Üniversiteliler ülke sorunlarına ilgisiz

Türk-Eğitim-Sen ve Gazi Üniversitesi tarafından 12 ilde yapılan, 1130 akademik ve idari personelin katıldığı "Üniversiteler Araştırması' açıklandı. Akademisyenlere göre üniversitede okuyan öğrenciler ortaöğretimde iyi yetiştirilmiyor ve ülke sorunlarına ilgisiz



ANKARA - Türk-Eğitim-Sen ve Gazi Üniversitesi tarafından akademisyenler üzerinde yapılan “Üniversiteler Araştırması’na göre, akademisyenlerin önemli bölümü; üniversitelere gelen öğrencilerin lisede iyi yetişmeden geldiğini düşünüyor.

Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı İsmail Koncuk, Türk Eğitim-Sen ve Gazi Üniversite tarafından yapılan Üniversiteler Araştırması’nın sonuçlarını İçkale Otel’de düzenlenen kahvaltılı basın toplantısında açıkladı. Ankara, Erzurum, Van, Rize, İstanbul, İzmir, Konya, Elazığ, Kayseri, Trabzon, Kars ve Kırıkkale olmak üzere toplam 12 ilde yapılan araştırmaya, 1130 akademik ve idari personelin katıldığını belirten Koncuk, araştırmaya katılanların yüzde 88.3’unun akademik, yüzde 11.7’si de idari personelden oluştuğunu, yüzde 58.8’inin erkek, yüzde 41.2’sinin ise kadın olduğunu bildirdi.


AKADEMİSYENLER ÜNİVERSİTEDE ÇALIŞMAKTAN MEMNUN


Araştırmaya göre, akademisyenlerin yüzde 22.3’ü üniversitede bulunmaktan çok memnun olduğunu, yüzde 56’sı memnun olduğunu açıkladı. Akademisyenlerin yüzde 15.6’sı ise “ne memnun ne de değilim” derken yüzde 4.4’ü memnun olmadığını, yüzde 1.8’i ise hiç memnun olmadığını bildirdi.
Araştırmaya katılanların yüzde 59.6’sı ise şu anda işe başlıyor olsa yine üniversitede çalışmak istediğini söylerken, yüzde 22.3’ü kendi işini kurmak isteyeceğini kaydetti. Araştırmaya katılan akademisyenlerin yüzde 9.4’ü ise yeniden işe başlıyor olsa kamu kuruluşunda çalışmak isteyeceğini, yüzde 8.7’si ise özel sektörde çalışmak isteyeceğini kaydetti.
“Üniversitede çalışmanın size kazandırdığı en önemli şey nedir?” sorusuna ise araştırmaya katılanların yüzde 34.7’si “hayatı ve dünyayı daha iyi anlama imkanı” derken; yüzde 24.6’sı “kaliteli bir çalışma ortamı”, yüzde 23.5’i “sosyal güvence ve belli bir gelir”, yüzde 17.2’si de “prestij” cevabını verdi.
Araştırmaya göre, çocuğunun akademisyen olmasını isteyen akademisyenlerin oranı yüzde 35.1 olurken çocuğun kendisinin karar vermesi gerektiğini düşünenlerin oranı ise yüzde 47.8’i buldu. Akademisyenlerin yüzde 15.5’i çocuğunun da akademisyen olmasını istemezken, yüzde 1.5’i “başka bir iş bulmazsa akademisyen olmasını istiyor.

AKADEMİSYENLER ÜNİVERSİTELERİNİ ÇOK BAŞARILI BULMUYOR

Araştırmaya göre, görev yaptığı üniversitenin iyi bir eğitim verdiğine inananların oranı yüzde 35 olurken, üniversitesinin bazı fakültelerinin çok iyi, bazılarının ise iyi olmadığını düşünenlerin oranını ise yüzde 32 olduğu ortaya çıktı. Üniversitesinin eleştirilecek çok yönü olduğunu düşünen akademisyenlerin oranı yüzde 22.5’i bulurken üniversitesinin eğitim düzeyini başarılı bulmayanların oranı ise yüzde 10.6 oldu.


ÖĞRENCİLERİN LİSEDEN İYİ YETİŞMEDİĞİ DÜŞÜNÜLÜYOR
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Koncuk, araştırmaya katılanların üniversitedeki öğrencileri de değerlendirdiğini belirtti. Araştırmaya göre akademisyenlerin yarısına yakını yani yüzde 46.6’sı öğrencilerin ortaöğretimden iyi yetişmediğini düşünüyor. Akademisyenlerin yüzde 28’i öğrencilerin ülke sorunları karşısında duyarsız olduğunu ifade ederken yüzde 16.6’sı ise öğrencilerin gerekli donanıma sahip olduğunu savunuyor. Akademisyenlerin yüzde 8.8’i ise öğrencilerin ülke sorunlarına duyarlı olduğuna inanıyor.
Akademisyenler eğitim sürecinde karşılaştığı en önemli sorunu ise öğrenci seçme sistemi nedeniyle tesadüfen gelen öğrencilerin ilgisizliği olarak görüyor. Araştırmaya göre akademisyenlerin yüzde 50.4’ü öğrenci seçme sistemi nedeniyle tesadüfen gelmiş öğrencilerin ilgisizliğini en büyük sorun görürken yüzde 21.8’i düşük seviyeli öğrenci grubuna ders vermeyi en büyük sorun olarak nitelendirdi. Akademisyenlerin yüzde 18.8’i ise çok kalabalık sınıflara ders vermeyi en büyük sorun olarak görürken yüzde 8.9’u de fiziksel olarak uygun olmayan ortamlarda ders anlatmanın en büyük sorunları olduğunu ifade etti.

AKADEMİSYENLER SENDİKALI DEĞİL

Araştırmaya katılan akademisyen ve idarecilerin yüzde 62.3’ü hiçbir sendika, dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşuna üye değil. Araştırmaya katılanların yüzde 22.3’ü dernek, vakıf ve sivil toplum kuruluşlarına, yüzde 12.7’si sendikalara, yüzde 2.7’si de siyasi partilere üye olduğunu bildirdi.
Sendika üyesi olmayan idari ve akademik personelin yüzde 29.2’si sendikal çalışmalara zaman ayıramadığını için katılmadığını söylerken, yüzde 26.3’ü işkolundaki sendikaların üniversiteyi temsil etmediğini, yüzde 25.7’si sendika üyeliğinin bir faydası olmadığını, yüzde 18.8’i de sendikal çalışmaları yetersiz bulduğunu ifade ediyor.


AKADEMİSYENLER, AKADEMİSYENLERİN SİYASET YAPMAMASI GEREKTİĞİNİ DÜŞÜNÜYOR

Araştırmaya göre akademisyenlerin yüzde 34.6’sı öğretim üyelerinin siyaset yapmasını doğru bulmadığını söylerken, yüzde 26.7’si de siyasetin bilim adamlarının işi olmadığını düşünüyor. Araştırmaya katılanların yüzde 27.3’ü bilim adamlarının, yüzde 11.4’ü de memurların da siyaset yapması gerektiğini ifade ediyor.
Üniversite çalışanlarının yüzde 59.9’u üniversitenin temel görevinin bilimsel bilgi üretmek, yüzde 24.9’u ülkenin gelişmesine katkıda bulunmak, yüzde 8.5’i meslek sahibi insan yetiştirmek, yüzde 6.7’si de eğitim-öğretim çalışması yapmak olduğunu dile getiriyor.


AKADEMİSYENLER, ÜNİVERSİTEDEN YETERLİ DESTEK ALAMIYOR

Araştırmaya göre, akademisyenlerin yüzde 43.1’i akademik çalışmalarını yaparken üniversiteden yeterli destek göremediğini belirtirken yüzde 22’si çalışmalarını kendi imkanlarıyla yaptığını, yüzde 15.4’ü de üniversitenin özel bir imkan sunmadığını ifade ediyor. Üniversiteden yeterince destek aldığını söyleyenlerin oranı ise yüzde 19.5.
Akademisyenlerin yüzde 67.7’si üniversitede ders verirken ya da fikirlerini açıklarken bir müdahale yapılmadığını ya da böyle bir şey hissetmediğini belirtiyor. “Açıkça bir baskı var” diyenlerin oranı ise yüzde 5.3 iken, “baskı hissettiğim oluyor” diyenlerin oranı yüzde 12.3. Bu konuda üniversitedeki özgürlükleri yeterli bulmayanların oranı ise yüzde 14.7’yi buluyor.

AKADEMİSYENLERİN EN BÜYÜK SORUNU ÜCRET

Koncuk, akademisyenlerin en büyük sorunu olarak ise ücret seviyesinin düşüklüğünü gösterdiğini söyledi. araştırmaya göre akademisyenlerin yüzde 44.4’ü en büyük sorunun ücret seviyesinin düşüklüğü olduğunu söylerken, yüzde 25.7’si bilimsel faaliyetten çok ders yükü altında ezildiğini, yüzde 20.6’sı akademik yükselme sorunları olduğunu, yüzde 9.2’si de yurtdışı üniversite deneyimi yaşamada karşılaşılan sorunlar bulunduğunu söyledi.
Ankete katılanların yüzde 41.7’si cazip ekonomik şartlar sunmaktan giderek uzaklaştığı için üniversitelerin cazibesini yitirdiğini belirtirken, yüzde 29.4’ü bilimsel araştırma için gerekli ortamı hazırlayamadığından üniversitelerin cazibesini yitirdiğini savundu. Akademisyenlerin yüzde 16.7’si akademisyenlerin statülerinin diğer meslekler karşısında prestij kaybettiğini ifade ederken, yüzde 12.2’si de akademisyenlere uluslararası tecrübe kazandıracak imkanlar sağlanamadığından üniversitelerin cazibesini yitirdiğini ifade etti.

AKADEMİSYENLER DE EK İŞ YAPIYOR

Araştırmaya göre akademisyenlerin yüzde 74.8’i ek iş yapmadığını belirtirken yüzde 11.2’si üniversite içinde bazı projelerde çalıştığını, yüzde 9.1’i kişisel çalışmalarıyla ek gelir elde ettiğini, yüzde 4.8’i de bazı kuruluşlarda danışmanlık yaptığını açıkladı.
Araştırmaya göre, akademisyenlerin yüzde 49’u öğretim üyelerine maaşlarına ek olarak bilimsel çalışmalarına göre tazminat verilmesini ekonomik sorunlarının çözülmesinde etkili olarak görüyor. Üniversitelerin piyasaya kurumsal olarak sağladığı hizmetlerden pay alınması ile sorunun çözüleceğine inananların oranı da yüzde 25’ olurken, akademisyenlerin yüzde 17.5’i standart maaşların yanı sıra ders ücretlerinin öğretim üyesi katkısına göre artırılması ile ekonomik sorunun çözülebileceğine inanıyor. Akademisyenlerin yüzde 8.5’i ise sendikalı örgütlenme yoluyla ekonomik sorunların çözüleceğine inanıyor.


AKADEMİSYENLERİN TERCİHİ DEVLET ÜNİVERSİTELERİ

Akademisyenlerin yüzde 66.7’si devlet üniversitesinde çalışmayı tercih ettiğini açıklarken sadece yüzde 33.3’ü özel üniversitede çalışmayı tercih ettiğini belirtti. Devlet üniversitesinde çalışmak isteyen akademisyenlerin yüzde 46.8’i özel üniversitelerin yapıları gereği çıkar amaçlı olduğunu düşünürken yüzde 21.3’ü özel çıkarla bilimsel çalışma arasında çelişki nedeniyle devlet üniversitesini tercih ettiğini açıkladı. Devlet üniversitesinde çalışmayı tercih eden akademisyenlerin yüzde 17’si iş garantisi olması nedeniyle devlet üniversitesini tercih ettiğini kaydederken yüzde 14.8’i de bilim adamlarının daha özgür olmasını devlet üniversitesini tercih etmede gerekçe gösteriyor.
Özel üniversitenin tercih edilme nedeni ise yüzde 45.7 ile ekonomik bakımdan avantajlı olması gösterilirken, bunu yüzde 21.9 ile öğretim üyelerinin daha özgür olması takip ediyor. Prestijinin daha yüksek olduğunu düşünme ve uluslararası çalışma fırsatı sunduğunu düşünme nedenlerinden dolayı özel üniversiteyi tercih ettiğini belirtenlerin oranı ise eşit olarak yüzde 16.2 oldu.


AKADEMİK YÜKSELME “OBJEKTİF DEĞİL”

Akademisyenlerin, yüzde 30.3’ü üniversite içi akademik yükselmelerde karşılaşılan en büyük engelin öğretim üyelerinin çalışmalarının objektif kriterlere göre değerlendirilmemesi olarak görürken, yüzde 26.2’si yabancı dil sorunu olduğunu düşünüyor. Akademisyenlerin yüzde 25.5’i nitelik değil niceliğe önem verildiğini belirtirken yüzde 18’i de jüri oluşumunda kayırmacı yaklaşımların olduğunu belirtiyor.
Türk Eğitim-Sen Genel Başkanı Koncuk, üniversitelerin hem toplumsal gelişim hem de Türkiye’nin topyekün kalkınması için büyük önem taşıdığını söyledi. Koncuk, “Ayrıca üniversitelerin varlığı ve etkinliği, güçlü ve çağdaş toplumun ön koşuludur. Üniversitelere büyük önem atfeden sendikamız, sorunların tespiti ve beklentilerin karşılanabilmesi için durum tespiti yapmakta fayda görmüştür. Dolayısıyla bu anket Türkiye’de üniversite sorunu ve üniversite çalışanları açısından oldukça önemli bir çalışmadır” dedi.(anka)