Üretimi tercih etti

Eşini kaybedince koca bir çiftlikle baş başa kalan Nur Özkan, 'Kadın başına idare edemezsin...

ADANA - Eşini kaybedince koca bir çiftlikle baş başa kalan Nur Özkan, 'Kadın başına idare edemezsin, sat' uyarılarına aldırmadı, Türk tarımının kalbinin attığı yer olarak tanınan Çukurova'da tabuları kırarak hanımağa oldu. Hem çiftçi, hem anne, hem de köy halkının dert ortağı olan Özkan,
"Eskiden buğday görsem çimen sanırdım" dediği çiftçilikte, şimdi kendini kanıtlamış başarılı bir kadın olarak adından söz ettiriyor.
Adana'nın Yüreğir ilçesine bağlı Abdioğlu beldesinde, ekim ve hasat dönemlerinde 100'e yakın kişiye istihdam sağlayan, ödediği vergiyle bölgedeki sayılı mükelleflerden biri olan Özkan, yaklaşık 2 bin dönüm arazide pamuk, buğday, mısır, karpuz, patates, soğan, sebze ve narenciye türleri gibi birçok ürün yetiştiriyor.
Tabuları yıktı
Biri erkek dört çocuk annesi Özkan henüz 17 yaşındayken Çukurova'nın tanınmış çiftçilerinden 'Conperi Ali Ağa' lakabıyla tanınan Ali Özkan'ın tek çocuğu İbrahim Özkan'la evlendi. Ancak bu mutluluğu uzun sürmedi. Eşini 1987'de kalp krizi sonucu kaybedince, kendini çocuklarıyla yaşam mücadelesi içinde buldu. Ankaralı bir hukukçunun kızı olması ve çiftçilikle hiç ilgisi bulunmamasına rağmen, en iyisini yapmak için yola çıktı.
Başlangıçta ailesi ve çevresinin "Sen kadınsın, bu kadar araziyi işletemezsin. Kiraya ver ya da satıp paranı repoya yatır" uyarısı yaptı, ancak Özkan buna karşı çıkarak başladığı mücadelede, kendisine inananlardan büyük destek gördü. Zamanının büyük bölümünü çiftlikte çalışanlarla geçiren, arazilerin ve ürünlerin durumuyla ilgilenen Özkan, Türk tarımının en önemli sıkıntılarından birinin miras yoluyla toprakların bölünmesi ve işletmelerin küçüklüğü olduğunu söylüyor. "Tarım, getirisi yüksek bir sektör değil ama bu toprakların bende manevi değeri var" diyen Özkan, çocuklarının da toprakları bölmeyip büyük bir işletme halinde teknolojiyi takip ederek büyüteceğine inanıyor.
'Rantı seçmedim'
Toprak sahiplerinin, 'taşrada binlerce dönüm araziye hükmeden ancak İstanbul Bağdat'ta oturan tüketiciler, hatta asalaklar' gibi görülmesinden üzüntü duyan Özkan, "Ben de hiç üretmeyen bir rantiyeci olurdum. Ancak rantiyeciliği hiç düşünmedim ve buna şiddetle karşıyım" diyor.
Özkan, nüfusun yüzde 44'ünün geçimini tarımdan sağlamasına rağmen, sorunlarıyla yeterince ilgilenilmemesinden de şikâyetçi.
"İşsizliğin, yoksulluğun yükünü tarım taşır. Bu kesim sessiz bir çoğunluktur ancak atalarımızın da dediği gibi 'Sessiz atın
tekmesi sert olur" uyarısı yapıyor.