Uzaydan mı geldi?

Fatih Zeyrek'te yaşayanlar, üç buçuk yıl önce bir gün, sokak sokak dolaşıp mahallenin çöplerini toplayan bir
Uzakdoğulu gördü.
Haber: ULAŞ YILDIZ / Arşivi

İSTANBUL - Fatih Zeyrek'te yaşayanlar, üç buçuk yıl önce bir gün, sokak sokak dolaşıp mahallenin çöplerini toplayan bir
Uzakdoğulu gördü. Semt sakinlerinin ilk günlerdeki şaşkınlığı, Uzakdoğulunun her gün görünmesiyle yerini meraka bıraktı. Hangi ülkeden geliyordu? Adı neydi? Hangi dilde konuşuyordu? Ailesi, bir yakını var mıydı?
O, çevredekiler için yıllardır çözülemeyen çok bilinmeyenli bir kayıp öyküsü. Ancak hangi ülkeden geldiği, konuştuğu dil bile bilinmemesine karşın, geçen yıllar sonunda mahalleliden biri oldu.
Sadece 'Yungen'
Zeyrek'in 'tuhaf sakini', adını soranlara sadece 'Yungen' diyor. Yungen, sürekli gülümseyen ifadesiyle saatlerce avuç içlerini bitiştirerek güneşe bakıyor. Yakınları Kaybolmuş Aileler Derneği (YAKAD) Başkanı Zafer Özbilici, Yungen'i Haliç sahilinde üç buçuk yıl önce perişan bir halde buldu. Derneğe getirerek yeni kıyafetler giydirdi. Arada sırada bayılan Uzakdoğulunun sara hastası olduğu anlaşıldı. Dernekte yatıp kalkmaya başlayan 'çekik gözlü'ye 'Tarzanca' yöntemlerle ismi sorulduğunda 'Yungen' dedi.
Bir polis tanır gibi
Haliç kıyısına nereden, nasıl geldiği bilinmeyen 'çekik gözlü'nün kimliğinin belirlenmesi için YAKAD çok uğraştı. İlk olarak Yabancılar Şubesi'ne götürülen Yungen'i polislerden biri tanıdığını söyledi. 1996 yazında Haseki Hastanesi'nde yabancı uyruklu bir şahsın darp edildiğini hatırlayan polis memuru, "Ama o zamanlar çok daha zayıftı. Kafasında darp izleri vardı. Üzerinden hiçbir kimlik çıkmamıştı. Ona çok benziyor" dedi ama bir sonuca varılamadı.
Dilini kimse anlamadı
YAKAD Başkanı Zafer Özbilici, destek olduğu bu 'garip yabancı'yla ilgili olarak şunları anlattı: "Önce Çin Konsolosluğu'nu aradık. Bir yetkili gelip, Yungen'le konuşmaya çalıştı. Sonuç çıkmadı. Sonra Japon Konsolosluğu'yla temasa geçtik. Onlar da dilinden anlamadı. Sonra Güney Kore'yle, Filipin'le... Ama hiçbiri Yungen hakkında bilgi edinemedi. Sultanahmet Meydanı'na götürerek turistlerle konuşturduk. Çin lokantalarına götürdük. Ama Yungen'in kim olduğu, milliyeti öğrenilemedi."
Tekirdağ'a gitti
Yungen bir süre sonra ortalarda görünmez oldu. Çevre halkı nerede olduğunu merak ederken, bir gün YAKAD'ı Tekirdağ'dan arayan biri, cebinden derneğe ait bir kart çıkan yabancıya rastladıklarını söyledi. Geri getirilen Yungen, o gün bugündür Zeyrek'ten hiç ayrılmadı. Arada bir Çırçır Mahallesi'ndeki esnafın çöpünü topladı, sokakları süpürdü, türbeleri, mezarlıkları temizledi.
Artık mahalleden biri
Şimdi bir cami içinde yaşayan Yungen'in her gün ellerini birleştirerek saatlerce güneşe bakması çevre halkının ilgisini çekti. Kimileri onun 'güneşe tapan bir rahip' olduğuna inandı, bazıları ise 'akli dengesini
yitirmiş bir yabancı' olduğunu söyledi. Kim olduğu bilinmese bile mahalle halkı ve esnaf Yungen'e sahip çıkıyor.
Ancak şu sıralar sıkıntılı günler yaşayan Yungen'in derdi, kaldığı caminin duvarlarının
belediye tarafından yıkılması nedeniyle kışı nerede geçireceği. YAKAD, Yungen'i tanıyanlardan yardım bekliyor. Tel: 0212 635 28 64.
***
Yungen'in sözlüğü
Güneş: Taye, Kültabağı: Tahşife, Buzdolabı: Kobinşiye, Kapı: Man, Sandalye: Dang, Çakmak: Naficiye, Sigara: Şei, Bardak: Bei, Kibrit: Zirifo, Masa: Cü, Anahtar: Sukey, Çaydanlık: Şokişure, Kalem: Bö, Ayakkabı: Ha, Ceket: İye, Pantolon: Buku, Kravat: Lingra, Gömlek: Çensa, Kulak: Lu, Saç: Tifo.