Umut verici ama iyi planlansın

Umut verici ama iyi planlansın
Umut verici ama iyi planlansın
Sur Belediye Başkanı Demirbaş, "Dağdakileri indirecek, cezaevlerini boşaltacak bir düzenleme için en az 3 yıllık bir çalışma şart" dedi.
Haber: RİFAT BAŞARAN - rifat.basaran@radikal.com.tr / Arşivi

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ’ın, Irak Bölgesel Kürt Yönetimi Başkanı Mesud Barzani ile Diyarbakır’da hafta sonu gerçekleştirdiği ziyaretin ardından “Cezaevleri boşalacak, dağdakiler inecek” açıklaması ana gündem oldu. Bu açıklama, çocuğu dağda olan veya yakınları cezaevinde bulunanlar arasında da beklenti yarattı. Beklenti içinde olanlardan biri de Erdoğan ve Barzani’yi karşılayan BDP heyetinde yer alan Diyarbakır Sur İlçe Belediye Başkanı Abdullah Demirbaş. Oğlu dağda, yakınları cezaevinde bulunan Demirbaş, bu sözün umut verici olduğunu belirtirken, “Ancak çok iyi planlanmalı” dedi.
Başbakan Erdoğan ve Barzani’yi karşılayan BDP heyeti içerisinde yer alan Sur Belediye Başkanı Demirbaş, ziyareti Radikal’e değerlendirirken, Barzani ve Başbakan’ın “barışa destek için” geldiğini ancak bunun aynı zamanda da bir seçim çalışması olduğunu belirtti.
Erdoğan’ın ziyarete damgasını vuran “Cezaevleri boşalacak, dağdakiler inecek” sözlerinin “umut verici” olduğunu belirten Demirbaş, “Bir çalışmanın olduğundan söz ediliyor ama hayata geçinceye kadar da umutlanmamak gerektiğini düşünüyorum” dedi. Kendisi gibi çocuğu dağda, yakınları cezaevinde bulunan başka kişilerle de bu sözleri değerlendirdiğini anlatan Demirbaş, “pratiğe bakılması” gerektiğine inanıyor. “Bu nasıl olacak?” sorusuna verilecek yanıtın çok önemli olduğunu söyleyen Demirbaş, “Bunun için sadece hukuki bir düzenleme yapılması yetersiz. Bir ‘Demokratik Katılım Yasası’ yapmak gerekiyor. Sadece yasal değil, sosyal, psikolojik ve kültürel ayaklarını oluşturmak lazım. Tüm boyutlarıyla incelenmeli. Dağdaki gençler inecek ama sosyal yaşama nasıl adapte olacak? Nasıl iş bulacak? Üniversiteyi yarıda bırakıp gidenler var, eğitimlerine devam edebilecekler mi? Dağdakiler indiği zaman, çatışmalarda yaşamını yitirenlerin yakınlarının durumu ne olacak? Bunlar basit ama önemli ayrıntılar. Toplum gelenleri ne kadar kabul edecek? Toplumun da buna hazırlanması lazım. Bunun için en az 3 yıllık bir çalışma gerekir” dedi.
Kendisi gibi olan kişilerin temkinli bir umut içinde olması gerektiğini ifade eden Demirbaş, “Mantıklı olmalı. Vaat edilenler güzel ama zor bir şey. Barış derken toplumsal bir travmaya neden olursunuz” sözleriyle de uyardı.

Baro dosya hazırlıyor

Diyarbakır Barosu Başbakan Erdoğan’ın sözlerinin ardından bir çalışma başlattı. Baro Başkanı Tahir Elçi, “Bir dosya hazırlayarak Adalet Bakanlığı ile önerilerimizi paylaşacağız” dedi. Elçi, önerilerini şöyle sıraladı:
Silahların teslim edilmesinden önce ‘örgüt üyesi olmadığı halde örgüt üyesi gibi faaliyet gösterme’ fiilini düzenleyen, TCK’nın 220/6 maddesi derhal kaldırılmalı.
Silahlı eyleme bulaşanların durumu çok önemli. Sürecin esas hedefi de bu. Bunun için bir kere TCK 220. maddede tanımlanan ‘etkin pişmanlık’ olmamalı. Sadece şartlı tahliye biçiminde bir düzenleme de yetersiz olur. Bir Toplumsal Mutabakat Yasası gerekir.
Aynı zamanda silahlarını bırakmaları içinde nerede nasıl bir sistem kurulacak? Bu iyi planlanmalı. Gerekirse bunun için sivil toplum kuruluşları, uluslararası kuruluşlardan bir heyet görevlendirilebilir. Eğer af düşünülmüyorsa, demokratik yaşama katılma iradesini beyan eden bir beyanname de düşünülebilir. Beyannameyi kabul edip gelene ‘5 yıl içinde silahlı bir eyleme katılmama’ koşulu konur. Ama bu 5 yıl boyunca kamu hizmeti ve seçme seçilme hakkından mahrum edilmemeli.
Herkesi kapsamalı.Türkiye yeni bir parantez açıyorsa düzenleme Ergenekon’u da, Hizbullah’ı da, PKK ’yı da kapsamalı. Ancak bu şekilde toplumsal bir mutabakat sağlanabilir. Salt cezai hükümler değil, sosyal birtakım düzenlemeler de olmalı. Toplumsal mağduriyetleri onaran düzenlemeler de olmalı.