Usta'nın değil medyanın 'hikâye'si

Usta'nın değil medyanın 'hikâye'si
Usta'nın değil medyanın 'hikâye'si
Radikal gazetesi yazarı Tayfun Atay, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın Beyaz TV'de hayatının anlatıldığı 'Ustanın Hikayesi' isimli belgesel programı yazdı
Haber: TAYFUN ATAY / Arşivi

Gece tivitırda yazdık, burada da söylemek durumundayız: ‘Usta’nın Hikayesi’nin en çok çağrıştırdığı, yıllar yıllar öncesinin skandal Mete Akyol-Zeynep Özal röportajı oldu. Gerçi buna skandal demek doğru olmayabilir, gereksiz de. Akyol, tüm kamuoyunu meşgul eden, Zeynep Özal’la bağlantılı bir sorunu tartışmak üzere röportaja oturmuş ama o sorunu es geçip baştan sona medhiye üretmişti. Burada mevzu böylesi bir somut soruna dayanmıyor ama ‘baştan-sona medhiye ve güzelleme’nin ortaya konuş biçimi, akla o röportajı getiriyor.

Başbakan'ın ağzından kendi hayat hikayesi


Akyol-Özal röportajı basın tarihimizde ‘çanak röportaj’ın şahikası olarak geçer. Dolayısıyla böyle bir benzetme hoş değil tabii. Ama bunu biraz da bu çağrışıma yol açanlar düşünmeli. Hâlbuki hemen herkeste başta mevcut beklenti, daha çok belgesel niteliğinde bir çalışmanın karşımıza çıkacağıydı. Hiç böyle olmadığı gibi, eğlence kanallarında benzerlerine rastladığımız türden, ama o format içinde düşünüldüğünde bile oldukça vasat bir ‘sohbet-şov’ izledik. Bir tek sohbet edilen ‘star’ın hayat akışında iz bırakmış tanıdık sürpriz konuklar çıkarılmadı platforma, o kadar. Belki bunu karşılayacak mahiyette de bir grup ‘şöhret-figür’ ve onların yanı sıra Cumhurbaşkanı ile yapılan görüşmelerin bant yayını vardı.
En vahimi, sanırım röportajı yapan ve yer yer ‘kraldan çok kralcı’ izlenimi bırakan sunucularımızdı. Bana gariban ilkokulumuza önemli bir şahsiyet (trafik bölge müdürü, itfaiyeden bir yetkili, Kızılay veya Yeşilay’dan bir görevli, vb.) konuşma yapmaya geldiğinde önceden öğretmenlerimiz tarafından elimize tutuşturulmuş veya ezberimize yerleştirilmiş soruları soran öğrenci halimizi hatırlattı!.. Müsamere gibiydi. Şöyle sorular vardı mesela: “Aranızda çocuklarla muhteşem bir enerji var. Gittiğiniz her yerde arabanızın arkası oyuncaklarla dolu. Bu çocuk sevgisi nereden geliyor?..”

Usta'nın Hikayesi sosyal medyayı salladı


Ya da şöyle, sentaks sorunlu sorular: “Anacım bana hangi yemeği yaptın dediğiniz hangi yemekler vardı?..” (Bu arada programın başlamasını beklerken onun öncesindeki spor programında da sunucunun “Günün gelişen gelişmeleriyle karşınızdayız” diye açılış yaptığına kulak misafiri oldum. Galiba kanalda kronik bir sorun bu.)
Sunucularımızdan Ferda Yıldırım program biterken “Soruları bilmem nasıl buldunuz ama ben cevapların samimi olduğunu düşünüyorum” diyerek bitirdi. O değilse de biz bildik, sorular da ‘samimi’ydi. Gayet içten, ‘içeriden’!.. Tivitırda tartıştık, böyle bir program nesnel ya da sorgulayıcı olmaktan ziyade öznellik üretir kaçınılmaz olarak diye... Yalnız burada öznellik, sunucular nezdinde ‘özne’de erimeye kadar vardı.

Başbakan'dan Şahan'a: 'Naber tombişim'


Sonuçta pek tat vermeyen propagandif bir metindi ekranda okuduğumuz... Kanal yönetimini ne kadar memnun etmiştir bilinmez ama bu haliyle Ak Parti ve Recep Tayyip Erdoğan karşıtlarını memnun ettiğinden eminim! Ak Parti taraftarlarını ve Recep Tayyip Erdoğan destekçilerini ise pek tatmin etmiş olabileceğini sanmıyorum. Erdoğan’ın kendisini de...
İlerde illa ki bir Recep Tayip Erdoğan belgeseli bihakkın yapılacaktır. Ve bu belgesel yapıldığında ‘Usta’nın Hikayesi’ de onun içinde, özellikle Erdoğan döneminin iktidar-medya ilişkisi ve medyanın düzeyi bakımından ele alınıp değerlendirilecek bir ‘belge’ mutlaka ki olacaktır.

Başbakan'ı koruyan adam: Tevfik Aydeniz

Acun: 'Gurur Duydum'