@ismailsaymaz

'Uyarı atışı'nı polisler görmedi, mahkeme gördü!

'Uyarı atışı'nı polisler görmedi, mahkeme gördü!
'Uyarı atışı'nı polisler görmedi, mahkeme gördü!

Emrah Barlak (sağda) 2012'de yaşamını yitirmişti.

Emrah Barlak'ın polis kurşunuyla öldürülmesine ilişkin davada olay yerindeki polislerin görmediği uyarı ateşi, mahkemede 'var' kabul edildi. Gerekçeli kararda Barlak'ın polisi 'tahrik ettiği' ifade edildi.
Haber: İSMAİL SAYMAZ - ismail.saymaz@radikal.com.tr / Arşivi

RADİKAL - İzmir’de, Emrah Barlak’ın polis İmran Kahya tarafından öldürülmesine, kardeşi ve iki arkadaşının yaralanmasına ilişkin davanın gerekçeli kararı açıklandı. Mahkeme heyeti, varlığı hiçbir tanık tarafından doğrulanmadığı ve üzerinde maktulün parmak izi bile çıkmadığı halde Emrah Barlak’ın polise bıçakla saldırarak, tahrik ettiğini ileri sürdü. Aynı şekilde heyet, bazı tanık polisler bile, “Biz duymadık” demesine rağmen şarjördeki mermi sayısından yola çıkarak, sanık polisin ‘uyarı atışı’ yaptığını iddia etti. Bu arada, Emrah Barlak Davası’nda polis lehine ifade veren iki kişinin sahte tanıklık yaptığı gün yüzüne çıktı. 

İzmir’de, üç yıl önce bir trafik kazası nedeniyle polislerle Barlak ailesi arasında tartışma çıkmış; polis Kahya silahını çekip Emrah Barlak’ı öldürmüş, kardeşi Erhan’ı üç kurşunla vurmuş ve iki arkadaşını da yaralamıştı. İzmir 6. Ağır Ceza Mahkemesi, geçen yıl 28 Kasım’da biten yargılama sonunda sanık Kahya’ya ‘olası kastla cinayet’ suçundan sekiz yıl dört ay, üç kişiyi yaraladığı için de dört yıl dört ay 15 gün hapis cezasına mahkum etmişti.

Açıklanan gerekçeli kararda, öldürülen Emrah Barlak tarafından polise saplandığı iddia edilen bıçakla ilgili ekspertiz raporuna yer verildi. Raporda, “bıçakta vücut izi bulunamadığı” ifade edildi. Ancak Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı’nın raporunda, “bıçak namlusu üzerindeki şüpheli lekenin, polis İmran Kahya’nın kan örneği ile genotip olarak uyumlu olduğu” belirtildi. Eldeki kamera görüntülerinde, Emrah Barlak’ın elinde hiçbir şey görünmediği, sadece sandalye olduğu ifade edildi. Buna rağmen Barlak’ın polise bıçakla saldırdığı sonucuna varan mahkeme, ilginç bir savunma yaparak, şunları kaydetti:

“Olay yeri görüntülerinde, bacağından yaralandığına dair pantolonu ve yürümesinde buna dair iz bulunmadığı; hakaretleri ve yürüyüşünden belirlenemediği belirtilmişse de aynı olayda bacaklarından, ayak kısmından, topuğundan yaralanan maktul Emrah ile sanık Erhan’ın da yürümelerinde bir sıkıntı olmadığı, yaralandıklarına dair bir emarenin görünmediği düşünüldüğünde sanık Kahya’nın savunmasını doğrular mahiyette deliller de bulunduğundan mahkemece maktul Emrah tarafından bıçak ile yaralandığı kabul edilmiştir. Görevli memura mukavemet sırasında maktul Emrah’ın saldırgan tutum ve davranışlarının son aşamaya doğru devam ediyor olması hep birlikte değerlendirildiğinde; bu fiillerin hepsinin haksız birer fiil olduğunda kuşku yoktur. Bu fiillerin sonucunda, sanık Kahya’nın silahına davranması arasında illiyet bağı mevcuttur. ”

POLİS GÖRMEDİ, MAHKEME GÖRDÜ!
Keza mahkeme, polis Kahya’nın Barlak’ı vurmadan önce havaya ateş ettiği iddiasını da ilginç bir yorumla kabul etti. Kahya’nın tabancasında 14 merminin olduğu ve olaydan sonra beş merminin kaldığı anlatıldı. Barlak’ın üç mermiyle vurulduğu, Barlak’tan çıkan bir merminin Halil Altın’a gelmiş olabileceği, Erhan Barlak’a da üç kurşunun isabet ettiği, toplamda yedi kurşun harcandığı vurgulandı. Bu durumda, “şarjörde eksilen mermiler göz önüne alındığında, sanık Kahya’nın ısrarla olay yerinde bir ya da iki el uyarı atışı yaptığı yönündeki savunmasını doğrular mahiyette olduğu” sonucuna varıldı. Oysa ifadesine başvurulan tanık polislerden bazıları, Kahya’nın uyarı atışı yapıp yapmadığına ilişkin bir bilgi vermemişti.

İKİ SAHTE TANIK
Kararda, olay sırasında Kahya’nın yanı sıra üç-dört polisin daha olduğu, dört ekip otosunun bulunduğu, her araçta iki polisin görev yaptığı belirtilerek, “Polis memurlarının sayısının, görüntüye yansıyan karelerde, polise mukavemet ediyor görünen şahıslardan daha fazla olduğu” ifade edildi. Kahya’nın fizik olarak üç saldırgandan üstün durumda olduğu, yanında en az üç polisin bulunduğu kaydedilerek, “Bu polislerin sadece biber gazı kullanmakla yetinmeleri karşısında, Kahya’nın, saldırı ve savunma arasında hiçbir oran bulunmayan bu durumda, silahla ateş etmeye başlaması meşru müdafaa kapsamında değerlendirilemeyecektir” denildi. Kararda, “Görüntülerde, Kahya’nın panik halinde bir görüntüsünün bulunmadığı gibi kendisinden başka hiç bir polisin silaha davranmamış olması, biber gazı sıkıyor olmaları, polis sayısının çokluğu göz önüne alındığında, meşru müdafaa halinde sınır aşılmasının da kabul edilemeyecek bir durum olduğu görülmektedir” denildi.

Bu arada, sahte tanıkların varlığı ortaya çıktı. Soruşturma aşamasında, “kırılmış cam şişe parçaları ile birden fazla kişinin polislere saldırdığı, Kahya’nın başına demir sandalyeyle vurulduğu, polisin tabancasının böylelikle ateş aldığı, 15-20 kişinin polisin etrafını sardığı, polisin tabancasını almaya çalıştıkları sırada silahın ateşlendiği” yönünde ifade veren Hasan Urhan ve İsmail Kekiç’in iddialarına itibar edilmedi. Kararda, “Olaylarla ilgili anlatımlarının kamera görüntülerine, bilirkişi raporları ile tespit edilmiş görüntülere uygun düşmediği, bu tanıkları hiç kimsenin görmediği, polis memurları tarafından da varlığının beyan edilmediği” ifade edildi.