kadar beşinci kata ulaşıldığını anlattı.
Afet İşleri inceliyor
Afet İşleri Genel Müdürü Mustafa Taymaz, çökme nedeninin belirlenmesi için altı kişilik uzman heyetin olay yerine geldiğini belirtti. Taymaz yaptığı yazılı açıklamada, "Uzmanlarımız projesi 30. 12.1992 tarihinde onaylanmış ve 04.08.1994 tarihinde Selçuklu Belediyesi tarafından inşaat ruhsatı verilmiş binada, projede belirtilen 160 kilogram/santimetrekare ve S220 demir çubukların kullanılıp kullanılmadığı yolundaki raporu hazırlayacaktır. Projenin yönetmelik ve şartnamelere uygunluğu araştırılacak. Binanın taşıyıcı sistemine yapım sonrası herhangi bir müdahale olup olmadığı enkaz kaldırmanın son aşamalarında belirlenecek" dedi.
Selçuklu Belediye Başkanı Adem Esen ise binanın taşıyıcı sistemiyle ilgili, bugüne kadar herhangi bir tadilat teklifi ya da şikâyet alınmadığını söyledi.



Kurtarırken kavga çıktı!
Diğer ekiplerce engellendiklerini söyleyen AKUT üyeleri, kepçelerin enkaza erken girmesine kızıp Konya'dan ayrıldı.
İSTANBUL - İş makinelerinin enkaza girmesiyle birlikte AKUT Konya'dan ayrıldı. Arama kurtarma çalışmalarının koordinasyonunu eleştiren ekibin lideri Hakan Korkut, "20 saat sonra kepçe gibi iş makineleri çalışmaya başladı. Kepçe çalıştığı zaman olanları ben çok yaşadım. Onlara da söyledim. Ama dinlenilmedik" dedi.
Konya'da apartmanın yıkılmasından dört saat sonra enkazda çalışmalara başlayan AKUT ekibi, dün enkazdan kızgın bir şekilde ayrıldı. AKUT'un takım lideri Hakan Korkut, iş makinelerinin enkazın altında canlıları tehdit edecek bir aşamada çalıştırıldığını belirterek, "Biz orada çalışırken kendimiz bir enkaz kaldırma programına giriştik. Vinç kullanmayı seçebilirdik. Ama direkt kepçeler dozerler girmeye başladı. Bunun üzerine bizim eylem planımız zaten sona erdi" diye konuştu.
Güçlü beton kırma makinelerinin zamansız çalıştırıldığını öne süren Korkut, şöyle devam etti:
"Bu makineler vurduğu zaman içeride küçücük bir boşlukta nefes almaya çalışan insan varsa tozdan boğulur. Bir betonun kayması da insanları ezer. Avrupa'da, Amerika'da insanlar dört gün bekliyor. 20 saat sonra iş makinesinin çalıştırılması bize ters geldi. Kalmamız bir şeyleri değiştirecek olsa ayrılmazdık. Biraz da tepki olsun diye çalışmaları bıraktık."
Köpekler canlı ararken enkazın üzerinde çok sayıda insan olması yüzünden de sonuç alınamadığını anlatan Korkut, yaptıkları uyarıyla insanların uzaklaştırıldığını ama geç kalındığını söyledi.
Bir diğer sorunun koordinasyonda olduğunu anlatan Korkut, "Bizi orada yönlendiren kimse olmadı. Biz çalışmaya başladıktan sonra da pürüzler çıktı. Herkes birbirini engellemeye başladı. Biz bir köşeden başladık. Ancak 15 saat sonra Sivil Savunma ekipleri ile diyalog kurduk. Ertesi gün çalışmalar bir prensibe oturmuştu. Konya sivil savunma İl Müdürlüğü ekipleri koordinasyonu sağlayamamanın yanı sıra bize de tepki gösterdi. Bugünkü sivil savunma daha eğitimli ve donanımlı.
Ama beyinleri değişmiyor. Böyle bir şeyi rant olarak görüp paylaşmak istemiyorlar. Bu işteki rolümüzü kabul etmiyorlar. Onlar, 'Biz çalışıyoruz,
siz televizyona çıkıyorsunuz' diyorlar. Konya'daki enkazda da tartışmalarımız oldu. Canlı bir kız bulduk. Konya Sivil Savunma ekiplerini çağırdık. Kız iki kişinin daha olduğunu söyleyince diğer tarafta çalıştık. Bize gelip 'Biz burada çalışıyoruz. Sizin ne işiniz var' diye tepki gösterdiler" dedi.
AKA: Elimizde kalıyor
AKA Arama Kurtarma Derneği Başkan Yardımcısı Doğan Ertuğruloğlu da iş makinelerinin erken çalışmaya başladığını söyledi. Ertuğruloğlu şöyle konuştu:
"Enkazda kazazede varsa iş makinelerinin çalışması onları negatif etkiler. Özel durumu olan bir binaydı. Nereyi tutsanız elinizde kalıyor. Koordinasyon toplantısı da geç yapıldı. Sivil savunma ekiplerinin hemen koordinasyon masası kurması, iş bölümü yapması gerekiyordu, bunda geç kalındı."
JAK enkaz başında
Jandarma Arama Kurtarma (JAK) Bölük Komutanı Yüzbaşı Murat Bektaş ise enkazda çalışmaların sürdüğünü belirterek, "Ekipler planlı bir şekilde çalışıyor. Katların yapışık olması işimizi zorlaştırıyor. Tünel açtık oradan devam ediyoruz. İş makineleri devreye girdi. Sese duyarlı cihazları kullanıyoruz. Son kişi çıkana dek çalışmalarımız devam edecek" dedi.


'Garip sesler geliyordu'
'Bazen garip sesler geliyordu' denilen Zümrüt Apartmanı'nın altında kalanlardan biri, iki gün sonra doğum yapacaktı. 19.5 saat sonra kurtulan kadın, 'Rüya sandım' dedi.
Ambulans çalışmadı: Gece sıfırın altında 5 derecede çalışmalarını sürdüren kurtarma ekipleri zaman zaman zor anlar da yaşadı. Sabaha karşı çıkarılan bir çocuk cesedinin konduğu ambulans çalışmayınca, kurtarma ekipleri itmek zorunda kaldı. Ancak ambulans çalıştırılamadı ve bebeğin cesedi başka bir ambulansla taşındı.
Sekiz yakını var: Enkazda sekiz yakını bulunduğunu belirten Abdülbaki Ayçiçek, babası Kazım, annesi Elmas, eşi Saliha ve kızı Tuğba Ayçiçek'in yanı sıra kardeşi Mustafa ve eşi Fatma Ayçiçek ile çocukları Büşra (6) ve Muhammet Ayçiçek'ten halen haber alamadığını söyledi. Kardeşinin eşi Fatma Ayçiçek'in hamile olduğunu ve doğumuna iki gün kaldığını vurgulayan Abdülbaki Ayçiçek, "Kardeşim üçüncü çocuğunu bekliyordu. Şimdi hamile eşi ve iki çocuğuyla birlikte enkaz altında kaldı" dedi.
Yaralı değilim: Yakınları enkaz altında kalınca sinir krizi geçirerek hastaneye kaldırılan ve ismi yaralılar arasına yazılan İbrahim Mertcan, bu yanlışlığın düzeltilmesi için basın mensuplarından yardım istedi. Mertcan, "Akrabalarım merak içinde. Telefonu ben açtığım halde yaralı olmadığıma inanmıyorlar" dedi.
15 dakikayla kurtuldu: İkinci katta oturan emekli astsubay Cengiz Polat yaşananlara hâlâ inanamıyor. Çökmeden 15 dakika önce aynı caddede bulunan baldızına bayramlaşmaya gittiklerini anlatan Polat, "Bir yakınımız arayıp binamızın çöktüğünü söyledi. Zaman zaman kalorifer peteklerinden ses geliyor, yönetici ve kapıcıya sorduğumuzda tatmin edecek bir cevap alamıyorduk. Demek ki bina göçüyormuş. Her şeyimi kaybettim. Pek çok can gitti. Müteahhit cezalandırılmalı" diye konuştu.
Önce rüya sandım: Enkaz altından 19.5 saat sonra sağ çıkarılan Sabiha Akpınar, tedavi altına alındığı hastanede yaşadığı dehşet saatlerini anlattı. Apartmanın beşinci katında oturduklarını belirten Akpınar, "Bina önce sallandı, eşim deprem olduğunu söyledi. Çok kısa süre sonra patlama sesiyle birlikte her taraf karanlığa gömüldü. Evimizde bulunanların isimlerini tek tek çağırdım. Ses yoktu. Kendi kendime 'Bu bir rüya mı?' diye düşündüm. Defalarca evimizde bulunanlara seslendim, yanıt alamadım" diye konuştu.
İzmir'den geldi: İzmir'de stajyer avukat olan Özgür Çakıcı, iki halasının oturduğu binanın çöktüğünü duyunca hemen Konya'ya gelmiş. Konya'da üniversitede okurken bu binada halası Necla Ufacık'ın yanında kaldığını söyleyen Çakıcı, halasının kendisine binadan garip sesler geldiğini ve korktuğunu söylediğini anlattı. Halasının eşi Mehmet Ufacık, çocukları Duygu ve Burcu Ufacık ile diğer halası Şükran Gül, kızları Çiğdem ve Meltem Gül'ün göçükte olduğunu belirten Çakıcı, "İki gündür iyi bir haber almayı bekliyorum. Ama AKUT ekibinin gitmesiyle umutlarımız azalmaya başladı" dedi.