Unkapanı'nın fedaisi!

Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda 24 Nisan 2004 günü silah sesleri duyuldu. Dükkân sahipleri dışarı çıkarken "Yine Uslu Kanbay'ı vurmuşlardır" diyormardı.
Haber: TİMUR SOYKAN / Arşivi

İSTANBUL - Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda 24 Nisan 2004 günü silah sesleri duyuldu. Dükkân sahipleri dışarı çıkarken "Yine Uslu Kanbay'ı vurmuşlardır" diyormardı. Tahminler doğruydu. Çünkü son dört yıl içinde başına defalarca benzer olaylar gelmişti. Korsanlarla mücadele ettiği için beş yerinden bıçaklandı, arabası yakıldı, köprüden atıldı, vuruldu. Çıkardığı kasetlere verdiği isimlerde yaşadıklarını anlatıyordu. Bir albümünün adı, 'Başım Beladan Kurtulmuyor', diğerinin ise 'Kalleşçe Vurdular Beni'ydi. Bugün Unkapanı'nın hiç para kazanamayan kişilerinden biri..
Kanbay, Malatya'nın Pötürge ilçesi'ndeki bir köyde, bir akrabası, annesinin sırtına bir odunla vurunca yedi aylıkken doğdu. 1.5 yaşındayken amca oğlu, babasını öldürdü. 15'inde evlendi, 16'sında baba oldu. Bir akrabasının çağrısıyla İstanbul'a gitti. Yine bir akrabasının yardımıyla Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda iş buldu. 'Kurtkapanı'ndaki macera başlıyordu.
Pop star değil 'İMÇ star'
Bir süre Şahin Özer'in yanında çalıştıktan sonra annesinin bileziklerini yatırarak 'Kartal Müzik' adıyla kendi firmasını kurdu. Artık kendisine bağlı sanatçılar vardı. Ama zaman içinde işleri bozuldu. 1998 yılında Unkapanı Plakçılar Çarşısı'nda 'Ses Yarışması' düzenliyordu. Çarşının girişindeki küçük dükkânının önüne mikrofon koyuyor, yüzlerce 'İMÇ Star' adayı ücretsiz yarışıyordu. Kanbay, kazananı belirleyecek tek kişiydi. Birinci seçilenlere kasetler yaptırdı. Bulduğu şöhretlere benzedikleri şarkıcıların soyadlarını veriyordu: 'Hakan Gürses', 'Erkan Kurtoğlu'...
2000 yılında bir gün, Eminönü'nde gezerken, sanatçılarının albümlerinin korsan baskısını tezgâhlarda gördü. Mücadele etmeye karar verdi. Önce korsanların üretim yaptıkları yerleri tespit etti, daha sonra savcılıklara suç duyurusunda bulundu. İlk olarak Esenler'de bir fabrika görünümündeki yeri, polisle birlikte bastı. Artık sürekli yeni korsan üretim yerleri buluyor, savcılıklara başvurup yanına polis alarak baskınlar düzenliyordu. Plakçılar Çarşısı'ndaki 18 firma, Kanbay'a vekâlet verdi. Artık korsanlar, telefon açıp, "Uslu bey, sizin albümlerinizin korsanını basmıyoruz. Bizi rahat bırakın" diyorlardı.
2001'de Eminönü'ndeki tezgâhların olduğu bölgede gezerken kendi çıkarttığı CD'leri satan bir tezgâh gördü. Müdahale etti ve onlarca korsanın yumruk ve tekmelerine maruz kaldı. Sonunda Eminönü'deki üst geçitten aşağı atıldı. Hızla giden araçların şans eseri çarpmaması sonucu ölümden kıl payı kurtuldu, ama ayağı kırılmıştı.
2002 yılında Süleymaniye'deki korsanlarla mücadele ederken, daha önceden yardımcı olduğu bir genç yanına gelip, 'Buradaki korsanlara bulaşmamasını, yoksa hayatının tehlikeye gireceğini' söyledi. Bir gün sonra Eminönü'ndeki bir büfeden içecek alırken sol koltuk altından beş kez bıçaklandı. Arkasını döndüğünde, bir gün önce kendisini tehdit eden genç, elinde bıçakla kaçıyordu. Günlerce hastanede yattı. Ayağa kalkıp Unkapanı'na döndüğünde korsanlarla mücadelesine devam etti. Baskınlar yapmak için pek çok kenti de gezdi.
Yedi kurşun yarası
İstanbul'a döndüğü bir gün Şahin marka otomobilinin yandığını gördü. Polis'e göre otomobilinin üzerine benzin dökülüp yakılmıştı. 24 Nisan 2004'te eşi ve iş ortağı Melahat Köseoğlu'yla Plakçılar Çarşısı'ndaki dükkânına giderken, merminin namluya sürüldüğünü duydu. Arkasını döndü. Silahlı iki kişi namluları ona doğrultmuştu. Silahlar peşi sıra ateşlendi. Bacaklarında ve kalçasından yedi kurşun yarası almıştı. Eşi Melahat Köseoğlu'nun da bacağına iki kurşun isabet etmişti. Doktorlar, Uslu'ya çok şanslı olduğunu anlatıyordu. İki gün sonra yürüyebiliyordu. Zanlılar yakalandı. İfadelerinde Uslu Kanbay'ın kendilerine kaset çıkarmayı vaat ederek 250 milyon liralarını aldığını anlattılar. Kanbay ise, "Başka bir firmanın sanatçısının söylediği şarkıyı ben kendi sanatçıma söylettiğim için beni vurdurdular. Bunun böyle olduğunu herkes biliyor" diye konuştu.
Bugün bütün vücudu bıçak ve kurşun yaralarıyla dolu. Son ameliyatın dikişleri duruyor. Adımlarını zorlukla atıyor. Uslu Kanbay, geçmişte yaptığı iyiliklerden dolayı Allah'ın onu koruduğu görüşünde. Artık bir ilahi albümü hazırlamayı planlıyor.