Üniversiteden kiralık hoca

Vakıflara geçen hocaların sayısı 1000'i bulunca, hoca yitirmek istemeyen devlet üniversiteleri de 'kiralık hoca' devri başlattı.
Haber: AYŞEGÜL DİKENLİ / Arşivi

İSTANBUL - Öğretim üyelerinin vakıf üniversitelerine kaçışı büyük bir hızla devam ederken, devlet üniversiteleri çareyi hocalarını 'kiralamakta' buluyor. Bu durumdan en çok öğrenciler zararlı çıkıyor; çünkü ders dışında hocalarının yüzünü görmeleri neredeyse imkânsız hale geliyor. Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre vakıf üniversitelerindeki yaklaşık 1367 öğretim görevlisinin 1000'i devlet üniversitelerinden geçiş yaptı. Yıllarını devlet üniversitelerine vermiş olan öğretim görevlilerinin bu tercihlerindeki en önemli neden maaşların düşüklüğü olsa da, bilimsel ortamın yetersizliği ve siyasal sorunlar da önemli etkenler arasında. Devlet üniversitelerinde yaşanan bu erozyonun etkilerinin uzun vadede daha iyi anlaşılacağı belirtiliyor. Vakıf üniversitesi sayısının hızla artarak 23'e ulaşması, beraberinde öğretim üyesi arayışını da getirdi. Devlet üniversitelerindeki kaliteli öğretim üyeleri, koşulların olumsuzluğu, bilime verilen değerin azlığı, maaşların yetersizliği gibi nedenlerle özel kurumlara transfer olmaya başladı. Bu durum vakıf üniversitelerindeki eğitimin kalitesini, dolayısıyla talebi artırırken, devlet üniversitelerinde ise durum ters yönde gelişti. Uzun yıllarda yetişmiş, konularının uzmanı bilim adamlarının birer birer vakıflara geçmesi devlet üniversitelerinde kaliteyi düşürdü. Henüz dersler boş geçmiyor ancak, 30 yıllık bir öğretim görevlisinin boşalttığı koltuk da kolay kolay dolmuyor.
Devlette 450, özelde 2 bin 500 dolar
Transferde başı çeken İstanbul Üniversitesi'nde (İÜ) son iki yılda ayrılan öğretim üyesi sayısının 100'ü bulduğu belirtiliyor. İ.Ü'deki kopuşlarda siyasi gerekçeler kadar vakıf üniversitelerinin cazip teklifleri de etkili rol oynuyor. Çünkü devlet üniversitesindeki bir öğretim üyesinin maaşı yaşanan son devalüasyonla 450 dolara gerilerken, vakıf üniversitelerinde maaşlar 2 bin ile 2 bin 500 dolar arasında değişiyor. Benzer kaçışların yaşandığı Marmara ve Yıldız Teknik Üniversitelerinde ise okul yöneticileri kaçışı engellemek için farklı önlemler alıyor. Bunların başında öğretim üyelerini vakıf üniversitelerine kiraya vermek geliyor. Hoca başına 1000 dolar alınıyor. Bu sayede hem öğretim görevlisi yıllarını verdiği devlet üniversitesinden ayrılmıyor, hem de üniversitelerin döner sermayesine para giriyor. Ancak bu durumdan en çok öğrenciler zararlı çıkıyor. Hocalarının yüzünü sadece dersten derse gören öğrenciler, ilişkilerinin kopmasından yakınıyor.
Ders saati 50 dolar
Marmara Üniversitesi Halkla İlişkiler Koordinatörü Prof. Dr. Güngör Önal, üniversitelerindeki öğretim görevlilerinin vakıf üniversitelerinde ders verdiğini belirterek, "Üniversitemiz her dönem başı özel üniversiteden her hoca için 1000 dolar alıyor. Hocaya ödenen ücret ise ders saati başına 40-50 dolar" diye konuştu. Bu yıl 213 öğretim görevlisinin bu yolla vakıf üniversitelerinde ders verdiğini anlatan Önal, "Hocalar üniversiteden ayrılmak yerine bu yöntemi tercih ediyor. 30 yıllık bir profesör 600 milyon lira maaş alırsa bu sonuca şaşırılmamalı" dedi. Öğretim görevlilerinin, emekli olur olmaz vakıf üniversitelerine geçtiğini söyleyen Önal, bunun da kan kaybının bir başka yönü olduğunu vurguladı.
Sertel: Bu maaşla normal
İstanbul Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Nur Sertel, öğretim üyelerinin aldıkları maaşların kan kaybında en büyük etken olduğu görüşünde. Sertel, daha çok hukuk, iktisat, siyasal gibi sosyal bölümlerde kan kaybı yaşandığına dikkat çekerek, uzun vadede üniversitelerin erozyona uğrayacağını söyledi. Sertel, "Uzun yıllardır bilime gönül veren hocalar çok az maaşlarla yaşamak zorunda. Bunun, yeni arayışları ortaya çıkarması normal" dedi. Uluslararası ilişkiler, ekonometri, hukuk gibi bölümlerde uzun vadede tehlike çanları çalabileceğine dikkat çeken Sertel, araştırma görevliliğine olan ilginin azaldığını, öğrencilerin akademik kariyer yerine özel sektöre ilgi duyduğunu kaydetti.