Unutulan mülteci

Unutulan mülteci
Unutulan mülteci
Irak'tan 2001'de Van'a kaçan ve 7 yıl önce mülteci statüsü alan Bahar Othman Mustafa ve iki çocuğu, hâlâ bekliyor.
Haber: ELİF İNCE - elif.ince@radikal.com.tr / Arşivi

Irak’tan namus cinayeti endişesiyle kaçarak 2001’de Türkiye ’ye sığınan 45 yaşındaki Bahar Othman Mustafa, üçüncü bir ülkeye yerleştirilmek için en uzun süre ‘bekleyen’ mültecilerden. Othman, 2007’de resmi olarak mültecilik statüsü almış. Fakat Türkiye, Avrupa dışındaki ülkelerden mülteci kabul etmediği için burada kalıcı bir hayat kuramıyor ve Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (BMMYK) aracılığıyla mülteci kabul eden bir ülkeye yerleştirilmeyi bekliyor. Kadın, çocuklu ve şimdi de kanser hastası olmasına rağmen BMMYK yedi senedir dosyasını bekletiyor.
Türkiye’deki ‘misafirliğin’ koşulları gittikçe zorlaşmış. 2011’de Van depremi Othman Mustafa’yı iki çocuğuyla birlikte yaşadığı kiralık evde vurunca aile konteynir kente yerleştirildi. Üç seneden beri 20 metrekarelik konteynirde kalıyorlar. Meme kanseri teşhisi koyulan Iraklı kadın, 1.5 ay önce ameliyat oldu, şimdi de radyoterapi tedavisi görüyor. Çocuklara bakacak kimse olmadığı için hastanede kaldığı süre boyunca Valilik’ten yardım isteyip ikizlerini Van’da Sevgi Evleri’ne bırakmak zorunda kaldı.
BMMYK’nın muhtaç durumdaki mültecilere verdiği aylık 190 TL yardımla geçinmeye çalışan Othman Mustafa, mültecilerin çalışma izni almasının ve iş bulmasının çok zor olduğunu anlatıyor. Depremden önce kuaförlük yapıp kirayı karşılayabiliyorken şimdi hastalığından dolayı çalışamıyor. Çocukları bir süre anaokuluna gönderdiğini fakat masraflarını karşılayamadığını anlatarak “Süt ve kahvaltılığı bile bakkala borçla alıyorum. Anaokulundan çocuklara kalem, defter, bez gibi uzun bir liste verdiler. İkisi için almam gerekenler 300 lira tutuyordu. Ödeyemeyince okulu bırakmak zorunda kaldık” diyor.
Othman Mustafa, Birleşmiş Milletler’in Van’daki ofisine yıllarca sürekli gidip geldiğini fakat artık umudu kestiğini söylüyor: “Bir ara ‘Amerika’ dediler, iptal oldu. ‘Avustralya’ dediler, o da iptal oldu. Diyorsun ki durumumuz bu, zor durumdayız. Bağırıp çağırarak ‘Abla ne yapalım mecbursun bekleyeceksin’ diyorlar. Hangi ülke olursa olsun. Yeter ki bir yere yerleşip çocuklarımın hayatını kurtarayım.”

‘Unutulduğunu düşünüyoruz’

Van Barosu Mülteci Hakları Komisyonu Başkanı Avukat Mahmut Kaçan, “Bahar Hanım’ın yıllar önce yerleştirilmesi gerekirken Van’da unutulduğunu düşünüyoruz. Türkiye’deki Iraklı mülteciler Birleşmiş Milletler aracılığıyla büyük hızla yerleştirildi. Çocuklu, hasta ve kadın olması dolayısıyla acil olarak üçüncü bir ülkeye yerleştirilmeli” dedi. Kaçan, BMMYK’ya Othman’ın hastalığıyla ilgili bildirimde bulunarak dosyasıyla ilgili bilgi istediklerini ancak henüz cevap alamadıklarını söyledi.

‘Ya dilencilik ya da suç’

Eski Mültecilerle Dayanışma Derneği (Mülteci-Der) Başkanı Avukat Taner Kılıç, “Bahar Hanım’ın beklediği süre oldukça anormal. Son yıllarda bekleme süreleri çok arttı fakat o yıllarda başvuranlar için genelde en fazla 5 sene içinde yerleştirilme yapılıyordu. Özellikle de kadın ve çocuklu olduğu için üçüncü ülkeye yerleştirilme işlemlerinde öncelikli olarak ele alınmalı” diye konuştu. Uzun bekleme sürelerine tahammül edemeyen birçok sığınmacının Ege Denizi’nden Avrupa’ya kaçmayı deneyerek yolda hayatını kaybettiğini anlatan Kılıç, “Mültecilere hangi şehirde yaşaması gerektiği söyleniyor ve bu şehirde her hafta yabancılar şubesine gidip imza vermesi isteniyor. Ancak nasıl geçinecekleri belirsiz. Çalışma izni almaları pratikte mümkün değil, yani el açıp dilenmek, illegal çalışmak ya da suç işlemekten başka seçenekleri yok” diye konuştu.

‘Türkiye’ye kısıtlı kontenjan’

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Mülteci Hakları Koordinatörü Volkan Görendağ da bekleme süresini şöyle anlattı:
“Türkiye’de Avrupalı olmayıp mülteci statüsü almaya hak kazanmış fakat coğrafi sınırlama nedeni ile Türkiye’de ‘geçici olarak’ kalan binlerce mülteci bulunuyor. BM tarafından mülteci olarak tanınan bu kişiler uzun yıllar mülteci kabul eden bir ülkeye yerleştirilmeyi bekliyorlar. Ne yazık ki mülteci kabul eden Kanada, ABD gibi ülkeler Türkiye’ye çok kısıtlı sayıda kontenjan ayırdığı için daha yıllarca Türkiye’de kalıcı bir çözüm olmadan yaşamaya devam edecekler. Buradaki asıl sorun Cenevre Sözleşmesi’ne koyduğu çekince nedeni ile Avrupa dışından gelen, mülteci statüsü almaya hak kazanan insanları mülteci olarak tanıyıp kalıcı bir çözüme kavuşturmayan nadir ülkelerden biri olan Türkiye’nin mülteci kabul etmeyişidir.”